www.sizedebiyat.com SiZedebiyat Edebiyat Enstitüsü

KÖŞE YAZILARI caddesi

Köşe Adının ve Köşe Yazısının Telif Hakkı sahibi: Alp ARPAD

İnsan Olmanın Lezzeti... LVIII

Bir Sonraki Yapıt

Köşemin ismini  " İnsan olmanın lezzeti ” koydum. Hayır ısrar eden olmadı. İçimden öyle geldi. Çünkü, insan olmak gerçekten lezzetli bir iştir.

GEÇİŞ DÖNEMİ

Çay demlemek! Yemek ısıtmak! Su ısıtmak! Kestane kebap - yemesi sevap - yapmak! Çamaşır kurutmak! Oranı buranı veya elini yakmak! Bütün bunlar sobanın ısıtma işlevinin ardı sıra gelen yararlarıydı. Sobanın bir yararı daha olduğu gelişen teknolojinin evlerimizde yer almasından sonra kendini iyice gösterdi:

Bazı apartman yöneticisi ve saz arkadaşlarıyla dalaştırmamak!..

Şimdi... bu tip yöneticiler eskiden tek başlarına görev icra ederlerdi. Gördüler ki kimse ses çıkarmıyor; önce bir muhasebeci tuttular. Yetmedi; bir de sekreter eklediler. canları isteyince eleman almakta da çekince göstermiyorlar! Eskiden şehirlerarasına kapalı, görüşme süresi üç dakikayla sınırlı sabit telefon için Genel Kurul toplantısı yapıp izin alırlardı. Şimdi cep telefonu için bir şey sormadıkları, personelin ücretini ve özlük haklarını dert etmedikleri bir yana bir de kendilerine Genel Müdür maaşı bağlatıyorlar. Yakında yıllık ücretli izin, özlük hakları da isterlerse söz veriyorum şaşırmayacağım!  Biz yine de konudan uzaklaşmayalım isterseniz; bunlara yeni yeni bir huy daha geldi: Rahat rahat harcamalarına izin verilen parayı harcamamak için özel bir çaba gösteriyorlar! Örnek: Kaloriferlerin yakılması için özveri ve gönül rızasıyla verilen miktarlar...

İnsanların daha rahat hasta oldukları aylar Eylül sonları, Ekim veya Mart, Nisan aylarıdır. Havalar Eylül döneminde bir türlü tam olarak soğumaya,  Nisan döneminde bir türlü ısınmaya karar veremezler. Her yıl iki kez bu durumla karşılaşmalarına karşın insanoğlu yine de ne giyeceğine, ne yapacağına bir türlü karar veremez. Yukarıda andığım bazı apartman yöneticilerinin saz ekibi de karar veremez bir türlü!

Aslında konuşmam gereken kimse apartman yöneticisi; ben asilim, o da benim vekilim çünkü 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu böyle diyor: " Madde 38 - Yönetici, kat maliklerine karşı aynen bir vekil gibi sorumludur. " Bitti! Noktası bile var! Tartışılacak bir şey, yoruma açık hiçbir tarafı yok! Yok ama bu bazı apartman yöneticileri bir kez o makama oturunca kat mâlikini esir, kendisini de esirbaşı sanıyorlar. Bu durumu hemen düzeltmeniz olası ama bazı tavşan tersi kat mâliki komşularımız da bu esareti kabullenir, hatta hoşlanır bir tutum izleyince oy azınlığı olarak kalıyorsunuz. Evet, konuşmam gereken yönetici ama ne mümkün! Maiyetinde ücretlerini bizim verdiğimiz bir iki bey, iki üç hanım var ya...

Yıllardır anlatmaktan dilimde tüy bitti: Klâsik yolda kalorifer havalar soğumaya başlayınca yakılır. Ellenmez! Havalar ısınmaya başlayınca da söndürülür. Ellenmez! En ekonomik, en rasyonel yolu budur ve başka yolu da yoktur. Açıklaması mı? Peki... 

Isı ister artı, ister eksi bir birikim işidir. Birikmesi için süre ister. Diğer bir deyişle ister airconditioner ( eyirkondişinır ) soğutmaya, isterse kalorifer ısıtmaya zaman ister. Konumuz kalorifer olduğuna göre bir süre yanınca önce kazanı, sonra sistemi, en son odadaki havayı ısıtır. Düşük ısıda yakarsanız kazanı, düşük ısıdan biraz daha fazla yakarsanız kalorifer sistemini, yeteri kadar yakarsanız odayı, yeteri kadar yanmakta devam etmesine izin verirseniz duvarları ve binayı ısıtırsınız. Aslında odayla binanın ısınması yeteri kadar yanmasına izin verme safhasından sonra doğru orantılıdır; paralellik taşır. Ancak bina ısındığı zaman az yakıt harcamaya başlarsınız. Mantık, yürüyen yürümeyen her türlü tüketimde aynıdır: Gereken güce bir an önce ulaşmak için gerekeni harca ve oraya ulaş; enerjiyi orada sabit tut! Buraya kadar olan kısmı, " Hamama giren terler " kısmıdır. Kaloriferli, merkezi sistemli bir yapıda oturuyorsanız bunu göze alacaksınız. Yukarıdakileri, kesin değil ama örnek sayılarla anlatmak gerekirse: Artı 40 santigrad derece kazanı, 50 derece sistemi, sisteminize ve hava durumu göre 60 ve yukarısı odayı ve binayı ısıtır. Bu noktada sizin tek yapmanız gereken, kazanılmış, biriktirilmiş ısıyı muhafaza etmenizdir. Bunu da kaloriferi hiç kapatmayarak ve kazanı uygun ısıda tutarak yapabilirsiniz. Uygun ısı örnek olarak 60 dereceyse ayarı hiç ellememeniz gerekir çünkü kalorifer 60 da otomatik olarak durur. Bir süre sonra üç beş derece düşer ve tekrar 60 ' a çıkararak durur. Aynı grafiği tekrarlar durur. İşte ekonomi buradadır. Siz 60' a gelinceye kadar olanı bir kere, daha sonra da yalnızca o üç beş dereceyi ödersiniz. Şimdi kaloriferin aralarda kapatıldığını düşünelim. Sıfırdan 60 a kadar geçen süre ne kadarsa o zamanı baştan harcayacak, o masrafı yeniden yapacaksınız ki işte bu da diğer yakış tarzından çok yüksektir. Örnekteki 30, 40, 50 rakamları doğru, 60 sisteme ve soğuğun şiddetine göre çok değişken olabilir. 70, 80, 85, 90 a kadar çıkabilir. Sıcaklıklar en az ısınan daireye göre ayarlanır. Ana prensipler bunlardır.

