www.sizedebiyat.com SiZedebiyat Edebiyat Enstitüsü

KÖŞE YAZILARI caddesi

Köşe Adının ve Köşe Yazısının Telif Hakkı sahibi: Alp ARPAD

® ©

İnsan Olmanın Lezzeti... XXV

Bir Sonraki Yapıt

Köşemin ismini, " İnsan Olmanın Lezzeti ” koydum. Hayır, ısrar eden olmadı. İçimden öyle geldi çünkü insan olmak gerçekten lezzetli bir iştir

 TEŞEKKÜR EDERİM

Yüce Tanrım, o kızı karşıma çıkarttığınız için size teşekkür ederim...

İnsan Olmanın Lezzeti... XXIV' te adreslerden, tariflerden ve tarifçilerden dem vurmuş, birbirimizi anlamıştık. SiZden sonra doktora gitmem gerekti. Daha doktorların hasta kabul ettikleri yerden ( Muayenehane dememek için sözü bu kadar uzattım. Sözcüğü kullanmak istemiyorum ama yerine başka sözcük de bulamıyorum. Önerilerinizi bekliyorum ) içeri girerken kız anlayamadığım bir şekilde beni rahatsız etti. Elbet, doktordan daha fazla ona gereksinimimiz varmış gibi davranmasının bir nedeni vardır ama anlatmadıkça bilemeyiz ki! Hasta dolu odanın beklemekten sıkılmış mecburcuları arasına katıldığımda, birisi kıza adres verirken iyice tarif etmesini, aksi hâlde çok karışıklık çıktığını söyledi. Haklıydı! Uzun sokağın bir başındaki bina, 1 numaralı bina idi. Sokak tek yönlü olup bilmeyen biri için, bilenlerin de sıklıkla karıştırdığı gibi 1 numara sokağın her iki başının birinde olabilirdi. Aracınız, taksiyle veya yürüyerek gelmeniz bir şey değiştirmezdi. Hepsinin birbirinden daha güç tarafları vardı. Yeter ki insan karıştırmaya görsün! Bunun çok kolay bir yolu vardı: Şehrin yaşayanlarının çok iyi bildiği ana cadde, sokağın 1 numaralı binasının bulunduğu ucundaydı. Birisine denilse ki, " ... caddesiyle ... sokağının kesiştiği köşedeki 1 numaralı bina "; inanın, o kişinin o şehri bulamaması binayı bulamamasından daha olası!

Bunu haddim olmayarak, kendisini Evren Kızlar Birliğinin tek ve vazgeçilmez ömür boyu başkanı olduğunu sanmamızı isteyen kıza belirttim! Şu anda size tam olarak aktaramayacağım ama verdiği yanıt mealen, " Hayır! Olmaz! Sürünsünler!" gibi bir şeydi! Adres karmaşası yüzünden herkesin karşılaşacağı maddi ve manevi güçlükleri belirttiğimde, meale bile susmuş bekleme odası geçici sahipleri bir ağızdan yüksek sesle konuşmaya başladılar. Kız başını camdan dışarı çevirerek herhâlde benden intikam alma fizibilitesini düşünmeye koyuldu. Sevgili Lezzetçilerim, şu ana kadar yazdığım İnsan Olmanın Lezzetleri... için hiç bir zaman tasarım yapmadım. Bir şey vardır; onu paylaşmak ister ve yazıya başlarım. Gerisi kendi gelir. Nasıl geleceğini asla bilmem. Bunun böyle olmasına bayılıyorum. Bazen bir türlü ilerleyemem. O tarihli sayfanın başına SiZlerle paylaşmak istediğim ilgili özeti alır ve sayfayı bir kenara koyarım. İleride içimde bir şeyler kıpırdanmaya başladığında hemen oturur ve o tarihli İOL' ümü tamamlarım… Bu İOL' ümün tamamlanmasına neden, işte o kızdır çünkü öğrenmeyi geri çevirmişti...

Türünün ilk örneği değildi doğal olarak. Hiç unutmadığım, unutmak istemediğim, insan onuru yüksekliğinin önde gelen göstergesi iki ayıplı atasözümüz vardır. " Yamalı değil, temiz gezmemek ayıptır " ve " Bilmemek değil, öğrenmemek ayıptır ". Bilmezlik nedeniyle dalga geçtiklerimizden bazılarının bile bu sözü bize hatırlattığında, altında yatan öğrenme isteği karşısında utanır ve kendisinden özür dilerdik. Öğrenmemek çok ayıptı. Öğrenmenize engel olan bir şey yoktu ki!

Anne ve Babamı çok arıyorum. Tanrı nasıl bir kuvvet vermiş anne ve babaya? Bunu, kendi kuvvetinizin onlar kadar olmadığının yanı sıra ancak baba veya anneyken anlayabiliyorsunuz. O da ancak ilerleyen yıllarınızda!.. Eğer sizinkiler sağ iseler, ne mutlu size! Değilseler, bir şeyler yaparak isimlerini yaşatın lütfen! Elinizden gelen bir şey yoksa bir şiir veya bir yazı yazın. İçinde isimleri geçsin. Belki birileri okur; belki onlar da anarlar. Belki ruhlarına ulaşır; belki mutlu olurlar...

