www.sizedebiyat.com SiZedebiyat Edebiyat Enstitüsü
KÖŞE YAZILARI caddesi
Telif Hakkı sahibi: Mehmet UHRİ
AÇIK KAPI
Hayatı anlamaya ve anlatmaya çabalayanlar için her zaman bir açık kapı vardır
AŞKA DAİR
|
Hastanenin kalabalık koridorunda hastalarımızdan birinin diğerine “ Aşk dediğin şeyi bu kadar gözünde büyütmemelisin. Aşk bu dünyaya ait bir şey değil görmüyor musun? ” diye bağırdığını duydum. Sevdiğinden ayrıldığı için ilâç içerek intihar girişiminde bulunan, midesi yıkanarak kurtarılan genç kızı, yaşlı bayan hastamız hastane koridorunda bu sözler ile teselli etmeye çabalıyordu. Kız ağlamaya başlayınca saçını okşayıp “ daha yaşanacak çok şey var. Bu kadar çabuk vazgeçmemelisin ” diyerek koluna girdi ve odalarına yöneldiler. Hastanenin kalabalığı ve keşmekeşi arasında bu sözleri daha önce de duyduğumu hatırladım. Tıp fakültesi son sınıfındaydım. Doksan yaşını geçmiş emekli dâhiliye uzmanı doktor ağabeyimiz rahatsızlığı nedeniyle üniversite hastanesine gelmişti. O yaşta biri için hastane koridorlarında gezinmek, tahlil, tetkik yaptırmak hayli güçtü. Servislerden birinden ödünç aldığım tekerli sandalye ile yardımcı olmaya çalışıyordum. Kan tahlilleri, röntgen, tomografi derken hastanenin bir ucundan diğerine koşturmuştuk. Dâhiliye servisine dönmüş tahlillerin sonuçlarını bekliyorduk. Doktor ağabeyimizi nüktedan, hoş sohbet biri olarak tanıyordum. Yorulmuştu. İlgime teşekkür etti. Bir süre dinlendikten sonra sorular sormaya, başladı. Kimlerden olduğumu, mezun olduğum okulu, neden doktor olmak istediğimi, ileride ne yapmayı planladığımı sorguladı. Öğrencilik ve gençliğin verdiği ateşlilik ile ilerisi için iddialı planlar sunmuş olacağım ki, elimi tuttu. Susturdu. Beni karşısına alıp gözlerimin içine baktı. “ Hayatı bu denli ciddiye almamalısın. Tamam, yaşın genç, ideallerin olmalı ama hayatın da farkında olmalısın ” dedi. - Siz ne tavsiye edersiniz? - Öğüt vermenin kimseye faydası yok. Nasıl olsa kimse dinlemez. Şimdiki aklım olsa gereksiz yere insanlarla veya kendimle uğraşmak yerine daha hoşgörülü daha boş vermiş olurdum. Yer, içer, gezer ve seks yapardım. - Bunlar için para kazanmak gerekmez mi? - Gerekir elbet ama olmasa da dert değil. Dünyada herkese yetecek kadar para var, görmüyor musun? - Yani? - Ye, iç, gez ve seks yap. Gerisini de boş ver. Sustu. İkna edip etmediğini anlamak için gözlerime baktı. Açıkçası ikna olmamış, işin kolayına kaçtığını düşünüyordum. O sırada birlikte olduğum ve âşık olduğumu düşündüğüm kız arkadaşımdan da ayrılmıştım. Gönlüm yaralıydı. “ Peki ya aşk, aşk da mı olmamalı? ” diye üsteledim. Gülümseyerek omzumu okşadı. - Aşk dediğin bu dünyaya ait değil ki. Biz onu öteki dünyadan devşirmişiz. Öte dünyaya göçtüğümüzde bunu daha iyi anlayacağız elbet. - Nasıl yani? - Aşk bu dünyaya ait değil diyorum. Hiçbir yere, konuma yerleşmiyor, her yerde sorun çıkarıyor görüyorsun. Aşkı bizler öte dünyadan devşirdik. Sen önerilerime kulak ver. Yapmak istediklerin için hayatı ertelemek yerine yaşanılması gerekenin peşine düş. Merak etme, aşk bir yerlerde bulacaktır seni. Ama ötede, ama beride... Kafamı karıştırmıştı bu sözler. O yıllarda tam olarak anlamamıştım. Açıkçası bana biraz tuhaf görünmüştü bu fikirler. Üstünde durmadım. O güne kadar da unuttuğumu sanıyordum. O gün, yaşlı bayan hasta intihar girişiminde bulunan genç kızın “ Âşıktım, çok seviyordum ” sözlerine saçlarını okşayarak “ Aşk bu dünyaya ait değil, görmüyor musun? ” diyerek yanıt veriyordu. Çoktan rahmetli olan dâhiliye uzmanı doktor ağabeyimizin sözleri, anlatmaya çabaladıkları geldi gözümün önüne. “ Hayatı ertelemek yerine, yaşanılması gerekenin peşine düş. Aşk bir yerlerde bulacaktır, seni. Ama ötede, ama beride ” demişti. Hastanenin kalabalık koridorunda genç kız, yaşlı bayan hastamızın kolunda odaya giderken başını omzuna koymuş sessizce iç çekiyor diğeri saçlarını okşayarak teselli etmeyi sürdürüyordu. Teselliye çabalayan bayan hastamızın ilerlemiş hastalığı bir yana, aşk yine ortalığı karıştırmış ve yine kendine bir yer bulamamıştı, anlaşılan. |
:
Mehmet
UHRİ,
İstanbul, 27.03.2006 Diğer bir
"
köşe yazısı için "
için