www.sizedebiyat.com SiZedebiyat Edebiyat Enstitüsü
KÖŞE YAZILARI caddesi
Köşe Adının ve Köşe Yazısının Telif Hakkı sahibi: Alp ARPAD
İnsan Olmanın Lezzeti... CIV
Köşemin ismini, " İnsan Olmanın Lezzeti ” koydum. Hayır, ısrar eden olmadı. İçimden öyle geldi çünkü insan olmak gerçekten lezzetli bir iştir
CANDAN ERÇETİN' in KEDİSİ' nin HATIRLATTIKLARI; BİR ÖYKÜ NASIL YAZILMALI
|
" Açtınız mı şarkıyı? ' Bahane ' yi? Döndürmeye başlayın lütfen, çalsın dursun yineleyerek öylece.. " Önce kapı biraz gizemli açılacak, kedi kafasını sokacak. Sonra afacan kedi tırıs tırıs, pamuk zıplayışıyla kalbi tırmalayan tatlı bir mırıltı eşliğinde içeri girmeli. Daha sonra takılgan bir şekilde odanın içinde cazibeli cazibeli, zıp zıp tur atacak. Siz tam ne oluyor derken meraklı bir sırnaşma şaşırtacak sizi; - Ben özlemedim ki seni, " kedi " özledi!... Girişi iyi yaptınız. Vurdunuz. Okuyucu merak ediyor şimdi, " şimdi ne olacak " diye. Devam, dikkat ederseniz güzel olabilir öykünüz. Olayları geliştirmeye başlayın şimdi; kedi, kalça bir sağda bir solda, kuyruk turlamada dolaşıyor odada; - çok severmişsin onu / doyamaz öpermişsin / sarılıp uyurmuşsun / nasıl özlemesin ki seni... Allahh, mahvettiniz okuyucuyu! Flashback bundan daha güzel yapılamazdı hani! Okuyucu kıvranıyor şimdi. Hele ki o anılar dönülesi anılarsa!.. Kedi sanki farkında değilmiş gibi kıç kıvırarak, kuyruk sallayarak dolaşıyor odada hâlâ. Sizi ve okuyucuyu kışkırtıp duruyor. Siz hiç oralı olmayın yazmanıza devam edin. Öykünün gelişmesinin girişi de bu kadar olur, daha fazla olmaz yani. - o da çok severmiş hani / derdinde yanındaymış / sevincinde o da mutlu... Öff, yaktınız; çıra gibi yandırdınız okuyucuyu! Kedi takdir etti sizi. Size öyle bir anahtar tümce verdi ki öykü ancak böyle öykü olur zaten. Sevince onla mutlanmak, derdinde yanında olmak!.. İşte size yalnızca öykü değil, roman, tiyatro, sinema ve neredeyse edebiyatın bütün dallarına konu. Kedi başarmış ama bunu. Okuyucu da başarır. Siz yeter ki yazın, bu bölümü iyice geliştirin. Kedi sanki farkında değilmiş gibi kalça kıvırarak, kuyruk sallayarak dolaşıyor odada hâlâ. Okuyucu sersemlemiş durumda. - sen özlemedin mi onuuu ?... Yapmayın, bu kadarı da yapılmaz okuyucuya! Yukarıda zaten doğduğuna pişman etmiştiniz. Galiba siz iyi bir öykü yazarı olmaya niyetlendiniz. Özlemez olur musunuz? Alçak kedi! Bunu öyle bir soruyor ki!. Kardeşim kedi hiç dudağını ileriye doğru çıkararak, küskün, narin nazenin, davetkâr olarak soru sorar mı? Nasıl buldunuz bu tuzağı, nasıl kaleme döktünüz bunu? Oluyormuş işte! Oluyor oluyor, devam. Okuyucu sizden yana, ilgiyle, pişmanlıkla ama bir o kadar da umutla takip ediyor öyküyü. Kedi hâlâ mırnav mırnav, yavaş tempo zıp zıp... Aferin, iyi geliştirdiniz öyküyü. Ellerinize sağlık. Şimdi inişe geçelim. Yalnız, dikkat kuyruğu kısmış gibi yapıp hiç belli etmeden vurucu ya da anlamlı bir sona hazırlayın okuyucuyu. Bunun için şimdiden önleminizi alın. - ben istemedim ki gitmeni / kedi istedi... Okuyucu yorgun, okuyucu iyi düşünemiyor çünkü onu öyle bir hale soktunuz ki yukarıda! Size itiraz edemiyor ve şimdi onu bir de pişmanlık duygusuyla baş başa bırakıyorsunuz. Siz dahil kimse karar veremiyor, belki de boşuna gittiniz! Helâl olsun size! Öykü bir türlü temposunu terk etmiyor. Çoğalıyor, azalıyor ama kalbiniz hep pır pır. Zaten o umutlu pır pırlamalar değil mi öyküyü öykü yapan? Siz becereceksiniz bu işi, yazmaya devam lütfen. Karıştırın biraz, bakalım niye istemiş kedi? - çok pişmanım diye bana kendi söyledi... Tamam, zafer sizin. Umarım bir parça rahat etmişsinizdir. Okuyucu da kendine geldi, nefes aldı burada