Nedir gözyaşı?
Sahiden nedir gözyaşı?
Nasırlaşan yüreklerin
üstüne dökülen kezzap mı?
Açılamaz sanılan
kapıların usta çilingiri mi?
Gözyaşının miktarına veya dökülme nedenine
bakmadan nasıl anlayabilirsiniz gözyaşının en insanî salgılardan
birisi olduğunu?
Öncelikle ağlayan
gözlerini kaçırıyorsa herkesten, gözyaşlarının nedenini anlamak adına
birinci adımı atmanın eşiğindesiniz demektir... İkincisi hem ağlayıp
hem de kulak kabartmıyorsa etrafa; insanın içinde gizlenme
zorunluluğuna uğramış bir yapının mostralığını görmeye
başlamışsınızdır!
Bir silâhın
kurşunları gibi değilse gözyaşı damlaları, günbatımı kadar güzel bir
görüntü verir hani!
Oldum olası uyuyan ve ağlayan insan
görüntüsünün insanın saflığını ve kirlenmemişliğini dışarıya vuran
manzaralar olarak görmüşümdür! Elbette koşullu önermelerim bunlar...
Başkalarının gözyaşlarının nedeni üzerinde at
oynatmaya kalkmak hele hele yargıyı eşkin koşturmak; sadece yargıyı
üstüne zorla giydirmeye çalıştığınız insana değil öncelikle kendinize
haksızlıktır! Aynı koşullar içinden süzülüp gelmiyor ki bedenler,
hatta beklentiler ve hatta ruhlar!
Toplumun kabuk değiştirme sürecinde olduğu
gerçeğini bir kez daha hatırlatmak gerekiyor, eski kabuğuna kıyıp da
atamadığını yeni kabuğunun hangisi olacağına bir türlü karar
veremediğini de...
Bir var ki; günümüzde ve ülkemizde kentli
topluluklarda cinsiyetler arasındaki sınır gittikçe silikleşiyor;
çünkü kadının gözyaşı da erkeğin gözyaşı da aynı kuyumcu terazisinde
tartılıyor artık!
Erkeğin ağlamasını bir
türlü kabul edemeyenler eski kabuklarını atmaya kıyamayanlar liginde
son sıralarda oynayanlardır diye düşünüyorum, diğer taraftan kadının
ağlamamasını, ağlayamamasını garipseyenler de aynı lig de son
sıralardan kurtulma hevesindeler...
Gözyaşı tuzu ile yalnızlığın
yaraları dağlanmaz!
İyi bir gün olsun yarın…