|
Bir süre önce işlerimi askıya alarak yazar olmaya karar verdim. Yazmak dürtüsüne
artık dur diyemiyordum. Asıl, yazmak ve paylaşmak birçok şeyi dindirdiği için
galiba...
Diğer taraftan içimde düğümlenen bir özlemim beni hep rahatsız
ediyordu. Hayatım boyunca dört dörtlük bir iş kuramamıştım. Dolayısı ile
dört dörtlük bir santralım da yoktu...
Gülümseyen,
hoş bir hanımefendinin dalgalanan sesi;
- “ Mega İşletme’ ye hoş geldiniz. ( yukarı doğru ) Güü ( birden
daha yukarı doğru ) nayy ( iyice yukarı çıkacak ) dınnn . Ne iyi ettiniz de
aradınız! Hah hah hah hah haaa…. Efendim, İngilizce olsun diyorsanız,
number one, yani 1, Fransızca için dö, ay pardon 2, Almanca için dıray,
ay yine pardon 3, …………, Aborcince için 132 yapınız, lütfen yani.. Ayyyhh!
Yoruldum ama olsun! Nerde kaldııııkkk.. Hah, şimdi; bizi bugünlere getiren,
yaptığı her şeyi iyi yapması sayesinde iyi şartları ve extra extra extra
larc bol kazancı olan, elemanlarını önce müşteri, sonra işletme, sonra
siz ilkesiyle başarılı kilân, mega yetenek, en Yönetim Kurulu Sayın Başkanımız
Alp beyin şahane, bir gün esmer bir gün kızıl sekreteri için 1 i, onun
valla gerçekten sadık, beyefendi Yardımcısı Fişek bey için 2 yi, personel
müdürümüz iyi insan Şimşek bey için 3 ü, değerli insan, mutfaktan ve her
türlü sosyal şeylerden sorumlu Sosyal İşler Müdürüm Ateş bey için 4 ü,
her biri birbirinden değerli, işini her şeyin öncesinde ve üstesinde tutan
elemanlarımız için 5 i, ……… yi, sorularınız çoksa 3913 ü, yok yani bir tek
soru soracaksınız 3914 ü lütfen tuşlayın, ya da çevirin. Ay hâlâ çevirmeli
telefonları olanlar var mıdır acaba? Neyse, gündem yaratmayayım
şimdilik! Hiçbir şey bilmiyorsanız ve öğrenmek
istiyorsanız, operatörle operasyonlaşmak için ya sıfırı tuşlayın ya da uzuuun
uzun bekleyin. Hoş ikisi de aynı da! Bu arada Mega İşletme ürünlerini
kullanmayı unutmayın. Unutmazsınız değil mi? Canlarım benim.. Ay ne iyi
ettiniz de, aradınız.. Hah hah hah hah haaaa.. Görüşürüz, hoşça kalın,
iyi günler, sık sık arayın tamam mı? Kendinize iyi bakınnn… ”
İşte
hiç böyle bir santralım olmadı. Bu santralı kaldıracak işim olmadı ki!
Bu yüzden karşılaştığım benzer santrallerdeki, saatler sonra gelen sıfır sonuçla
bana eczaneden kalp ilâcı aldıran söz anlamazlara bir bahaneyle numaramı
verip intikam alma şansım da yok.
Yine
hüzünlenmiştim ki birden beynimde bir şimşek çaktı. Biraz görmüş geçirmişliğim
vardı; deneysel ve ruhsal zenginliğim o derece varlıklıydı ki kendi santralımı
kurabilirdim. İşe mişe gerek yoktu. Derhal bir yerlerden bir şişe, The
Spirit of Gariban ( Türkçe’ ye çeviriyorum; eski Türkçe’ deki adı Marmara
idi - gel de hey gidi günler hey deme burada - , yeni Türkçe’ de ise en
ekonomik anlamında olabilir ) marka yerli, sek şarap buldum. Kuracağım
santralın tüm sermayesi buydu. Rengârenk müziğimi açtım. Nereye kursam
diye düşünürken, santralı kurma açısından çok rahat, çok geniş bir alan
keşfettim. Yüreğimin tam ortasına kurdum. Rengi çok güzel, neredeyse renklerin
tümünün karışımı bir renk olmuştu. Vatandaşlık numaramı telefon numarası
olarak tespit ettim. Santrale verdiğim ilk ve çok önemli özellik, kim
ne zaman ararsa arasın asla meşgule düşmeyecekti. Santral benim, kuran
ben olduğuma göre ben konuşacaktım;
-
“ Yaşam, içinizdeki arslanı dışarıya kuzu olarak göstermeye zorlayınca
çok acı çekiyorsunuz. İşte bu santral o acılara çare olmak için kuruldu.
Her şeyden önce, iyi ki geldiniz... Hoş geldiniz.. Gelirken arı pınarların
taze doğa kokulu serinliğini, beni ferahlatan tek sıcağı, insan sıcaklığını
beraberinizde getirdiniz. Sağ olun ve hep varolun.. Sayacağım dahili numaralar
işlerinizi zorlaştırmak için değil, kolaylaştırmak amacıyla konuldu;
- Hiçbir korkuya kapılmadan kendinizi güven içinde hissettiğiniz, onurunuzun
en üst derecede korunduğu, dünyanın merkezinin siz olduğunuzu sandığınız
yıllara, soba yanmazken dahi sıcacık olan evinize, odanıza, dünyanın en
güzel iki yüze sahip en güçlü iki insanına, anne babanıza, ailenize bir
an olsun dönmek için 1 i tuşlayınız…
- Eteğinin, ceketinin altına sanki taşıdıkları yetmezmiş gibi bir de hepinizi
sığdıran, sizi siz yapan değerli toplum üyesi, öğretmenlerinizi tekrar
kucaklamak için, duraksamadan 2 yi tuşlayınız.
