www.sizedebiyat.com SiZedebiyat Edebiyat Enstitüsü
KÖŞE YAZILARI caddesi
Köşe Adının ve Köşe Yazısının Telif Hakkı sahibi: Alp ARPAD
İnsan Olmanın Lezzeti... XVI
Köşemin ismini, " İnsan Olmanın Lezzeti ” koydum. Hayır, ısrar eden olmadı. İçimden öyle geldi çünkü insan olmak gerçekten lezzetli bir iştir
“ Hayal Kapım' ın Açık Olduğu Saatler ” ,
|
gecelerin, Yeni Gün' ü kabul ettikten sonra birbirinin yüzünü görmeden tan yeri ağarıncaya kadar birbirleriyle kendilerine çok özel kaynaştıkları saatlerdir. Herhâlde Yeni Gün anlatır; Gece dinler. Gece anlatır; Yeni Gün dinler. Eminim ki Bizim Gece taze Yeni Gün' ü kıskanır. Yeni gün doğuracağı yenileri Bizim Gece' ye ipucu vermeden anlatır; tan yeri ağardığında görevine başlar. Neler olduğunu öğrenmekse artık Ertesi Gece' ye nasip olur herhâlde ama o da gelen Ertesi Yeni Günü kıskanacaktır. Deneyin bakın, böyle olduğunu göreceksiniz. Herkes uykuya dalmış, insan sağlığına zararlı gaz yayan araç sayısında önemli derecede düşüş olmuş, kötülüklerin üstü örtülmüş, Sessizlik nöbeti Gürültüden devralmıştır. İşte bu Sessizlik alçakgönüllü ve vericidir. Çıkar gözetmeden her türlü yardımını esirgememeye kararlıdır. Bizim Gece, Hayatın Ta Kendisi Yeni Gün, İyi Kalpli Sessizlik ve her tınısı ayrı hissedilen Duygusal Müziğim yardım eder; güzellik nakışlı, iyilik kakmalı, heyecan kaplamalı devasa anıt, Hayal Kapım' ı elbirliğiyle açarız. Doğal olarak, ilkönce yapamadıklarımı yaparım. Ayakta kalmak için gerekli bütün problemlerimi hâllederim. Ohh!.. Gel keyfim gel… Örneğin bir türlü ulaşamadığım bir sevgilim olur. Ona ulaşmanın hazırlıklarını yapar, sürprizlerimi hazırlar, ilk buluşma anımızı hayal ederim; Sonrasını da tabii... Bir keyiflenirim ki olmayan sevgilimle, sormayın gitsin! Yolları, çevreyi, insanları düzeltiriz. Yüksek binaların dışını elden geçirir, şehir dışına yerleştirir, yerlerine estetiğe sahip az katlı, karakterli yapılar koyarız. Düzgün insanlar neticesi trafik zaten düzgündür. Çaresiz kaldığımızda birbirimize sarılır güç toplarız. Yeniden kolları sıvar, şehri yeşil parklar, her cinsten, her renkten ağaç ve çiçeklerle donatırız. Sıra gökyüzüne gelir; açık maviye boyayarak insanların içlerinin açık olmasını sürekli kılarız. Bir de kenarına minik bir gökkuşağı iliştiririz. O da kendimize tanıdığımız küçük bir ayrıcalık canım; olsun o kadar; egomuzu tatmin etmek için! Tekrar sarılırız birbirimize. Sonra da gider denizleri temizler, akşama kadar kafa yorar, mavinin tonlarını uyumla üstüne yerleştiririz. Coştukça coşarız; şehir dar gelir, memleket içine gideriz. Köy Enstitüleri' ni yeniden kurup kaliteyi ve verimi arttırırız. Halı gibi manzaralar, düzgün ovalar, yeni yerlerine özenle yerleştirilmiş sıra sıra dağlar oturturuz. Demir yollarını en uçta bulunan köşelere kadar yayar, su kanalları açarız. Bu kanallardan sülün gibi süzülen tekneler, güzel görünüşleriyle memleketin olağanüstü