Öğrenmenize engel bir şey gerçekten yok. Şanslıysanız bir ana babaya sahipsinizdir. Az veya çok, ekmek elden su gölden! Size düşen tek şey çalışmak ve öğrenmek! Şanslı değil de birinden biri eksik veya ikisine de sahip değilseniz, tek şansınız öğrenmek! Zamanı isterseniz bulursunuz, yoksa yaratırsınız. Şartlar mı uygun değil? İsterseniz, olduğunca uydurur hatta uydururken bile bir şeyleri öğrenebilirsiniz. Çoğumuz aşağıdaki gibi davranır. Eğer adımıza önlemini alan olmazsa, öğrenmek bir yana kurnazlığın ucuz, aklın pahâlı, akılla beraber iyiye kullanılan zekânın ise değer biçilemez olduğunu hiçbir zaman, hiçbir biçimde öğrenemeyiz;

— Oğlum, çalıştın mı? Anlat da dinleyeyim güzel çocuğum?

— Çalışamadım baba. Kalemim iyi değil!..

— Yine çalışamadım baba... Pencereden soğuk geldi!..

— Baba, defterin yaprakları çok tutucu! Baba masa sallanıyor, perde oynuyor, annem yüksek sesle konuşuyor, kardeşim şöyle, televizyon böyle, çete ( chat ) girdim, utangaç çıktım, öğretmeni sevmiyorum, komşular buradan taşınsın, bisikletim yok, pantolon eski, bilgisayarın upgrade ( yükselmesi ) olması gerek, sınıf, okul hatta şehir değiştirelim baba...

— Oğlum dediklerinin hepsini yaptım. şimdi niye çalışmıyorsun?

- Galiba, canım istemiyor baba!..

Siz bunu isterseniz alın, okul sonrasına da uygulayın. Bazı alışkanlıkları yaşamda da devam ettirenlerin olduğu bir gerçek! Birilerinin ya istemeyi öğretmesi gerek ya da istemezliğin nedenlerini ortadan kaldırması. Yaşamda çoğu zaman yalnız olduğumuz için, galiba o birisinin kendiniz olması en kabul edilebilir seçenek...

Öğrenmeyi belirli bazı insanların geriye çevirmesine şimdilik kaydıyla normal diyelim. Ya yurt dışına işçi olarak gidip, gece on birde ıssız bir yerdeki kırmızı trafik ışığına uyup duran ama kendi ülkesine döndüğünde bir milyon kişinin gözü önünde ve günün en işlek saatinde kırmızı trafik ışığına uymayıp geçmeyi, ödülü alamayacağını bildiği hâlde ödül törenine lâyık gören öğrenmeze ne demeli? Bunun çok daha eğitimli ama aynı davranışı sergileyen, kız kardeşlerine, ağabeylerine, yengelerine, amcalarına, teyzelerine, yeğenlerine ne demeli? Üstelik bu öğrenmezliği sadece trafik de sergilemiyorlar ki! Trafik bunun başlangıcı; cesaret ve sıçrama tahtası! Güncellemesi yaşamın çeşitli dallarında! Orada da pekiştirip trafikte tekrar yeni gelişmeleri sergileyip dereceye giriyorlar! İşte bu noktada ben çaresiz kalıyor, yumurtanın mı tavuktan çıktığını tavuğun mu yumurtadan çıktığını şimdiye kadar çözememiş olmanın rahatsızlığını yaşıyor, yaşamımı sorgulamaya geçiyorum…

Öğrenmeyi geri çevirenleri topluca tedaviye davet ediyorum. İstediğini Alma / Verme Sağaltımı seanslarına katılsınlar lütfen: Güzel olmayan kız, bak, soyadları büyük harfle yazılır. Bana hem evet deyip hem de hemen ardından küçük harfle yazmaya devam etmezsen sana istediğin o kıtipiyoz delikanlıyı alacağım! Kardeşim bak, iyisini öğrenmeyi kabul edersen istediğin at, yat, katı adrese teslim göndereceğim sana. Yeter ki, iyi bir şeyle karşılaştığında kafanı öteleme! Arkadaş, başkasını aldatmanın aslında kendini aldatma olduğunu öğrenirsen, seni bir anda zengin edeceğim! Sevgilim, bana anladığına dair hem kafa sallayıp hem de aynı hataları yapmaya devam etme! Sana istediğin şeyleri vereceğim... Yeter ki gör, dinle ve işit...                   

İyi de bütün bunlar için gerekli kaynağı nereden bulacağım? Bu konudaki önerilerinizi de bekliyorum.

Yüce Tanrım, bana öğrenme isteğini verdiğiniz ve bunu sonsuza kadar bitmez tükenmez bir hâlde bedenime yerleştirdiğiniz için size teşekkür ederim…

 

 

İnsan Olmanın Lezzeti... XXVI' da buluşana dek, en iyilerle kalın.

İlk not: En son ne zaman, birisine sana çok ihtiyacım var demeyi düşündünüz?

:  Alp ARPAD, Ankara, 11 Ocak 2003, 00:30                                                                                      Diğer bir  İOL... "   için

               

Bir Onceki Yapıt Teknik Aksaklık Bildiriniz Edebiyat Atölyesi Girisi Türkce veya Diğer Bir Dil Yanılgısını Bildiriniz Sözlük Telif Hakları Kanunu İmla Kılavuzu  Bu yazarımız/Bu yapıt hakkında  Radyolu Dakikalar ODA AKDENİZ ODA EGE ODA MARMARA Enstitü Girisi Bir Sonraki Yapıt