www.sizedebiyat.com SiZedebiyat Edebiyat Enstitüsü

KÖŞE YAZILARI caddesi 

Köşe Adının ve Köşe Yazısının Telif Hakkı sahibi: Alp ARPAD

İnsan Olmanın Lezzeti... XIV

Bir Sonraki Yapıt

Köşemin ismini, " İnsan Olmanın Lezzeti ” koydum. Hayır, ısrar eden olmadı. İçimden öyle geldi çünkü insan olmak gerçekten lezzetli bir iştir

Gülümse

Radyo dinler, televizyon seyrederim bazen. Düşünür, kızar, öfkelenir, içimden söylenir, fikir yürütür, pişmanlık duyar, ümitlenir; çözüm üretirim. Kimi zaman sevinir, hüzünlenir; eskiyi, yeniyi, her şeyi hatırlarım. Genellikle de duyduğum bir söz, bir şarkı, bir müzik beni alır bir yerlere götürür ve hafifçe gülerim; yani gülümserim…

Bir şey yapmış, bir şey paylaşmış, bir şey yaşamışımdır. Etrafımda birileri olsa da bu gülümsememde mutlak bir yalnızlık, kişiye özel bir durum, çok ama çok büyük bir mutluluk vardır. İşte gülümsemenin gizi burada saklıdır; yalnız size aittir. Ayrıca bu, gülümsemeyi gülmekten daha ayrıcalıklı yapan en büyük farktır. Bunları bilmek size ayrıcalık verir, kendinizi iyi, farklı ve kuvvetli hissedersiniz. Damarlarınız taze kanla dolmuştur. Kötüyü görmez, istemediğinizi duymaz ve hiçbir şeyden korkmazsınız.

Öylesine güzel gülümsemeler vardır ki yaşamınıza anlam kazandırır ve dipdiri bir sürü yıl ekler. Karşı kaldırımdan yanıma büyük bir kararlılıkla gülümseyerek gelen kız, bana doğru gelen piyangocudan onun için bir bilet çekmemi istemişti. Gülümseyerek çekmiş ve içtenlikle iyi şanslar dilemiştim. Sadece kendisinin bilebileceği bir nedenle ona şans getireceğime inanmıştı herhâlde. Büyük şehrin kalabalığında ben seçilmiştim; ben zaten çok şanslıydım, o çekilişte bilet almadım. Çünkü o kız sayesinde yeteri derecede zengin olmuştum! Gülümsemesini hiç unutmuyorum. Aklıma geldikçe, gülümsüyorum… Ankara sokaklarına ters bir talih sonucu düştüğüne inandığım Romen akordeoncudan, kendisine verdiğim bahşiş karşılığında yeteri kadar nazik bir gülümseme aldım. İki adım yürüdükten sonra yeterli bulmayıp geri dönerek, babasına kendi akordeonuyla eşlik eden on beşini sürmekte olan oğluna da verdiğim bahşiş karşısında, babanın yüzündeki gülümseme, bu sefer minnettarlıkla da donanmıştı. Beni acıtan ama insanca bu gülümsemeyi de unutamadım. Aklıma geldikçe gülümsüyorum…  Zor şartlar altında yaşam sürmesine karşın tüm asaletiyle, öğrencilerine karşı olan görevinde kusur eylemeyen öğretmenimin, kendisini üzecek bir sorum karşısındaki sevecenlikle verdiği cevaba eşlik eden gülümsemeyi de unutamam. Aklıma geldikçe gülümsüyorum… Yardıma gereksinimi olan dünya ehillerinin gülümsemesini de unutmamalıyım. Aklıma geldikçe gülümsüyorum…

Kalabalıkta veya tenhada, gülümsemeyi iki kişi paylaşırsınız bazen. İşte gülümsemenin gizi buradadır; yalnız size aittir… Öylesine bir gülümsemedir ki bu, paylaşılanı yalnız ikiniz bilirsiniz. Bunu bilmek size ayrıcalık verir, kendinizi iyi, farklı ve kuvvetli hissedersiniz. Damarlarınız taze kanla dolmuştur. Kötüyü görmez, istemediğinizi duymaz ve hiçbir şeyden korkmazsınız. Size ait bu dünyada ötekilere yer yoktur. Doğasıyla, güzellikleriyle, iyilikleriyle sadece ikinize aittir. Kelimeler sözlük anlamını kaybetmiş, ikinize şifrelenmiştir. Hepsinin size ait özel bir anlamı vardır. Kelimeyi kullanır, gülümsersiniz. Çoğu kez, kelime kullanmadan da gülümsersiniz. Her bir gülümseme, mutluluk pınarı kaynağından avuçlanmış şifalı ve serin su etkisindedir. Bu serinliği yudumladıkça, yağmurla serpilen, güneşle yeşillenen, yağmur sonrası toprağın teşekkürü kokusuyla kendinden geçen, göğe doğru uzanarak Yaradan' ına yakın olmaya özen gösteren ağaçlar kadar hür, onlar kadar dik, onlar kadar huzurlu, üstlerine konan kelebekler kadar hafif ve en önemlisi onların hepsinden çok daha mutlusunuzdur. Gülümsersiniz…

Bütün bunları anımsayınca, yine gülümsersiniz…

Sabahın sihirli yapıcılığında bir komşu, bir mahalleli, bir hemşehriniz, gülümser. İyilik ve güzellikle dolarsınız birden. Karşılığında insanca gülümseyin. Verebileceğiniz en büyük armağandır. Aldığınız armağan zaten o derece büyüktür ki paylaşmazsanız taşıyamazsınız. Karşılaşacağınız bir sonraki insana armağanınızın bir parçasını hemen veriniz. Büyük armağanla dolarak işyerinize ulaşırsınız. Hemen paylaşın; göreceksiniz ki bir sürü doğal aynanız var. İnsan gülümseyen aynalarla neyi başaramaz ki!

Gülümsemenin önemini, sözlük anlamı zaten vurgulamaktadır; yüz çizgilerinin hafif hareketleriyle sevinçli bir ruh durumunu anlatmak… Bu kadar hafif bir hareketle, bu kadar anlamlı, bu kadar çok başka neyi kolayca anlatabilirsiniz ki?

Haydi şu andan tezi yok, gülümseyin ve kendinize deyin ki;

- “ Gülümse Allah’ ımın sevgili kulu, gülümse!… Gülümse ki gökyüzü mavi olsun! Bulut gitsin, umut gelsin! Gülümse… Gülümse ki çorak bitsin, her yer suyla dolsun! Gülümse… Gülümse ki çalılık çamlığa dönüşsün! Gülümse… Gülümse ki fakirlik terk etsin, zenginlik yerleşsin! Gülümse… Gülümse ki gönül çekmecende güzelliğin yedi rengi kilitlensin! Gülümse… Gülümse ki en önemlisi benliğin bereketlensin… ”

Lütfen gülümseyin...

 

İnsan Olmanın Lezzeti… XV' de görüşene dek, en iyilerle kalın.

İlk not: En son ne zaman, ağaca zarar vermeden meyveyi dalından  yediniz?

:  Alp ARPAD, Ankara, 26.10.2002, 23:04                                                                                           Diğer bir  İOL... "   için

               

Bir Onceki Yapıt Teknik Aksaklık Bildiriniz Edebiyat Atölyesi Girisi Türkce veya Diğer Bir Dil Yanılgısını Bildiriniz Sözlük Telif Hakları Kanunu İmla Kılavuzu  Bu yazarımız/Bu yapıt hakkında ODA AKDENİZ ODA EGE ODA MARMARA Enstitü Girisi Bir Sonraki Yapıt