www.sizedebiyat.com SiZedebiyat
KÖŞE YAZILARI caddesi
Telif Hakkı sahibi: Nevzat TEKİN
İYİ BİR GÜN OLSUN YARIN
Çayın Demİ, Toprağın TavI ve PapatyanIn YaprağI
|
Şairin dediği gibi hayat sunulmuş bir armağan bize, biliyorum ve bu bilmeyi çok seviyorum; ancak bazen öyle geliyor ki koca bir ömre tek bir yazının sığdığı küçücük bir yaşamı sürüklüyor gibi hissediyorum kendimi. O bir tek yazıda anlamlandırıyorum hayatı, bir yenisini yazana kadar belki! Yapamadıklarımın gözlerime taktığı mahcubiyet bakışını yazılarla silmeye çalışıyorum, böyle isimlendirmek hoşuma geliyor! Hırs değil bu iyi biliyorum, hırs insanın omuriliğini kırar ve ayakta durmasını engeller... Diğer üretimlerine saygı duymayı da unutmadan; Leonardo da Vinci' nin sadece Mona Lisa' yı resmetmek adına ya da Ataol BEHRAMOĞLU' nun sadece ' Yaşadıklarımdan Öğrendiğim Bir Şey Var ' şiirini yazmak için veyahut Nene Hatun' un yirmi yaşında bir gelin iken yaptıkları için dünyaya geldiğine inanıyorum. Kendi adıma o yazıyı veya şiiri arıyorum, bulma olasılığımın çok düşük olduğunu bildiğim halde... Elbette olaylara ve insanlara hak ettiği değerden fazlasını vermemek veya azı ile onları yaralamamak önemli, işin sırrı dengede! Eşitlik yerine koyuyorum dengeyi, hiç düşünmeden hem de... İnsanın yaptıklarının da yapamadıklarının da bedelini ödediği bir dünyada yaşadığıma olan inancımı büyütmeye çalışıyorum yazılarımla! Doğru neresinden tutulursa tutulsun, çekildiği yöne gitmeye meyilli olarak görülen; ancak hiç de bir yere gitmeyen sabit bir kavram, zamanın işlemesine ve şekillemesine açık da bir kavram aynı zamanda... Doğruyu yapmanın önünde çok engel var, öncelikle insanın kendisi! Zamanın elinden, tarihin unutulanlar kısmına atılmadan kurtarılmış anların tanıklarıdır yazilânlar; yani, zamana karşı yapılmış masum hırsızlıktır yazı... İlk başta küçük bir çocukmuş gibi okur, elinden tutup bilinmeyen yerlere götürür yazı, okudukça yazının anlamı daralır, okurun yaşı büyür, en sonunda sırlarınızı bilen birer dosttur yazilânlar. Bu anlamda, en çok şiiri seviyorum. Şiiri en az sözcükle en yoğun duyguyu anlatabildiği için seviyorum. Deneme yazmayı ise içimdeki labirentte kaybolmayı sevdiğim için. Yazmak on yedi yaşın ergen bir hevesiydi başlarken, daha sonraları on yedi yaşımda kalabilmek için yazdım!...
' Alev alev ellerim / yazmasam tutuşacağım! ' diye not düşmüştüm şiirimin birisinde. Gece yazmayı seviyorum; ıssız iken ortalık içimin şenliğini veya kimsesizliğini daha net görebiliyorum belki de! Bazen namussuz bir kent akşamında apartmanların arasında her şeye rağmen süzülen bir uçurtma, bazen bir ürkek bir dokunuş kelimelerimi harekete geçirir... Yokluğun varlığı yazdırtıyor bana! Yazı yazarken beğenmediğim ve yerine yenisini koymak için de hiçbir çaba sarf etmediğim iki alışkanlığım var; gece yazmayı sevmek ve yazı yazarken bütün kudretin elimde olması. Gece yazmayı seviyorum; çünkü seslerin ve renklerin yazdıklarıma sadece ben istediğim zaman karışmasını istiyorum... Gece yazmayı seviyorum, ıssız iken ortalık içimin şenliğini veya kimsesizliğini daha net görebiliyorum belki de! Yazı yazarken yaşamıma ve yaşama dair bütün kudretin elimde olmasına aslında bir türlü alışamadım. Belki de sadece bunun için yazı yazılıyor. Geceden güne süzülen anlamların izlerini gün ışığında bulamadığım için yazıyorum. Öğretmen olmak, sevgili olmak, oğul olmak, kardeş olmak gerekli; komşu olmak, dayı olmak, amca olmak gerekli; para kazanmak gerekli... Bütün bunların ötesinde kendi dengesizliklerimin, yaşayamadıklarımın üstesinden mesleğime sığınarak gelmeye çalışıyorum. Kendi başarısızlıklarımın yerine öğrencilerimin hayata karşı doğru tavır alışlarını koyduğum için çok da sorun çıkmıyor hani! Başka bir açıdan bakıldığında ise, öğretmen kimliğim dışındaki kimliklerimin üstümde çok şık durmadığını bilmenin sıkıntısını yaşıyorum. Bu sıkıntıları da yazarak aşmaya çalışıyorum. Artık niceyse ulaştığım yer? Diğer taraftan bir insanda, insanlığın tüm halleri bulunur. Duyguların hepsinin hakkını vererek yaşamaya çalışmak gerek gibi çok basit bir - iki tuğlayı günlük hayatın barakasının temeli yaptığım için çok da zorlanmıyorum... Mutsuzluklarım ve uyumsuzluklarımla beraber onların geçici ve tamir edilebilir şeyler olduğu gerçeğini kendi kendime sayıklayarak yaşayıp gidiyorum. Bütün bunların sağrısında, ha yıkıldım ha yıkılacağım diyen çitlerle çevrili, bozuk kilitli tahta kapısıyla korunaksız bir bahçemin olduğunu da söylemem gerek; yerini herkes bilmediği için ancak kendi istediğim kişileri ve anlamları alıyorum o bahçeye... Neden mi yazıyı çok seviyorum; çayın demi, toprağın tavı ve papatyanın bir yaprağı hep eksik kaldı da o yüzden... |
:
Nevzat TEKİN,
18
Temmuz 2005 Pazartesi 01:15 Diğer bir
"
köşe yazısı için "
için