www.sizedebiyat.com SiZedebiyat
KÖŞE YAZILARI caddesi
Köşe Adının ve Köşe Yazısının Telif Hakkı sahibi: Alp ARPAD
İnsan Olmanın Lezzeti... XL
Köşemin ismini, " İnsan Olmanın Lezzeti ” koydum. Hayır, ısrar eden olmadı. İçimden öyle geldi çünkü insan olmak gerçekten lezzetli bir iştir
ELEKTRONİK BEYİNLER
|
Efendim, elektronik beyinin ana prensibi... Hemen yüzünüzü buruşturmayın. O kadar bilebilseydim zaten, şimdi burada yazı yazıyor olmazdım. Bol kazancın yanı sıra dilediğince ve kalıpsızca kapris yapabilmenin sarhoşluğunu yaşıyor olurdum. Tatil köyünde doğal olarak... Ben zaten elektroniğe de karşıyım hafiften. Bir kere anlamıyoruz! - Entegral devrenin santoniyemetresi bozulmuş. Hiç iyi olmamış! Biraz da pahalı bir şey ama o sorun değil. Elimizde yok şu an. Bekleyeceksiniz. - Tüh! Bozulmasaymış iyiymiş! Sizden başka seçeneğim de yok. Bekleyeceğiz mecburen. borcum ne olacak? - Hele bir gelsin! Ama meraklanmayın, fazla tutmaz. Yaklaşık... 800 Dolar civarı! - Amerikan doları mı? - Evet. - Hah, iyi. Ben diğer Dolar' lardan sanmıştım! - Nasıl yani? - Nasıl olcek canım; Singapur doları, Avustralya doları, Çin doları, Japon doları, İngiliz doları! Ne diyon sen be! Aleti 10 dolara aldıydım zaten... İşte bundan dolayı karşı olmuş olabilirim. Tabii bir şey dahi var; her elektronikle bir de kullanım kılavuzu veriyorlar! Yandınız! 1- Elektroniği yapmak ( imal etmek ) kolay olduğu için yurt dışında herkes her köşede en az bir elektronik yapıyor. Yapan kadar çeşit, yapan kadar ayrı kullanma kılavuzu var. 2- Yapanın bir mantığı var. Bu mantığı elbette o kullanım kılavuzunda açıklıyor. Ama yine kendi mantığınca! Eğer bundan bir ve iki sonraki, aşağıdaki maddeleri aşar da o mantığa kadar gelebilirseniz, önce o mantığı çözmeniz gerekecektir. Çözdünüzse işiniz kolay. okuduklarınızı anlamak kalıyor. Anlamak yapabilmek değil tabii! Öyle bir yerde öyle bir terim karşınıza çıkıyor ki ağzınızla kuş tutsanız boş! Saatler sonra önünüze bir soru geliyor, " Sizi çok yorduk. Ama sonuna sonuna geldik. Şimdi, yes deyip kabul edebilirsiniz, no deyip ret edebilirsiniz, ya da cancel deyip iptal edebilirsiniz. Hadi ama karar verin bir an evvel! Aaa! " a) Yes derseniz onun dediğine mi, sizin dediğinize mi yes diyeceğiniz meçhul! b) No derseniz onun dediğine mi sizin dediğinize mi no diyeceğiniz havada asılı, belli değil! c) Cancel demek yes ve no tercihlerinden birini seçmeye geri dön demek ki, yoksa 18 saattir uğraştığın kurulumu hepten iptal et, aklını oynatmadan çarşıya git bir bira iç geri gel, yeniden başla demek mi? Yani cancel burada kanser anlamına mı geliyor? Bu o çözdüğünüz mantığa bağlı ama siz burada bir mantıksızlık yapmaktan korktuğunuz için kendinize yapıyorsunuz. Kriz geçiriyorsunuz... Birden fazla işlemi geri almak .. a bas.. Peki olur ama: birden fazla işlem birden çok fazla ayrı ayrı yerlerdeki işlem mi demek, bir kereden daha fazla geri gitmek istersiniz mi... ) Aaaaaaa! Me Tarzan is, Ceyn oluyor yengeniz... 