KÖŞE YAZILARI caddesi
Köşe Adının ve Köşe Yazısının Telif Hakkı sahibi: Alp ARPAD
İnsan Olmanın Lezzeti... III
Köşemin ismini, " İnsan Olmanın Lezzeti ” koydum. Hayır, ısrar eden olmadı. İçimden öyle geldi çünkü insan olmak gerçekten lezzetli bir iştir
Anadilimiz
|
ANADİLİMİZ “ Okuyarak anlayalım, konuşarak anlaşalım ” " Anadilimiz ” TÜRKÇE ’ dir. Tanrı Türklere armağan üstüne armağan vermiş. Ender bir coğrafi konum, doğa güzellikleri ve zenginliğiyle donatılmış bir ülke. Üç adet farklı özellikli, yüzülebilir, taşımacılık, su sporları ve balıkçılık yapılabilir deniz. 8300 km. deniz kıyısı. Yer altı ve yer üstü zenginlikleri. Bazen aynı anda yaşamanız olası veya değişik zamanlarda sahip olabileceğiniz dört mevsim. Pratik zekâ. Günümüzde az rastlanacak misafirperverlik... Bunların hepsini kullanalım, yararlanalım istiyorum. Tanrı’ nın bize verdiği en değerli armağansa tarihte hiçbir ulusa nasip olmamış bir lider. Galiba, Tanrı armağanı anadilimizin büyük önemini ilk önce " O " keşfetti. Kolayca anlayıp kullanabilmemiz için bize diğer bir armağan olan çalışmalarını verdi. Önemini anlattı. Türkçeye öyle bir özellik kazandırdı ki benim bilebildiğim kadarıyla - ben uzmanı değilim ama düşününce aklıma başkası da gelmiyor - sadece bu, O' nun engin, eşsiz yeteneklerinin tartışılamaz delilidir: Türkçe' mizi, okunduğu gibi yazılan, yazıldığı gibi okunan bir dil hâline getirdi. Bu, çok büyük bir özelliktir. Bu zengin mirasa sahip çıkalım. Anlamak için, düşünmemiz gerek. Düşünmek için okumamız gerek. Okumak için anadilimizi bilmek gerek. Anadilimiziyse iyi bilmek gerek ki bu da bildiğimiz kelime sayısının fazlalığından geçer. Bazı konularda gelişmiş ülkelerin köylüsüyle bizim köylümüz arasındaki fark, bildiği kelime sayısındadır. Her ikimizin de köylüsü doğar, büyür, ölür. Onların köylüsü bu süreci iki yüz elli kelimeyle tamamlarsa, bizimki ancak yetmiş seksen kelime ile tamamlar. Kentlimiz için de değişen tek şey, kelime haznesinin köylüden biraz daha fazla oluşudur. Gelişmiş ülkelerdeki köyler ve kentlerle bizim köylerimiz ve kentlerimiz arasındaki farklılıklar da buradan kaynaklanmaktadır. Yolları, parkları, binaları, kültürü ve yaşam biçemini asıl olarak bu özellik belirler. Günümüzde, herkes konuşuyor ve anlaştığını zannediyor. Anlaşamıyorlar! Gerçekte herkes sadece kendi anladığını anlıyor. Karşısındakinin anlattığını değil. Karşısındaki için de durum pek farklı değildir. Mevlana' nın bir deyişi çok güzeldir: " Sen ne kadar anlatırsan anlat, anlatabildiğin karşıdakinin anlayabildiği kadarıdır " Ayrıca işin diğer bir yönü de olabilir. Bakalım " karşıdaki " anlatmasını becerebiliyor mu? Yoksa polis istasyonunda deliyi anlatan deliye döneriz; — Tamam. Sorumlusu olduğunuz hastanız deliydi ve hastaneden kaçtı. Araştıralım. Neye benzediğini tarif eder misiniz? — Boyu biraz uzundu ama kısa da denilebilir. Sarışındı ama genelde esmerdi. Şişmandı ama tığ gibiydi. Lüle lüle saçları vardı ama kel bile derdiniz... — Yeter! Beyefendi bu nasıl tarif böyle? — Kızmayın komiser, deliydi dedik ya! Bir dili bilmek, ona egemen olmak demektir. Anadiliniz için bu daha da geçerlidir. Anadilini iyi bilmek aynı anda anlam bilmek, düşünmek, doğru kelimeleri kullanarak konuşmak, karşıdakinin de sizi anlamasıdır. Bakın, düşünmekten bir türlü kopamıyoruz. Her yerde ve her şekilde karşımıza çıkıyor. Ne yapıyoruz? Düşünüyor, sözlük kullanıyor, öğreniyor, yeni kelimeler kazanıyoruz; tekrar düşünüyor ve doğru kelimeleri kullanıyoruz. Bu da anlaşmanın temelidir. Anlaşan, kavga etmez; üretir. Üretimden boş kalan zamanınıysa, sosyal açlıklarını doyurarak geçirir. Bu da bir toplumu birbirine kenetler. Beraberlikten kuvvet doğar deyişi gereği, yerine gelir. İşte bu toplum daha iyi düşünür. Daha çok düşünür. Daha çok okur. Daha çok araştırır. Problemlerini aza indirger ve ürettikleri akılcı çözümlerle onları da çözerler. Akılcı çözümü akılcı yapan en belirgin özelliği, kalıcı çözüm oluşudur. Bunun anlamıysa mutluluk ve huzurdur. İnsan olduğunun ve insan olmanın lezzetlerinin farkına varır. Geriye, teker teker tatmak kalır; insan olduğunun da bir armağan olduğunu anlayarak... Anadilimiz incelendiğinde görüleceği üzere, diğer dillerde az rastlanan, insanın damağında tat bırakan lezzetlere sahip birçok kelimeyi, deyişi ve anlatım zenginliğini içeren bir dildir. “ İnsan Olmanın Lezzeti “ devam edebildiğim sürece devam edecek. O lezzetlerin neler olduğunu tamamlamaya ömrüm yeter mi, bilmiyorum? Siz düşündükçe ve istedikçe bulursunuz kanısındayım. Burada yazmamın emeli, hatırlatmak, birlikteliğimiz ve paylaşmamız. Gerisi, " lâf olsun, torba dolsun " .
İnsan olmanın lezzeti... IV’ te görüşene dek, en iyilerle kalın. İlk not: En son ne zaman, bir leyleği havada uçarken gördüğünüz için sevindiniz, ümitlendiniz? |
İlgili link: " 300 kelime " http://www.sizedebiyat.com/biz/1bbb.html
:
Alp
ARPAD,
Ankara,
18. 08. 2002, 14:41 Diğer
bir
"
İOL... "
için