www.sizedebiyat.com SiZedebiyat Edebiyat Enstitüsü
KÖŞE YAZILARI caddesi
Köşe Adının ve Köşe Yazısının Telif Hakkı sahibi: Alp ARPAD
İnsan Olmanın Lezzeti... XXXIII
Köşemin ismini, " İnsan Olmanın Lezzeti ” koydum. Hayır, ısrar eden olmadı. İçimden öyle geldi çünkü insan olmak gerçekten lezzetli bir iştir
TEMPO TEMPO
|
Herkes oynuyor! En geç sabah dokuzda başlıyorlar. Uykulu muykulu; olsun! Söyleyen de dinleyen de hep beraber oynuyorlar! Kadının erkekten üstün olduğunu şuradan bir kez daha anlıyorum ki bütün sunucular kadın, yardımcıları erkek. Bu yardımcılar ya konuşmacı, ya komedyen, ya orkestra elemanı, ya çekiliş sorumlusu ya da doğrudan yardımcı. Sunucu Hanımların programa çıkış şekilleri genelde aynı: Zurna veya klarnet solo, " Off, of! ahh, ah! " dedirtecek kadar etkiliyken yavaşlamaya başlıyor; tam bu sırada yardımcısı sunucusunu anons ediyor. Sunucu son derece bakımlı ve güller açmış olarak yerini alıp katılanları selâmlıyor. Konuşulacak konuyu açıklıyor. Daha sonra katılımcı konuşmacıları, o günkü solisti veya solistleri açıklıyor. Sırasıyla onları davet ediyor. Konuşuyorlar, telefonlaşıyorlar, açıklaşıyorlar, kavgalaşıyorlar, anlaşıyorlar, anlaşamıyorlar ve tam çay kahve molası kıvamında, haydi hop, ne olduğu hiç önemli değil bir müzik çıkıyor ortaya: " Şıkıdık, şıkıdık, şıkıdım; çistaka çistak, ohh ohhh, hoopp, yandan Eminem yandan, altmış, seksen, yüz... Karada yüz, havada yüz, ayılana gazoz, Dürüye ve güğümü, darilining, drınılın, dürülü lüü, Halime’ yi, şak taka tak tak, vayy voyy, amanın yallah, hayde bre, ” ritimleri beraberinde pat diye oynuyorlar. Solistin nefis Türkçe' siyle ünlediği " dempoo dempoo, alleri goriyim, aller heveya, yieee, Allah Allahhhh! " nidaları eşliğinde herkes başlıyor oynamaya. Ne oynamak ama! Demin kavga eden etmeyen, söze karışmış karışmamış herkes oynuyor. Yüzü asık olan, yüzü asık olmayan, düşünceli olan, düşüncesiz olan, sanlı sansız, varlıklı varlıksız herkes oynuyor. Sunucu hepsinden daha güzel oynuyor, aklım sunucuda kalıyor. Hepsini çok beğeniyor, çok seviyor, çok da saygı duyuyorum… Katılımcı konuşmacıların özel sektörde çalışanları veya serbest meslek sahipleri de oynuyor. Ötekiler ciddi yapıyor ama içinden oynuyor ya da oturdukları yerden küçük hareketlerle başlarını sallayarak oyuna katılıyor hissini veriyor... Dinleyiciler, seyirciler, beyaz eşya vitrinlerinin önünden geçenler; herkes oynuyor. Dev ekran önündekiler herkesten biraz daha fazla oynuyor… Düşünüyorum; ideallerim, başarısızlıklarım, yıkılan hayâllerim, güncel zalim olduğum günlerim, zirve ve diplerim, özlediklerim, özlemlerim aklıma geliyor. Eldekilere de şükrediyorum ama oyun devam ediyor. Sonra birden, " Nedir bu bendeki uyumsuzluk? Sen de akıllan oğlum! " diyorum ve başlıyorum oynamaya… Ne oymamak ama! Sazla caz, cazla saz, tangoyla çiftetelli, sultanîyegâh peşrevle vals, valsle Kasımpaşa Sallaması yapıyorum. Trakya karşılaması, Anadolu kapaması, Yozgat Sürmelisi, Roman kıvırması yapıyorum. Oh! Aklıma ne gelirse ondan yapıyorum. Her bir yanım ayrı oynuyor. Hiç önemli değil; oynuyorum ve rahatlıyorum... Hepsi bu! Yaşasın! C'est la vie! İşte hayat! Allah' ın düşünme yeteneği vermediği kuluyla problemim var; hiç önemli değil! Sağdan kıvır, şark usulü twist; ohh! Şahane! Adamlar haklıymış; rahatlıyor insan, sanki bugün 1 Nisan! Çıraklar, ustalaşmadan patronculuk rolünü destursuz, eleman müdürcülük sahnesini provasız, üç günlük seyis otuz günlük at pisliğini karıştırmayı çekinmeden oynuyormuş; oynasınlar, dert değil! Soldan kıvır, sağa arabesk, ortaya çaça vallah; elini geri belini ileri, hızlandırılmış sirtaki yallah; remiks aganini maganini, vay aman off! Vay be! That' s amore! Aval ofis, misafirlere bak sosis! Sağa çingene kırığı; tak tak! Pirince bak, mazota bak; pompaya tak! Omuzlar yukarı, parmaklar şıttak şıttak! Birisi meclislerde oda istiyor, diğeri resimlerinizi indirin diyor! Al sana Aborjin Hakası, üstüne Bitlis Taplaması! Hasan Tahsin’ le Ali Kemâl nerden aklıma geliyor; orkestra fellâh fellâh çalıyor. Oynuyor açılıyorum; dertleri zevk ediniyorum! Yoruluyor, bitişi bekliyorum; bitmiyor! Giydirenleri, yapanları, ikramda bulunanları geçiyor tek tek ve uzun uzun ama yine de müzik, oyun arka plânda devam ediyor. Bir türlü bitmiyor; bitmesin! Gece yarısına kadar yolu var! Oynuyor, oynamak istiyorum. Biraz zor biter bu iş; sabahı iple çekiyorum... İlgililere sesleniyorum: Sesim geliyor mu? Niçin dokuzdan önce başlamıyor bu programlar!
İnsan Olmanın Lezzeti... XXXIV' te buluşana dek, en iyilerle kalın. İlk not: En son ne zaman, takdir eden olmayabilir ama doğru bildiğim " karanlıkta esnerken ağzımı kapatmam gerektiği " dediniz ve doğru bildiğinizi yapmaya devam ettiniz? |
" Edebiyat Atölyesi Pazartesi Çalışmaları " ndan: 26. hafta, 21.03.2005 / 27.03.2005, konusu: " ETRAFINIZA BİR GÖZ ATIN, ŞİMDİ GÖRDÜKLERİNİZİ YAZIN "
Bu yazım, günlük internet gazetesi gazeteport.com.tr ve burada eşzamanlı yayınlanmaktadır
:
Alp
ARPAD,
Ankara, 22.03. 2003,
03:38
Diğer bir
"
İOL... " için