3- Tercüme... Çeviri.... Aman Allahım! Şimdi bu çeviren arkadaşın birinci yabancı dili mi, ikinci yabancı dili mi? Bu dili nereden öğrendi? Elektronik hakkında bilgisi var mı, yoksa adet yerini bulsun diye mi yapıyor? Arkadaşın asıl mesleği bahçevanlık mı? " Bu bİr YERİNE TAKILABİLEN İTME TİPİ ... " Aman Allahım! Güzel kardeşim sen ne diyorsun? Ayıp değil mi? Ne demek bir yerine takılabilen? İyi bak bakalım, adam belki öyle demek istememiştir! Belki de " çekerek sökülüp itilerek yerine yenisi takılabilen sistem ... " mi demek istedi bu aleti yapan asıl adam? Başıma geldiği için söylüyorum; sök yerine tak, tak yerine sök diyen tercüme gördüm. Tabii çok basit aslında, o arkadaş yol tarif ederken anlatacağı binayı hep sağda veya hep solda olarak anlatıyor. Halbuki arabanın önünün nereye baktığına göre o tariflerin şekli hep değişecek. Lirayı kuruşla tarif et dediğimde, " Kuruş yok ki! " diyen bakkal biliyorum. İnşallah o elektronik çevirmeye kalkmaz! Buraya daha sonra ( 28.04.2005 ) bir ekleme yapıyorum; bakınız sayın Kürşat BAŞAR, " Bilgisayar Peşinde... " isimli yazısında ( 22.04.2005 Akşam Gazetesi ) ne demiş: ( ... ) İngilizce yerine Türkçe kılavuzu kullanmak isterseniz o ayrı bir hadise. Çünkü bunu yazanlar gerçekten Türk mü merak ediyorum. Ben şahsen bunlarda anlatılanları bugüne kadar anlayabilmiş değilim. Anlamak için tekrar İngilizcesine bakıyorum! ( ... ) " Ya şuna ne diyorsunuz: " Kalıcı olarak siliniz! "... Sinirlerim yeterli değil, lütfen yorumunu siz yapınız. Son söylediklerinize ben de katılıyorum!... 4- Kullanım kılavuzunu adet yerini bulsun, kanuna uygun olsun diye bastıran bazı işletmeler sayesinde gözlükçüyle aramızda şu konuşmalar geçiyor: - Bundan büyüğü teleskop beyefendi! Büyüteç dediğin görebileceğiniz kadar büyütür, korkutmaz! - İyi o zaman! Söyleyin bakalım bu SÜRREL İGUANA nedir? - Valla ben de göremiyorum, hem görsem bile o şekilde hiçbir şey tanımıyorum. Ne o şeytan görmüş sigorta teli mi? - Hayır! herhâlde açma kapama düğmesinin bas ve aç veya bas ve kapa anlamındaki uluslararası simgesi. Ama hangisi!... Bir diğer örnek cep telefonundaki çeviriden; " Çarşamba Mart standart melodisi... " İsterseniz bu güzel melodiyi seçip zilinizi çaldırabilirsiniz. Ama en iyisi evlenirken telefonu buna ayarlayın ki biraz sonraki eşiniz aradığında sizi bulabilsin; " Neredesin Mahmut, düğünümüze iki dakika var ". Onun aradığını bu Çarşamba Mart Melodisi çaldığında hemen anlarsınız; çünkü bu şekilde çevrilen melodinin gerçek adı, " Wedding March ", yani " Düğün Marşı " ama asla Çarşamba Mart diye değil!... Bir diğer cep telefonunun kılavuzunda sizi alarm kurmayı öğretiyor. Aklımda kalan çeviri şu: Bir kereliğe mahsus ise " Bir defa " seçin. Bir de " Alarmı Tekrarla " seçeneği var. Alarmı Tekrarla seçerseniz ortaya başka bir seçenek çıkıyor; " Yanlarına işaret koyun ve seçin " diye. Sonra haftanın