biraz. Kedi itirafta bulundu ama hala cinlik yapıp mır mır, yavaş tempo zıp zıp çekici dolaşmasını sürdürüyor odada. İşte bu da okuyucuyu iki arada bir derede bırakıyor. Gözü kedide, aklı nerde? Bak, gördünüz mü ustalaşmaya başladınız bile. Öyle bir ifade seçmişsiniz ki burada, kaleyi esir aldınız ama ruhlara, benliğe egemen olmadınız. Galiba sevginin gücünü vurguluyorsunuz burada. Eh, işte, öykü dediğin böyle sevgiyi anlatmalı, sevgi dolu olmalı. - belki de her kedi gibi biraz bencildi... Yahu bravo size, okuyucuyu gevşetip gülümsettiniz. Adi kedi bencillik yapmış ama hâlâ odada o vazgeçilmez bakışı, kalça kıvırışı, kuyruk sallamasıyla zıp zıp dolaşıyor. okuyucu bir türlü bırakamıyor öyküyü. E, zaten ne demişler; öykü sürükleyici olmalı.. Hadi ama devam, sona yaklaştınız. Şöyle vurucu bir çıkışla okuyucunun dikkatini toplamasına yardım edin. Adrenalin yükseltin. Yukarı doğru sürükleyin öyküyü. - sen de itiraf et hadi / suç biraz da senindi... İşte oldu.. Odaya girdi, geçmişe götürdü, seni - sen diyorum; önemli bir şey paylaştık senle, artık kaderdaşız - heyecanlandırıp ümitlendirdi, pişmanım dedi, farkında olmadan bencillik yaptım dedi. Daha ne istiyorsun? Okuyucuyla beraber gevşedikçe gevşediniz. Şımardınız? Suç iki taraflıdır. Sen niçin kendi yaptıklarını hesaba katmıyorsun ? Okuyucuların hepsi mi masum? Bunu itiraf edemezler kendilerine. Yardımcı ol biraz, bunları da koy öykülerine. Tamam o da gereğinde çok güzel tırmalar ama durup dururken mi bunu yapar? Öykü dediğin biraz inandırıcı olmalı; ona göre düşün buraları öyle yaz. Kızdırma kediyi, söyletme kötüyü... - dayanamıyorum de hadi / çok beklemesin bu kedi İtiraf ettir okuyucuya burada. Doğruyu söylemek kadar güzeli var mı? İnsan, hele sevdiğine içten olamazsa, direnmenin çürütmekten başka neye yararı dokunur ki? El ele verin, sevgi üretin. Ürettiğiniz sevgi çevrenize ışık yaysın. Burada işte bunları yaz öyküne. Nasıl da dolanıp duruyor odada öyle, bir işaret bekliyor gibi. Hadi hadi, çok beklemesin kedi.. - sen bilirsin bu kedi, karşılıksız sevdi seni. İşte gördün mü? Restini de çekti! Okuyucu da senin arkanda, bütünleşmiş senle. Ne okuyucunun ne senin direnecek haliniz kalmadı aslında. Türk filmlerindeki gibi yavaş çekim yaklaşın birbirinize. Helâl olsun şu kediye de! Kıvır kıvır, mır mır, zıp zıp temposunu bozmadan nasıl da ağır çekim başarıyor. Hah evet. Yaz! Sarılsınlar burada birbirlerine. Sıkı sıkı.. Vurgula bunu burada. Şimdi yavaş, sessiz ol. Hişşş...
İşte gördün mü, ne güzel oldu! Sen de yazdın bir öykü. Ama bunu biraz da, hatta çok daha fazla Candan ERÇETİN ve ekibine borçlusun! Dönüp onlara yürekten bir teşekkür eder misiniz? Evet her ikiniz de; hem sen, hem de duman renkli kedin! Söz yazarı Aylin ATALAY' ı da unutma. Alper ERİNÇ de ne biçim düzenlemiş değil mi ama; Helâl olsun valla ! İkinizin de, Candan hanımdan, flütçüsünden, bateristinden, gitaristinden, kısaca ekibinden şunu öğrenmeniz gerekiyor; Flütle, bateriyle, gitarla, seslendirmesiyle, düzenlemesiyle, bir kedinin odanın kapısını açıp içeriye girip dakikalarca süren tırıs tırıs, mırnav mırnav, zıp zıp, kalça kıvırıp kuyruk sallayarak davetkâr hareketini nasıl bu kadar güzel anlatabiliyorlar? Bu nasıl bir yetenektir ki sesle resim çizebilsin? Ha unutmadan, öykü dediğin bir de; kuyruk sallamalı. şıkır şıkır olmalı...
ben özlemedim ki seni
Söz: Aylin ATALAY
İnsan Olmanın Lezzeti... CV’ de buluşana dek, en iyilerle kalın. İlk not: En son ne zaman, dediğiniz gibi davranmadığınızı gördünüz? Görünce gülümseyip, olduğu gibi kabullendiniz? |
:
Alp
ARPAD,
Ankara, 20.09.2004,
15:52
Diğer bir
"
İOL... "
için