www.sizedebiyat.com SiZedebiyat

KÖŞE YAZILARI caddesi

Köşe Adının ve Köşe Yazısının Telif Hakkı sahibi: Alp ARPAD

İnsan Olmanın Lezzeti... XLIV

Bir Sonraki Yapıt

Köşemin ismini, " İnsan Olmanın Lezzeti ” koydum. Hayır, ısrar eden olmadı. İçimden öyle geldi çünkü insan olmak gerçekten lezzetli bir iştir

 

ÇADIRIMIN ÜSTÜNE...

Hababam sınıfı... Gülpembe... Uzun İnce Bir Yoldayım... Konyalım yürrü... Çadırımın üstüne...

" Ama ne konserdi!  " dedirtecek parçalar değil mi? İsterseniz en baştan, tâ okul çağlarımdan alayım ki daha iyi anlatabileyim.

Zillerin de sesi vardı.     

İlkokulda, ortaokulda, lisede 09 - 15.30 okudum. " Çok şükür " ziline, günün en son ziline kadar yaklaşık yanılmıyorsam on yedi kez çalardı. Çan, kampana zillerimiz vardı. İlk zamanlarda elle nöbetçi öğretmenler, daha sonra nöbetçi öğrenciler, en sonunda da hademeler tarafından çalındı. Dökümden tek parça yapılırdı. Ahşap saplı, pirinçten kampanası, pirinçten dili vardı. Bölümleri insanı hatırlatırdı: Baş, omuz, bel, ağız, dil. Baş sallanır, omuz sağa sola hareket eder, dil ağızdaki dudaklara çarparak ses çıkarırdı. Hangi sesi, hangi tonda, ne kadar süre tınlatacağına dökümün süresi, döküm kumunun niteliği, kısaca dökümcü karar verebilirdi. Bir anlamda zil dökümcüsü zilinin bestekârıydı. Güfte hep aynı üç güfte:

1) Derse gir. Oku, adam ol! Çan.. çan.. çan...

2) Koşturmaya çık; terleme, terli terli su içme! Çan çana çana da çan...

3) Bir dakikan var, öbür zilde sıranda ol! Çan!.. Çan!.. Çan!..

Yorumcular değişirdi; Bilâl ÖZHADEME, Önlüklü Şadiye Hanım, Cabir MÜDÜRDENDÂMÜDÜR, vb... gibi mahallî sanatçıların ellerinde onların ruh hâllerine göre nevi şahsına münhasır yorumlanırdı. Yorumcu kim olursa olsun en güzel, en cana yakın, en sıcak yorum " Çok şükür " zilinin yorumuydu: Çan çana cân ım çan çan çan, oh debe can çan çan çan çan, dün yâvar mış Ay şe can çan... sözlerinin melodisini düşünün... Canım bir çeşit düm tekâ düm tek düm tek tek...

Elle çalınan zillerin zaman zaman her iki tarafa da yararlı olan bir yanı daha vardı: Dakik değildi! 

Daha sonra Amerika ve Rusya aya gittiği yıllarda bizim okullarda ziller de bobin sargılı mıknatıslanmayla çalan elektrikli hâllerine kavuştular. Zırrnn... Olsun onlar dahi güzel,anlamlıydılar.

Son senelere kadar hiç farkında değildim. Tüp gaz kamyonlarının mahalleye geldiğinde hoparlörden çıkardığı din dan don sesine benzer tonlar duymaya başladım. Çok şaşırdım; okul ziliymiş! Mantığım zorlandı; zil başka bir şey, şarkı başka bir şey!

Etrafımla konuştukça üzüldüm. Okul zili yerine çalınan melodiler klâsik müzikten, günün şarkılarından tutun da efektlere kadar geniş bir yelpazeye sahip  bir dağarcık ortaya çıktı. Yorumlayan orkestra değil, dikkatinizi çekerim; Tüp Gaz kamyonlarında kullanılan aygıt benzeri bir şey!

Öğreniciye ne katkısı var bunun? Bir televizyonda okul öncesinden tutun da ortaokul  çocuklarına kadar uzanan çağ arasındakilere tren terbiyesi vermek için hazırlanan bir çizgi film vardı. Müziği Amerikan Taşra müziğiydi! Türk çocukları için trene fon Country müzik? Tren Gelir Hoş Gelir şarkısı çok mu sıradan geldi? Kara Tren Gelmez M'ola türküsü treni daha iyi anlatmaz mı? Aynı şekilde teneffüs için çalan Amerikan Taşra Müziği ne verebilir ki?

Elektrik devresel zil olarak çalacaksanız bari tek bir müzik çalın: Bir Başkadır Benim Memleketim...

İleri gitmiş ülkelerin önemli ortak bir özelliği temellerde tutucu olmalarıdır. Sokaklar, binalar, eşyalar, köprüler, limanlar, gemiler, makineler, taşıtlar, nesneler, anlamlar özgün şekliyle yaşar, yaşatılır. Bu eski nesle sahip çıkmak anlamını taşıdığının yanı sıra, yeni nesil için de vazgeçilemez bir ayrıcalıktır. Görmediği dedesiyle aynı sesi paylaşmakta, bilmediği anneannesiyle aynı havayı solumaktadır. Kendisinin, ülkesine ve ulusuna ait geçmişten geleceğe uzanan  tarih ve kültür köprüsünün bir parçası olduğunun önemine varmıştır. Geçmişe, bugüne, geleceğe sahip çıkar ve korur. Bu gibi bazı özelliklerin çağlar boyunca tek ve aynı olması o ülke için büyük zenginliktir!

İlk günden bugüne dillerin ortak sesi saplı kampanalar eğitimin de simgesi olmuştur. Okul levhasındaki çocukları alın yerine tahta saplı kampana koyun; herkes yine okul anlayacaktır kanısındayım.

İsterseniz elle, isterseniz elektrikle çalın ama kampanalı okul zilimi geri getirin çünkü " Derse gir, yeter ki oku, büyük adam ol! Çan.. çan.. çan... " sesini mümkün değil diğer aygıtlar veremez. 

 

İnsan Olmanın Lezzeti... XLV' de buluşana dek, en iyilerle kalın.

İlk not: En son ne zaman, kırmızı parke taşlı kasaba yolundan yürürken yanı başındaki denizin iyot kokusunu içinize çektiniz?

:  Alp ARPAD, Ankara, 07.06. 2003, 04:35                                                                 Diğer bir  İOL... "

               

Bir Onceki Yapıt Teknik Aksaklık Bildiriniz Edebiyat Atölyesi Girisi Türkce veya Diğer Bir Dil Yanılgısını Bildiriniz Sözlük Telif Hakları Kanunu İmla Kılavuzu  Bu yazarımız/Bu yapıt hakkında  Radyolu Dakikalar ODA AKDENİZ ODA EGE ODA MARMARA Enstitü Girisi Bir Sonraki Yapıt