- İyiyi kötüyü öğrenmenizi takiben karşılıklı veya karşılıksız olarak
size ilk acıyı öğreten ilk sevgilinizi insanca sarmalamak için 3 ü tuşlayınız.
- Sevdiğiniz ya da nefret ettiğiniz ama andığınızda keşke şimdi yanımda
olsaydı dediğiniz yaşam arkadaşlarınızla tekrar itişmek için 4 ü tuşlayınız.
- Nefes aldığınız havanın kokusunu size hissettiren, çirkinlikleri örtüp
her şeyi güzel görmeye başlayabileceğinizi gözünüzün önüne seren, yaşamınızın
bir anlama sahip olduğunu aralarda da olsa size öğreten, her anlamda bütünleşebildiğiniz,
dünyanın en güzel insanı eski aşklarınızla beraber gülümseyerek hüzünlenmeniz,
sıkı sıkı sarılmanız için 5 i tuşlayınız.
- Yaşadığınız güzelliklerin, size yapılan ve sizin yaptığınız iyiliklerin
listesini dökmek için 6 yı tuşlayınız. Listeyi yavaş yavaş, hazmede hazmede
ilerletmek için yıldızı, daha sonra gerekenlere çekinmeden örnekleyebilmeniz
açısından hafızanıza kaydetmek için kareyi tuşlayınız.
- Çok önemli biri olmadığınızı, çok çalışmanın her şey olduğunu, bir daha
dünyaya gelirseniz kendisinden uzak durmanızı gözünüze sokan hata, yanlış
ve deneyimlerinizi yavaş çekimde izlemek için 7 yi tuşlayınız. Yıldızı
veya kareyi boşuna tuşlamayın. Bir daha dünyaya gelirseniz nasıl olsa
değişik türlerini yapacaksınız.
- Comparsita’ yı dinlemek için 8 i tuşlayınız. Defalarca başa almak için
yıldızı tuşlayınız. Değişik versiyonlarını dinlemek için içinizdeki operatörden
yardım isteyin. Olumlu ya da olumsuz ama yaşamınızın en önemli, en hatırda
kalan melodisidir. Ayrıca çok güzel bir melodidir.
- Sahip olduklarınıza, olduğu kadarına / kadarıyla şükretmek ve olmayanlara da dileklerde
bulunmak için 9 u tuşlayınız.
- Aklınızı beğenmemek için 10 u, iradenizi kullanmaya söz vermek için
11 i, yarına bırakmamak için 12 yi tuşlayınız.
- Trafik kurallarına uyulduğunu / uyduğunuzu görmek için 13 ü tuşlayınız.
- Şairlerden, yazarlardan, bestelerden, kelimelerden, mehtaptan, doğanın
yeşilinden ve tüm renklerinden, doğanın hareketlerinden haz duymak için
14 ü tuşlayınız.
- Gönül gözünüzle akıl ötesi gezilere çıkmak için 15 i tuşlayınız.
- Her şeyi pembe görmek için 16 yı tuşlayınız.
- ……………………………………………………… ( Burada düşünebildiğiniz kadar çok yapıcı unsurlar
için dilediğiniz kadar çok dahili kontenjan numarası ayrılmıştır. Artık
siz yerleştirin. )
- Kaygılarınızı biraz olsun bir kenara bırakmak için, geleceğinizi merak
ediyorsanız, yolun bittiği yer hala zihninizde şekillenmemişse, Münir
Nurettin SELÇUK’ un yetmiş sekiz devirlik taş plağa kaydedilmiş kendi
sesinden, eşsiz eser Dönülmez Akşamın Ufkundayız’ ı cızırtılarıyla beraber
dinlemek için Sıfır’ ı tuşlayınız.
- Az veya çok, kalan zamanınızı daha dolu yaşamaya yönelik, bir şeyleri
düşünerek bulamadınızsa, yardım almak için telefondaki tuşların altında
yazan harflerle sırasıyla,
kütüphane,
müzik
ve
arkadaş
yazarak tuşlayınız.
- Santralımızda operatör yoktur. Kişi, kendisinin operatörüdür. Onun bilmediğini
zaten hiçbir operatör bilemeyecektir.
- Aradığınız için teşekkür ederiz. Aradığınızda ne kadar zengin olduğunuzu
fark ettik. Oysa biz, kendimizi zengin sanıyorduk. Bu nedenle tuşlanacak
numaraların sayısını arttırmamız gerekecektir. İyi ki aradınız! Denizlerin
dinlendirici mavisini, ömre ömür katan soluğunu, acısıyla, tatlısıyla
insan olmanın lezzetini getirdiniz. Çok sağ olun ve hep varolun. Dilediğiniz
zaman, dilediğiniz kadar arayabilirsiniz. Aramalarınız bir ücrete tâbi
değildir. Geceniz, gündüzünüz, gönlünüz hep aydınlık olsun... ”
İnsan Olmanın Lezzeti… XIX ’ da buluşuncaya dek, en iyilerle kalın.
İlk not: En son ne zaman, mutluluğu kolaylaştırdınız?
|