www.sizedebiyat.com SiZedebiyat
KÖŞE YAZILARI caddesi
Köşe Adının ve Köşe Yazısının Telif Hakkı sahibi: Alp ARPAD
İnsan Olmanın Lezzeti... XIX
Köşemin ismini, " İnsan Olmanın Lezzeti ” koydum. Hayır, ısrar eden olmadı. İçimden öyle geldi çünkü insan olmak gerçekten lezzetli bir iştir
Şarkıların Yaşamı Ayakta Tuttuğu An
|
Canımın çok sıkıldığı bir an, beni Seyyâl kurtardı. Seyyâl diyorum; senelerdir tanışıyoruz. Onun bana, benim ona ihtiyacımız var. “ Sarmaş Dolaş ” remiksi çıktı karşıma. Keşke tüm remiksler bu tempoda, bu renklilikte, bu zenginlikte olsa; Öyle güzel bir melodisi var, Sevgili Seyyal de “ s ” sesinin tek sahibi sesiyle, sevenin cilveli tınısıyla öylesine söylüyor ki… - ... “ Işıl ışıl, gel yavaş yavaş " ... Işıldayarak gelen bir sevgili düşünebiliyor musunuz? Ya da gözünüzde canlandırabiliyorsanız, sadece bu sahnenin önemini? Size ulaşmasına anlar kalmış Işıldayan Sevgili' nin. Kim bilir ne kadardır onu bekliyorsunuz? Size doğru geliyor; ışıldayarak ve yavaş yavaş... Herkes kıskançlık içinde... Siz, aman Allah, büyümüş, bir dev olmuşsunuz çünkü ışıldayan sevgili bir tek size geliyor... Kalbiniz durmak üzere... Belli etmemeye çalışıyorsunuz ama bırakın ışıltıyı, neredeyse parlayacaksınız! Acaba saçınız, sürdüğünüz losyon, bulabildiğiniz en iyi kıyafet hakikaten güzel mi? Yavaş yavaş gelen sevgili ne de güzel giyinmiş!.. O hep yakıştırır ve her şey ona yakışır; çuval dahi! O hep en iyisini, en güzelini yapar zaten... Hava da inadına çok güzel bugün! İnsanı canından bezdiren Büyükşehir gürültüsü de yok olmuş gitmiş. Amma da olumlu bir yaşam var ya bu sokaklarda bugün? Burnunuza taptaze, bahar dolu, iyot dolu, yosun dolu, güzellerin en iyisi kokular geliyor; mevsim aksi, siz denizden uzak olsanız bile... Her şey çok güzel ve tozpembe!.. Ne yapsanız acaba? Nasıl dursanız? Dik, yan, olgun, çapkın, hafif tebessüm ederek ya da şarkının ritmine uygun hafiften bir Lâtin sallantısıyla mı? Sevgili ışıldayarak biraz daha yaklaşmışken düşünürsünüz; ilk hareketiniz ne olmalı? Elinizi uzatacaksınız da hani yani, ciddiyetle sıkarsanız etraf daha mı saygı duyar ikinize? Ya sevgili bundan kendisine yeteri kadar ilgi duymadığınız kanısını çıkarırsa? Hayır hayır, bu değil! Birden sarılsanız?.. Sevgili ışıldayarak yavaş yavaş ama biraz daha yaklaşmıştır. Fazla süreniz kalmamıştır. Bu sefer de sevgili birden sarıldığınız için sizin hafifliğinizde karar kılarsa? Yok bu da değil! En iyisi ağırbaşlı bir gülümsemeyle kolunu sıkıca kavramak, yanaklarından şılap diye öpmek? Yok ya! Allah’ ın kırosu desin; dönsün gitsin öyle mi? İşte tam önünüzde ve ışıldıyor; Ne olacak şimdi?.. Ne olacağını, belki de o ana asla sahip olamayacağım bugünlerde çok rahatlıkla salık verebilirim size. O anda içinizden gelen ama bastırmaya çalıştığınız duyguların neticesi olarak nasıl yapmak istiyorsanız öyle yapın... En doğrusu ve sevgilinin asıl görüp anlamak istediği de budur… İyi de, Seyyâl devam ediyor; - … “ Usul usul, gel yavaş yavaş / Kalbime gir, ol sarmaş dolaş / Öyle sevdim ki / Söyleyemem, anlatamam / Ben artık sensiz olamam…. ” Niye söyleyemeyeceğini, onsuz olamayacağını aşağıda tartışacağız. Şarkı devam ediyor… - … “ Ahhh, Sensiz geçen ömrüme yazık olsun / Ahhh, sen gel de isterse kalbim dursun ” ... Ben işte buna AŞK derim! İnanın, her seven böylesini ister zaten. Sevgilisiz geçen ömrü yok sayıyor. Ne güzel! Ona rastladığı, onu sevdiği andan ötesini anlamlı buluyor. Ondan önce hiç yaşamamış! Ona öyle ihtiyacı var ki, yeter ki sevgili gelsin; bundan sonra kalbi