www.sizedebiyat.com SiZedebiyat Edebiyat Enstitüsü

KÖŞE YAZILARI caddesi 

Köşe Adının ve Köşe Yazısının Telif Hakkı sahibi: Alp ARPAD

İnsan Olmanın Lezzeti... XVII

Bir Sonraki Yapıt

Köşemin ismini, " İnsan Olmanın Lezzeti ” koydum. Hayır, ısrar eden olmadı. İçimden öyle geldi çünkü insan olmak gerçekten lezzetli bir iştir

Müziğim Tuttu…

Bazen kendimi boşlukta hissederim. İyisi kötüsü gelir aklıma; huzursuz olurum. Yapacak bir şey bulamam. İşte o zaman içecek bir şeyler ve müzik kurtarır beni. Dinlerim, duygulanırım, yanımda olmayan birileriyle paylaşırım; mutlu olurum. Biraz da kahrolurum, " niye bestekâr olmadım diye ". Öyle ya neyim eksik ki! Hissediyorum, üzülüyorum, seviniyorum, hüzünleniyorum… Söz aramızda; gerçekten büyük iş yapıyorlar. Bizden çok fazlalıkları var...

Notalar sese dönüştüğünde, bestekâr sanki benim içimden geçeni notaya dökmüş sanırım. Tanışmıyoruz ki! O zaman geriye bir tek olasılık kalıyor; o da benim yaşadıklarımı yaşamış. İyi de ben niye müziğe dönüştüremiyorum, niye notayla hissettiremiyorum? Saygım biraz daha artar onlara, notalara ve ayrılmaz parçası sözlere bırakırım kendimi…

Sazlar giriş yapar. Asla betimlenemeyecek, ancak bestekârın yüksek duyguları sonucu ortaya çıkan müzik, içimin tellerini yerinden oynatır. Bazen içimden bir şeyler koparır; bazen dinginleştirir; bazen fırtına, bazen dalgalı deniz, bazen sütliman, bazen kalp çırpınışları, bazen öfke, bazen felsefi bir durgunluk, bazen çocuksu bir coşku kaplar içimi…. Teller birer birer tıngırdar ama, birer birer…

-  “ Yalnız kalan ruhumun acısı çok derindir; yıllar geçse de inan, kalbim yine senindir... ”

Bunu sevgiliye, bu şarkı olmadan ben nasıl anlatabilirim ki? Bin kere söylesem inanmaz!

- “ Ben aşkı yalnız sana yakıştığı için severim; bana da yaşattığın için sevgilim, çok teşekkür ederim… ”           

Diyecek bir şey yok, bu çok zarif ama çok önemli sözler için... Allah razı olsun demekten başka!... Gel de unut bakalım.. Acı çekersiniz; belki de çift taraflı. Allahtan bestekâr yetişir imdadınıza… Kaptırırım kendimi müziğine ve bir yudum daha alırım…

- “ Hepimiz Tanrıdan bir parça değil miyiz / hepimiz o eşsiz duygunun esiriyiz / işte ben hep böyle geceleri beklerim, bu sessiz dünyamda aşkımda birleşirim… ”

Ne kadar güzel! Ne kadar doğru! Ya geceleri aşkında birleşmesi? Yüreğinize sağlık yüreğinize; Allah’ a yakın kullar…

Bazen söz olmaz. Bestelenmiş şaheserin öylesine duygusal bir ezgisi vardır ki, duygularınızın bütününe dilmaç olur. Aslında bütün diller tarafından kolayca anlaşılabilen önemli bir tek dili bilmektedir bu hislerin her çeşidinin uzmanı dilmaç; insan dilini... Bazen benim bilmediğim yabancı bir dilde söylenir şarkı. Anlamadığım halde, hepsini anlarım! Kendi sözlerim de tık diye oturur müziğe... Çünkü, eseri yapanlar dünya ehlidir. E, dünya ehli olan birbirini anlar…

Söz yazarlarına ise teşekkür etmiyorum! Bestekârın kendisi güftekâr da olabilir, güftekâr başka birisi de olabilir. Bu kadar güzel, bu kadar anlamlı, bu kadar oturaklı, bu kadar duygulu yazıp beni kendimden geçirmeye hakları yok ki!...

 

Derken, gözlerim doluverir; 

- “ Nasıl geçti habersiz o güzelim yıllarım / bazen gözyaşı oldu, bazen içli bir şarkı / her anını eksiksiz dün gibi hatırlarım, dudaklarımda tuzun, içimde durur aşkın;

- Hani o saçlarına taç yaptığım çiçekler; hani o güzel gözlü ceylanların pınarı; hani kuşlar ağaçlar, bin bir renkli çiçekler, nasıl yakalamıştık saçlarından baharı;

- Ben hâlâ o günleri anarsam yaşıyorum; sanki mutluluğumuz geri gelecek gibi; hâlâ güzelliğini kalbimde taşıyorum; dalından koparılmış beyaz bir çiçek gibi… ”

Muhteşem! Ekleyecek bir şeyim yok!…

Yine de takılıp kalıyorum! Sizle paylaşıyoruz şimdi; sizler benim dert ortağımsınız ya; Ben hâlâ o günleri anarsam yaşıyorum.. Beni ben yapan o günler zira.. Özellikle de sevgiliye olan aşkla kısıtlamayın kendinizi. Her şeye, her yere uygulayın. Anne ve babanızı hatırlayın. Öğretmeninizi, komşunuzu, gençliğinizi hatırlayın. Güzel günlerinizi hatırlayın.. Sevgilisiz de olmaz ama, ...

Allah rahmet eylesin Cahit Sıtkı TARANCI; Nur içinde yat, olur mu!... Abbas dönüyor; yankilânıyor kulaklarımda bütün zarafetiyle;

- “ Al sevgiliyi, getir Beşiktaş’ tan! Yaşamak istiyorum o yılları yeni baştan... ”

İşte buradaki " sevgili " bir bütünü simgelesin. O yılları simgelesin... Kim bilir, nelerle dolu o, “ eşi benzeri olmayan yılları ” …   

 

İnsan Olmanın Lezzeti… XVIII' de buluşuncaya dek, en iyilerle kalın.

İlk not: En son ne zaman, küçük insanlara büyük önem verdiniz?

:  Alp ARPAD, Ankara, 16. 11. 2002, 23:19                                                                                                 Diğer bir  İOL... "   için

                         

Bir Onceki Yapıt Teknik Aksaklık Bildiriniz Edebiyat Atölyesi Girisi Türkce veya Diğer Bir Dil Yanılgısını Bildiriniz Sözlük Telif Hakları Kanunu İmla Kılavuzu  Bu yazarımız/Bu yapıt hakkında ODA AKDENİZ ODA EGE ODA MARMARA Enstitü Girisi Bir Sonraki Yapıt