dekoruna ve ilerleyen ekonomisine katkıda bulunur. Nehirleri, dereleri, gölleri ve kenarlarını yeniden düzenler, seyredilebilir ve kullanılabilir hâle getiririz. Denizciliği ülkenin en içine kadar yayar, balıkları, balıkçılığı ve suya yüzü dönük insanları çoğaltırız. Sonra da gider, akın akın ülkede yaşamaya veya turistik amaçla gelenlerle el sıkışırız. Pastoral köy kahvelerinde çayımızı içerken titrek ihtiyarlara önem aşılar, dönerek şehirdeki gençliğe sevecenlik dağıtırız. Arabeski dağıtır, güzeli bir araya toplarız. Yoksulun talihini kırar, işsizlere iş bulur, bizim gibi buluşamayanları birleştiririz. Tekrar sarılırız birbirimize. O kadar güç alırız ki daha çok sevgili oluruz; bu kez kendimiz için, birbirimize bakıp gülümsemek için… Absürt mü geldi? Zaten Absürt olsun diye uç bir nokta bulmaya çalıştım. Bir sevgiliyle neler yapılmaz ki? Bütün bunları bir sevgiliden başka kimle yapabilirsiniz ki? Hayal odası o kadar büyük ki… Bu güne değin kalıplarda o derecede takılıp kalmışız ki! Biraz absürt olmakta acaba fayda mı var? Ara sıra saçmalamak da sağlıklıdır diye düşünüyorum. Siz saçmalamayabilir yine de size en güzel gelen hayalinizi gerçekleştirebilirsiniz. İnanıyorum ki, en güzel yapıtlar Hayal Kapısı' nın açık olduğu saatlerde doğdu… Bizim Gece, Hayatın Ta Kendisi Yeni Gün, İyi Kalpli Sessizlik, her tınısı ayrı hissedilen Duygusal Müziğim yardım eder; güzellik nakışlı, iyilik kakmalı, heyecan kaplamalı devâsa anıt, Hayal Kapım' ı elbirliğiyle açarız. Acıyı tatlıyı, güzeli çirkini paylaşır, yapamadıklarımızı yaparız. Duygusal zirveye tırmanır, görülebilecek tüm gözlerle aşağıları görürüz. Bir türlü inmek istemeyiz. Çok keyifleniriz. Görev bilincindeki sorumluluk sahibi Hayatın Ta Kendisi Yeni Gün, üzgün mimikleriyle vaktin geldiğini anlatır. Katerina KOUKA’ nın “ Ta Eykola Ta Diskola yani Kolay Şeyler Zor Şeyler ” şarkısıyla ritmik bir şekilde iner, vedalaşmadan dağılırız. Şimdiye kadar hiç randevulaşmadık ama her seferinde bizim takım eksiksiz yerindeydi. Şarkı kendisini mutlu kulaklarımda tekrar ederken, aklım, hafifçe açık bırakılması ihtimâl dâhilinde olan Hayal Kapımda, kalbimse ait olduğu yerdeyken göz kapaklarım görülenleri saklamak üzere hafifçe kapanır... Şıştt! Uykunuzun kaçtığı gecelerde Hayal Kapınız' ı açmayı sakın ama sakın unutmayın…
İnsan Olmanın Lezzeti… XVII' de buluşana dek, en iyilerle kalın. İlk not: En son ne zaman, müzik ve edebiyattan yardım kabul ettiniz? |
" Edebiyat Atölyesi Pazartesi Çalışmaları " ndan: 5. hafta, 25.10.2004 - 31.10.2004 haftanın konusu: Ta Eykola Ta Diskola
( Kolay Şeyler Zor Şeyler, Katerina KOUKA ) Şarkısının hatırlattıkları üzerine..
Çok daha önce yazmış olduğum bu yazım, diğer yazdıklarım gibi bende hâlâ tazeliğini korumakta olduğundan çalışmaya O' nunla katılmak istedim. Hem Katerina, zaten içindeydi... A.A
:
Alp
ARPAD,
Ankara, 04.11. 2002,
02:44
Diğer bir
"
İOL... "
için