yedi gününü gösteriyor. Buradaki "Tekrarla " kelimesini, " tekrar " anlamına almanıza hiç gerek yok! 5- Bu arada bazı kullanım kılavuzlarının toplam sayfası 100 sayfa kadar! Benim gibi birisinin delirmesi için iyice hazırlanmamış 1 sayfalık kullanım kılavuzlu elektronik bir alet yeter de artar bile... Elektroniğin faydası yok mu? Olmaz olur mu, saymakla bitmez ama faydasını yazmağa gerek yok ki! Her gün yaşıyoruz zaten. mekâniğin gözünü seveyim... Her şey göz önündedir; " Krank kolu metal yorgunluğuna yakalanmış, un ufak olacak yakında. Değiştirmemiz gerek abi. Bak işte, gördün mü? ". " Gördüm, gördüm de dün akşam tren istasyonundan geçerken lokomotifte gördüğüm o uzun kola benzer bu kolun ne işe yaradığını bilmiyorum ki! Ama yukarıda Allah var, gördüm! Hurda olarak da mı işe yaramaz acaba? Nurettin usta iyi adam! Bize gerekli daha. Hem onun güleç yüzü yeter, çay da söylüyor. Bırak bildiği gibi yapsın. oh be rahatladım valla! " Gözünü seveyim mekâniğin...
Gerçekten mekâniğin gözünü seveyim; - 220 var ama orda! - Olsun, ileri itele yeter. Elinle tutma! Hah, tamam, itele itele. oldu. Şimdi vidayı sık! Beyler dalga geçmeyin! Üstteki diyaloğun, sağ kaldığınız takdirde size kazandıracağı bir yığın TL olabilir, öyle demeyin! - Ağbi sen şimdi kaça tornalarsın bu demiri? - 36 milyona, bak bunun gibi olur aynen. Pırıl pırıl ayna gibi bir iş çıkar... - Oha! Şey yani, pardon, yenisi 42 milyon zaten? - İyi ya 6 milyon kârın oluyor. Fena mı? - Fena olur mu hiç! Kârım olmazsa ne olcak ki sankim? Senin gibi birini tanımak bile adama büyük bir servet demektir! Beyler, gördünüz mü mekâniği, size bir dost kazandırdı. elektronikte dostunuz olmaz. Patronunuz olur; o söyler, siz peki dersiniz. Çünkü elektronikçi göstermiyor, mekânikçi gösteriyor! Gözünü sevsinler şu mekâniğin... Elle makineyi birleştirir. İkisini de çalışır tutar. Ben babamdan bilirim, bilen de iyi bilir; eskiler yaşlanınca tespih çekerlerdi çekine çekine. Öyle ya, tespih çekiyor, boşluktan tespih çekiyor sanmasınlar diye! Elleri, parmakları yatkınlığını, alışkanlığını - meleke - kaybetmesin isterlerdi. mekânik de böyle bir ahenk vardı işte. Makine ele, el makineye meleke kaybettirmezdi. Hem el deyince, mekâniğe bir el atmaya görün! Yetmediğiniz yerde sağdan soldan, komşulardan bir el daha uzanırdı. Eller birleşir, dostluğunuz pekişirdi. Eski günlerde herkes işe yaradığını hissederdi; çünkü herkesin işe yaradığı en az bir nokta vardı mekânikte.
İnsan Olmanın Lezzeti... XLI' de buluşana dek, en iyilerle kalın. İlk not: En son ne zaman, kuşlara yem attınız? |
Edebiyat Atölyesi Pazartesi Çalışmaları " ndan: 20. hafta, 07.02.2005 - 13.02.2005, haftanın konusu: ELEKTRONİK' in hatırlattıkları üzerine...
Çok daha önce yazmış olduğum bu yazım, diğer yazdıklarım gibi bende hâlâ tazeliğini korumakta olduğundan çalışmaya O' nunla katılmak istedim. A.A
:
Alp
ARPAD,
Ankara, 10.05. 2003,
01:23
Diğer bir
"
İOL... "
için