www.sizedebiyat.com SiZedebiyat Edebiyat Enstitüsü
KÖŞE YAZILARI caddesi
Köşe Adının ve Köşe Yazısının Telif Hakkı sahibi: Alp ARPAD
® ©
İnsan Olmanın Lezzeti... CLIX
Köşemin ismini, " İnsan Olmanın Lezzeti ” koydum. Hayır, ısrar eden olmadı. İçimden öyle geldi çünkü insan olmak gerçekten lezzetli bir iştir
YANGIN
|
03 Ağustos 2008, saat 18.18 ve Antalya iki gündür yanıyor! Çam ağacı yılda ancak yirmi beş otuz santimetre uzayabiliyor. İzmir, Bodrum, Çanakkale, Marmaris’ ten sonra Antalya, diğerlerine, “ hâllerine şükrettirircesine ” yanıyor. Yangın bir ucundan diğer ucuna yirmi kilometrelik bir alanı kaplamış vaziyette! Büyükbaş, küçükbaş ekili araziler, doğanın dengesi vahşiler, köyler, köylüler hep yanıyor. Doğa yok oluyor! Gördüğüm iki kare bende dondu; kaçan köylülerin kamyonetinde sadece yatak döşek var ama bir de buzdolabı! Diğeri de taze yaşlı demeden yeşilin çıkardığı alevlerin dehşeti; yok oluşları; haykırışları… Yangınların biri biterken biri başlıyor. Doğu uç Aspendos yanarken bir diğeri başlıyor; Antalya’ nın batı ucu bu kez; Olimpos da yanmaya başlıyor… Ben bu yazıyı yazarken güçlü, güzel Türkiyemizde peş peşe çıkan on altı yangının dokuzu devam ediyordu; bunun üçü Antalya’ da… Çocuklarımızın geleceği yanmakta… Ciğerlerimiz yanmakta… Antalya’ nın az sağında bir yangın daha… On iki yaşından küçük kızlar, ormanda yalnız, kuş uçmaz kervan geçmez bir yerde, Konya’ nın bir kazasında, adı kurs olan bir binada öldüler. Kaçak bir kurs! Yalnızca oyun oynamaları gereken; güneşin altında, aydınlıkta, tatilde olmaları gereken bir çağda, karanlıkta, göçük altında kaldılar… Leylâ’ nın öyküsü acımı daha da arttırdı: Leylâ on bir yaşındaymış. Babası yükünü azaltmak üzere babaannesine göndermiş. Babaannesi de yemesi içmesi bedava diye yakınındaki o kursa göndermiş! Leylâ’ ya ne istiyorsun diye sorduklarında ailesinden terlik istemiş. Bu hafta sonu annesi babası getirecekmiş. On bir yaşında bir kutsal emanet! Fotoğrafını gördüm; on bir yaşında pırıl pırıl bir ana baba kuzusu! Tek istediği bir terlik? Ürkütücü yanınaysa akıl erdirmeye gücüm yetmiyor: On sekiz ölüm var o kumdan, kaçak kurs binasında; bir tek şikâyet eden ana baba yok! Hatta Habertürk’ ün 16:oo haberlerinde verdiğine göre bir baba, “ Takdiri ilâhi ” demiş! Hangi açıdan hangi yanını alayım ki! Konya’ dan oraya yol parası bulamayıp komşuların iteklemesiyle cenazeyi almaya giden babayı da anlattılar… Burada donan kare, bir adam, bir terlik, bir melek! Bir baba, bir yol parası! Bir iyi kız ve bir terlik… Cennette terlik meyveli rengârenk ağaçların, koşup oynayacağın taze oksijen dolu aydınlık patikaların olur inşâllah Leylâ… Çocuklarımızın geleceği yanmakta… Ciğerlerimiz yanmakta… Ankara da çıra gibi yanıyor: ülkemizin en büyük doğum hastanesinde bir ayda kırk iki bebek ölümü olmuş. Hastane yetkilisi televizyonda açıkladı: beş yüz küsur doğum olmuş. Yani yüzde onu ölmüş! Prematüreymişler… Karton kutuda babasına teslim edilen bebek… İşte donan kare bu… Çocuklarımızın geleceği yanmakta… Ciğerlerimiz yanmakta… Yangından yangına! İnsan kasabı Sırp, her dakika haberlerde! İkizlerden biri Radovan Karadziç yakalandı; darısı Ratko Mladiç’ in başına. Alev alev Bosna, cennet cehennem Serebrenitza! Hocalı katliamı da daha sıcak; sönmedi. Kıbrıs soğudu mu ki? Hangi kalp Binbaşı Nihat İlhan’ ın banyoda katledilen üç bebeğinin ve eşinin o görüntüsüne dayanabilir? Hangi ruh onları unutabilir? 24 Aralık 1963 ten beri donmuş ve asla çözülmeyecek o fotoğrafı hafızasından kim yok edebilir? Daha ne yangınlarımız var; çocuklarımızın geleceği yanmakta… Ciğerlerimiz yanmakta… Şimdi çok dikkat edersek ormanlarımız altmış yetmiş yıl sonra yangından önceki hâllerini bulabilir ama o zamana kadar yangın sönmeyecek mi? Yangınlar söndürülebilir hatta önlenebilir… Çok güçlü olmak zorundayız. İyi yetişmiş aydın anne ve aydın öğretmenler; Ayşe, Fatma, Ülkü, Sabiha, Refet, Müzeyyenler; Ahmet, Mehmet, Rauf, Mustafa, Cemâl, Kemâller ülkemizin ve çocuklarımızın geleceğinin teminatlarıdır. Bu yangınları ancak, onların aydınlık, sıcak, sevecen kucakları söndürür…
İnsan Olmanın Lezzeti... CLX' da buluşana dek, en iyilerle kalın. İlk not: En son ne zaman, bir mumun ışıldaklara bile katkısı olabileceğini düşündünüz? |
:
Alp
ARPAD,
03 Ağustos 2008
18:18:00
Diğer bir
"
İOL... " için