bile durabilir! Bu kadarına dahi razı! Sevgili, sevgiliye hissettiği sevgiyi ancak böyle anlatabiliyor. Çok zordur biliyor musunuz? Eğer düşünebilen bir sevgiliyseniz, kaş yaparken göz çıkarmak gelir aklınıza. Söylediklerinizi bir tek onun anlamasını ve doğru anlamasını, yani sizin anladığınızı anlamasını istersiniz. Bazen, ayrı yetişme biçeminize karşın kendi dünyanızın detaylarını çizmeye başlarsınız. O da size ilgi duyuyor ya, inanmasa da dinler. Dinleye dinleye de inanır! Bir kap içinde yoğrulmaya başlamışsınızdır. Sevgili olmuşsunuzdur. Geriye dönersek; anlatamaz, açıklayamazsınız. Hep bir şeyler sizi alıkoyar. Aslında her iki sevgilinin de tek istediği bol açıklama olmasına rağmen! Nazardan da korkarsınız belki kim bilir? - ... “ Ahh, Gözüm görmüyor ki başkasını / Gel kurtar aşkının hastasını ” ... Bunu çok iyi anlıyorum. Aşkı yaşayan, belki de bir kereden daha fazla, onun iyi kötü bir hastalık olduğunu bilir! Hastalığın niteliği sevgilinin iyi veya kötü olmasıyla eşdeğerdedir ama hangi sevgili kötü olabilir ki? O derece seviyor ki, hastalıktan kurtulmak için tek çare olarak gözünün bir başkasını görmesi gerek. Lâkin, görmüyor ki! Gördüğü bir tek sevgilisi... Hakikaten bu böyledir. Bulabileceğiniz en “ en ” ler sevgilide toplanmıştır. Ancak evlendikten sonra “ en ” olmayanları görmeye başlarsınız. Tabii bu da şu anda konumuz değil; biz sevgiliye dönelim tekrar... Aslında hastalıktan kurtulmak isteği de tartışılır. Tam çevirisi, bu hastalıktan kurtulmak istemediği ama hasta olduğunu sevgilinin anlamasıdır çünkü bu ona has tek hastalığın, tek doktoru sevgiliden bir başkası değildir. Sevmek çok ama çok güzel bir şey… Sevgili Seyyâl TANER, hepimizin çok sevdiği bir şarkıcımızdır. Aynı yaşlarda, Moda Burnu' nda aynı grup içerisinde, aynı atmosferi çok kokladık. Kesinlikle hepimizin kabul ettiği üzere Seyyal TANER, gittiği yere canlılık, otantizm, mistisizm götürebilen birisiydi. Hâlen aynı performansı koruduğunu görüyorum ve saygım gittikçe artıyor. Bir dinleyici olarak benim ona, bir şarkıcı olarak onun bana, birbirimize ihtiyacımız hâlen var. Bana tekrar bu güzellikleri yaşattığı için O' na teşekkür ediyor ve şarkının sonuna doğru, takılıp kalıyorum. - … “ Usul usul, gel yavaş yavaş / Kalbime gir, ol sarmaş dolaş ” ... Kalbime gir, ol sarmaş dolaş! Zaten kalbinizdedir. O lâfın girişi, cümlenin dengesi... Sarmaş dolaş olma isteğini başka nasıl söylersiniz ki? Sevgiliyle sarmaş dolaş olmak! Size o anda dünyanın tek amacı olarak bu gözükür. Hemen cinsellik aramayın canım! Sevgiliyle sarmaş dolaş olmak çok başka, çok güzel bir duygudur. Sarılır, sarılır ve dersiniz ki, “ Bütün zorlukların altından kalkarım. Çözemeyeceğim problem yoktur. Gücümün yetmediği bir alan düşünemiyorum. Zor diye bir şey tanımam, imkânsız vaktimi alır. İyinin ve güzelin en üst derecesini tattım. Bundan daha mükemmel bir şey olduğunu da zannetmiyorum. Zaten bir dünya var; o dünyada bir ben varım bir de sarmaş dolaş olduğum sevgilim. Başka hiçbir şey görmüyor ve anlamıyorum... ” Ve şarkıyı usul usul ama çok kesin bir davetle bitiriyor Sevgili Seyyâl ve vokalistleri; “ Usul usul, gel yavaş yavaş... ” Söz yazarı, Akustik Orkestra' nın elemanı kardeşlerim ellerinize sağlık. Sen çok yaşa Seyyal, çok yaşa... Hepinizin ağzına sağlık. Işıl ışıl ve usul usul mutluluklar dilerim.
İnsan Olmanın Lezzeti… XX de buluşana dek, en iyilerle kalın. İlk not: En son ne zaman, şarkılardan bir resim albümü yapmayı denediniz? |
:
Alp
ARPAD,
Ankara, 07.12.2002, 06:39
Diğer bir
"
İOL... "
için