www.sizedebiyat.com SiZedebiyat Edebiyat Enstitüsü

KÖŞE YAZILARI caddesi

Köşe Adının ve Köşe Yazısının Telif Hakkı sahibi: Alp ARPAD

® ©

İnsan Olmanın Lezzeti... CLV

Bir Sonraki Yapıt

Köşemin ismini, " İnsan Olmanın Lezzeti ” koydum. Hayır, ısrar eden olmadı. İçimden öyle geldi çünkü insan olmak gerçekten lezzetli bir iştir

 ŞİMDİ UZAKLARDASIN

“ Gönül hicranla doldu… ” 

diyor Zeki Bey. Bu ne kadar güzel, ne mükemmel bir beste ve güftedir! 

Yaş kemâle erdiğinde Gazi Mustafa Kemâl Atatürkümü hicranla anarak dinledim. Hele o ölçüsü iyi ayarlanmış meyânı var ya; “ Sevda bahçelerinin çiçekleri hep soldu / Çiçekleri hep soldu… ”  

Sevda bahçeleri! “ Ömrünü ülkesinin, ulusunun korunmasına, gelişmesine, uygarlaşmasına adamış; varlık edinmemiş ama olanı da manevi değerlerle birlikte ulusuna miras bırakmış bir lider için ‘ Sevda Bahçeleri ’ ne anlam taşır ” diye düşündüm. Vatan sevgisi, bayrak sevgisi, insan sevgisinde karar kıldım.  

Her on yılı bir nesil farz etsem, ben üçüncü nesildim. Görmedim ama hicranla yani ayrılığın neden olduğu onulmaz acıyla anabiliyordum çünkü bıraktıkları sıradan bir insan ömrüne sığmayacak mükemmelliklerdi. Aynaya baktığımda medeni görünüşümü az bulup ona lâyık olmaya çalışıyordum zira her şeyi ona borçlu olduğumu çok ama çok iyi biliyordum. 

Her yer aydınlıktı… Hava durumu ne olursa olsun komşular, mahalle, okul, şehir, pırıl pırıldı. 1937 de uçak yapan bu ulus, çok gecikmesine rağmen 1960 da otomobil yapıyordu. Eleştirilecek yanlarımız, eksiklerimiz çoktu ama her yer ışıl ışıldı...  

Sonra birden bir değişim geçirdik. Bazı kişilerde madde, manânın önüne geçmeye başladı. Altıncı nesille biraz ayrı düştük çünkü akustik müziğin değerini pek bilemediler! Yaşam gittikçe metalleşmeye, sözsüz toplum kanunları etkisini kaybetmeye, sözlülerse daha çok düzgünler için geçerli olmaya başladı. Sonuçta bazı yerler karanlıkta kaldı… 

Birden bir sarsıntı daha geçirdik. Sekizinci nesil, en azından yedinci nesil kadar bile bilemiyordu çünkü bilmek istemiyordu. Hâl böyle olunca bilmesi gerektiklerinin neler olduğunu da hiç bilemiyordu. Yemek, cep telefonu, bilgisayar in be kardeşim in oldu, diğerleri de defol be defol! 

Eski değerler fosfor gibi, ışığı kendinden kaynaklandırıyordu. Yenileriyse muhakkak bir enerjiye gereksinim duyuyordu. Nüfus artışı daha fazla enerji tükettiğinden bazı yerler daha karanlıkta kaldı…  

Bu arada ben de yaşlanmıştım. Anam, babam, akrabalarım, dostlarım… Henüz haber verdiler; çok iyi kalpli ve çok düzgün bir insan olan liseli sevgilim bile gitmişti… 

Hiçbirini geri getiremezdim. Şarkıyı sahibinden, rahmetli Zeki Müren’ den dinlemeye başladım. Dokundu. Ben de rakıya dokundum… 

Birden gördüm! Şarkı her ne kadar tekrar kavuşulamayacağını anlatıyorsa da şarkının kendisi hiç ayrılmadığımızı anlatıyordu! Bestelendiği yıldan bu yana söylemeyen kimse, söylenmediği yer kalmamıştı!  

Aydınlık odamdan bile karanlıkta, uzaktaki fosfor, net olarak fark ediliyordu…

 

 

İnsan Olmanın Lezzeti... CLVI' da buluşana dek, en iyilerle kalın. 

İlk not: En son ne zaman, nakış nakış işlenmiş bir Türk Sanat Müziği şarkısını içinize sindirdiniz?

 

  :  Alp ARPAD, Ankara, 06.06.2008 23:42:00                                                              Diğer bir  İOL... "   için

                

Bir Onceki Yapıt Teknik Aksaklık Bildiriniz Edebiyat Atölyesi Girisi Türkce veya Diğer Bir Dil Yanılgısını Bildiriniz Sözlük Telif Hakları Kanunu İmla Kılavuzu  Bu yazarımız/Bu yapıt hakkında ODA AKDENİZ ODA EGE ODA MARMARA Bir Sonraki Yapıt