www.sizedebiyat.com SiZedebiyat Edebiyat Enstitüsü
KÖŞE YAZILARI caddesi
Köşe Adının ve Köşe Yazısının Telif Hakkı sahibi: Alp ARPAD
® ©
İnsan Olmanın Lezzeti... CLX
Köşemin ismini, " İnsan Olmanın Lezzeti ” koydum. Hayır, ısrar eden olmadı. İçimden öyle geldi çünkü insan olmak gerçekten lezzetli bir iştir
KUM TORBASI
|
Uzun zamandır Lumpen ve Lumen üzerine yazmak istiyordum. Yine, 21.yy Dünya Devleti nasıl olmalıdır ve buna bağlı olarak hangi ülkede olursa olsun uygulandığı zaman o ülkeye büyük faydalar getireceğine inandığım yeni bir diploma sistemi üzerinde, sizinle bir denemeyle konuşmak istiyordum ki acı olduğu gerçek bir haber Tuzla, İstanbul’ dan geldi. Tersanede onarımı yapılan tankerin batmayan can kurtarma botunun ağırlık testi için on dokuz can kullanılmış. Zor durumdaki gemi, can kurtarmak istediğinde emniyet kemerleri bağlı insanlarla dolu flikayı güverteden denizine atacak, suya giren bot çok kısa zamanda yüzerek canları kurtaracak. Böyle yapılmış. Sonuç: 3 ölü, 16 yaralı! Neden, boğulma ve ezilme! Kıyıya bağlı bu tankerin halatına takılan – kimi haber kaynaklarına göre botun halatı kopmuş - flika ters dönerek denize düşüp camları kırılmış, sınama trajediye dönüşmüş. O anda orada çalışan işçilerden alınan deneme grubundaki bazıları da yüzme bilmiyormuş! Suyun içinde baş aşağı bir tekne, emniyet kemerleri bağlı baş aşağı insanlar, kırılan camdan içeriye dolan su, birdenbire tükenen hava! Medeniyetin ölçüsü âlet kullanmaktan geçer diye bir İngiliz atasözünü hatırladım. Klâs kontrolünün bu evresinde safra kullanmak varken niçin insan? Bu deneme insanın can güvenliği için yapılmıyor mu? Otomobil çarpışma, can güvenliği ve hasar belirleme deneyimlerinde manken yerine insan kullanmaya eşdeğer değil mi? Açıkta yapılması gerekmez mi? Açıkta, geminin az ötesinde konuyla ilgili sağlık, kurtarma, gözetleme teknelerinin eşliğinde bütün önlemler alınmış olarak yapılsa daha doğru değil mi? Geçtiğimiz günlerde hasta olarak Acil’ e gittim. Eski günlere göre oldukça temiz bir hastaneydi. Üç yatağın ortasındakine yatmamı söylediler. Güzel, mavi, kirli olmayan bir örtüsü vardı. Dolu olan iki yataktan solumdakinde bulunan hemşireye, kullan at kâğıt yatak örtüsünün olup olmadığını sordum. Mimikleriyle üzülerek yok olduğu söyledi ama çember sakallı hastası lâfa atıldı: — Buralarda böyle şeyleri aramayacaksınız! “ Olur Naoksijen Bey, 2008 yılında da olsa Hastahane Mikrobu’ ndan yüzlerce insan ölüm ölüm çekerken, virutik, mikrobik ortamlarda bu çok gerekli, belki de hayati önlemi aramam; tertemiz ortamlarda ararım! “ demek geldi içimden. Anlatmak istediğim bu değil doğal olarak: Eğer bu zat o anda orada olsaydı can kurtarma botuna binmeyi kabûl edecekti; tıpkı o on dokuz kişi gibi! Sorunun iki yönünden birisi de bu işte! On dokuz işçi bunu kabûl etmiş. Kim bilir, kendilerine göre haklı nedenleri vardır ama yine de karşı çıkabilirlerdi. İnsanın can güvenliği için yapılacak sınamayı insanla yapmasının, işin mantığına aykırı olduğunu düşünerek! Bakmakla sorumlu olduklarının bilincinde olarak! Canlarını hesap ederek… Konunun üçüncü ve en düşündüren yanıysa bu kadersizlik, çok okunan haberlerde ya yok ya da çok alt sıralarda… … hâlbuki insan yaşamı sürecinde bu iş ekmek peynir kadar güncel ve yaşamsal! Armatörleri, Gemi Yapım Şirketini, kesinleşmiş sonuçlar olmadan suçlamanın yersiz olduğunu düşünüyorum. Çıkar diyorsanız, çalıştırdıklarının ölümü değil de yaşaması çıkarlarınadır. Asıl sorgulanması gereken; nerede olursa olsun, neredeyse insanlık tarihi kadar eski olan deneyimlerden yararlanamayan, bilime ilime ve onların uzun araştırmalar sonucunda kurulmuş kurallarına bire bir uymayan, iyiye yönelik inisiyatif kullanamayan, egolarına yenik düşen, iyi düşünemeyen, Kum Torbası = İnsan anlayışlardadır… … ki düzeltilmedikçe bugün burada, diğer bir gün başka bir iş kolunda, başka bir yerde hep karşımıza çıkacaktır… NOT: Saygıdeğer Kemah, Erzincan Şehitlerimiz… Değerli Yarbayım… Allahımın ışıkları içinde yatın. Huzur içinde yatın. Bakın, sizler sayesinde biz de huzur içinde yatıyoruz! Savaş öyle de olsa kötü, böyle de! Nezdinizde bütün şehitlerimize gönül borcumu ve dualarımı bildirirken, şu anda savaşan dünya uluslarına sağduyu ve ivedi barış dilerim… “ Yurtta sulh cihanda sulh ”, bütün dünyanın yaşam düsturu olsun…
İnsan Olmanın Lezzeti... CLXI' de buluşana dek, en iyilerle kalın. İlk not: En son ne zaman, en güzel mavinin nerede olduğunu düşündünüz? |
:
Alp
ARPAD,
Ankara, 12 Ağustos, Çarşamba 09:15
Diğer bir
"
İOL... " için