Otomobile uygulayacak olursak; 0 kilometreden 90 kilometreye çıkıncaya kadar harcanan yakıt, zaten kazanılmış 60 kilometreden 90 kilometreye kadar harcanan yakıttan çok daha fazladır.   

Modern yolda da kalorifer hiç ellenmez! Havalar nasıl giderse gitsin. otomatik sistem açar, yükseltir, alçaltır, kapatır. Otomatik sistem günümüzde hemen hemen merkezi bütün kaloriferlerde tercih edilmektedir. Temel ayarı iyi yaparsanız gerisini o hâlleder. Hava ısınınca ısı derecesini düşürür; soğuyunca ısı derecesini arttırır. Mantık şudur: Ağustosta kar yağarsa sistem açar ve ısıtır; ocakta ağustos sıcağı olursa sistem kaloriferi kapatır. Otomatik sistemde sadece oda sıcaklığını en ısınmayan daireye göre, kazan sıcaklığını yüksek bir dereceye ayarlayıp bırakacak, bir daha da bozulmadıkça ellemeyeceksiniz!

Doğru bilinmesi gereken kalorifer ve sıcak su ısıtma arasındaki bağlantılar, teknik konuları da vardır ki o da ayrı bir dert! Bu bazı yöneticiler kat mâliklerini ıstakoz sanarak haşlamaya çalışmaktaysa da içgüdü soğuk su kullanmayı becertebilmektedir. Sıcak suyu daha az ısıtarak elde edilen yakıt tasarrufuyla oda ısını bir buçuk kat yükseğe çıkartmak olası ama temelini anlatamamışken türevlerini nasıl anlatacağız?

Bazı kat mâliklerine de şunu anlatmakta güçlük çekebilirsiniz: Eğer sıcak fazla geliyorsa eviniz ısınmış demektir. Dayanamıyorsanız kalorifer peteğinin musluğunu kapatın. Siz evinizin ısınmasına para veriyorsunuz; peteğinizin ısınmasına değil! Asla yöneticiye kaloriferi kapat, ısıyı azalt diye baskı yapmayın; üst katlarda ısınma bedelini ödeyip de sayenizde üşüyenler var! Bu şekilde hem siz hem onlar, sayenizde fazla ücret ödüyorlar; onu da yukarda anlatmıştık...         

Klâsikte saz ekibi yoktu. O devirlere yetişemediler. Modernde varlar. Açıyorsunuz; yönetici memleketine gitmiş! Oynaşmanız şu şekilde devam ediyor.

- Kaloriferi yakalım artık. Duvarlar, evler, bizler buz gibiyiz!

- Dışarısı sıcak ama?

- Olur! Eşyaları sokağa taşıyayım o hâlde?

- Estağfurullah!

- Sen önce o ayağının altındaki, bedelini ve sarfiyatını benim ödediğim elektrikli kaloriferi kapa bakayım! Kaloriferleri de yakın!

Diğer bir şekil:

- Havalar soğudu artık; kaloriferi yakalım lütfen!

- Biliyorsunuz şu aralar geçiş  dönemi! Hem şu anda yerinde olmayan Hepimizin Yöneticisi Muhterem Bey dediler ki üstelerine bir şey alıp hareket etsinler. Hareketsizlikten üşüyorlar...

- Bak kızım on dakikaya kadar kalorifer yanmazsa oraya gelip Beyefendinin tavsiyesini dinleyeceğim; Hareket edeceğim ama bir farkla! Üstümdekileri çıkararak...

Sakın yanılmayın; sekiz yaşındakine de seksen yaşındakine de aynı tavsiye!

Bu karşılıklı anlayışlar her Eylül, her Nisan tekrar eder. Ben de umutla bekler ve dua ederim: Tanrım; beni iradem altında yaşayacağım, hiçbir tarafı soğuk almayan, az bir katkıyla çok ısınacağım evime kavuştur...

 

 

İnsan Olmanın Lezzeti... LIX' da buluşana dek, en iyilerle kalın.

İlk not: En son ne zaman, istenenin itiraz, bilgiçlik değil; çözüm olduğunu düşündünüz?

:  Alp ARPAD, Ankara, 13.09.2003, 01:01                                                                      Diğer bir  İOL... "   için

               

Bir Onceki Yapıt Teknik Aksaklık Bildiriniz Edebiyat Atölyesi Girisi Türkce veya Diğer Bir Dil Yanılgısını Bildiriniz Sözlük Telif Hakları Kanunu İmla Kılavuzu  Bu yazarımız/Bu yapıt hakkında  Radyolu Dakikalar ODA AKDENİZ ODA EGE ODA MARMARA Enstitü Girisi Bir Sonraki Yapıt