www.sizedebiyat.com SiZedebiyat

KÖŞE YAZILARI caddesi 

Telif Hakkı sahibi: Mehmet UHRİ

AÇIK KAPI   

 Hayatı anlamaya ve anlatmaya çabalayanlar için her zaman bir açık kapı vardır

BOŞUNA AĞARTMADIK BİZ BU SAÇLARI

Görece sakin geçen nöbet akşamıydı. Nöbetçi şef odasında kitabımı okuyup hastane ortamından hiç olmazsa zihnen uzaklaşmaya çabalıyordum. Yoğun ve yorucu geçen günün üzerine binen idari nöbet, yorucu olmasa da hastaneye hapsediyordu insanı. Gecenin karanlığı da çökünce yarı açık cezaevinde gibi hissetmeye başlıyordum kendimi.

Bu düşünceler içindeyken kapım çalındı. İçeriye hayli yaşlı, bakımlı hanım girdi.

-          Nöbetçi şefi arıyordum evlâdım.

-          Benim, buyurun. Size nasıl yardımcı olabilirim?

Bir şeyler söylemek istiyor ancak söze bir türlü başlayamıyordu. Sıkıntılı hâli vardı.

-          Sorun nedir? Bir terslik mi var?

-          Yok. Yok bir terslik evlâdım. Terslik kocamda. Yukarıda dâhiliye servisinde yatıyor. Ben de ona refakat ediyorum. Beni size o gönderdi.

-          Ne için gönderdi sizi bana?

-          Olacak şey değil istediği biliyorum ama çok ısrar etti. Elçiye zevâl olmazmış. Sizden bir ricası var.

-          Yapabileceğim bir şey ise yardımcı olmaya çalışırım.

-          Bugün Mayıs ayının beşi. Yani bugün Hıdrellez bayramı. Kocam, bugüne kadar hiçbir Hıdrellez’ i kaçırmadığını, bu kez hastanede yakalandığını. hastane bahçesinde hıdrellez ateşi yakmak istediğini söyleyip izin için beni size gönderdi.

Heyecanlanmıştım. Çocukluğumda mahallemizde kutladığımız Hıdrellez akşamları geldi gözümün önüne. Kitabımı kapatıp bir kenara kaldırdım.

Hastanelerde nöbetçi şefin haberi olmadan kuş uçmazdı. Değil ki hastane bahçesinde ateş yakmak! Hanımefendiyi de yanıma alarak hastamızın yanına çıktım. Kaşlarına kadar beyazlamış saçları, deniz mavisi gözleriyle yatağında oturuyor, soru soran gözlerle bir eşine, bir bana bakıyordu. Dosyasını inceledim. Hastamızı takip eden doktorunu aradım.  Yataktan çıkmasında sakınca yoktu. Heyecanlanmak ve yorulmak yasaktı, o kadar.

-          Hıdrellez ateşi yakmak istiyormuşsunuz, öyle mi?

-          Evet, Doktor Bey! Ne olur çok görmeyin. Gizlice ateş yakıp sizin de başınızı belâya sokmak istemedim. Eşimi o nedenle yanınıza gönderdim.

-          Ama doktorunuza göre heyecanlanmanız ve yorulmanız yasakmış.

-          Sizden rica ediyorum Doktor Bey; Yaşım hayli ilerledi. Bu belki de görüp göreceğim son Hıdrellez. Bu dünyadan geçip gitme zamanının yakın olduğunu hissediyorum.

-          Peki. Ama şartım var. Ateşi birlikte yakacağız. Yorulmak, heyecanlanmak yasak!

Gözlerindeki mutluluğu, ışığı görmeliydiniz. Hemen yatağından doğrulmaya, sabahlığını aramaya başladı. Sakin olmasını rica edip bir saat kadar sonra hastane bahçesinde buluşmak üzere sözleştik. Odadan çıkarken arkamdan seslendi.  

-          Doktor Bey, kızacaksınız ama bir şey daha rica edeceğim…

-          Söyleyin bakalım!

-          Çocuk kliniğinde yatan, gelebilecek durumdaki çocukları da çağırabilir misiniz, şenliğimize?

-          Neden özellikle çocuklar?

-          Bu bayramı unutmasınlar istiyorum. Günümüzün zamanında yaşayanlar için anlamsız bir bayram Hıdrellez. Çoğumuz kolumuzdaki saatle yaşıyoruz hayatı ama çocuklar öyle mi? Onlar için zaman, henüz saatlere hapsolmuş değil. Bu bayramla baharın başlangıcını, sonbaharda bizi terk eden doğanın, baharla aramıza dönüşünün gerçek şenlik olduğunu unutmasınlar istiyorum.

-          Çocuklar için, zaman gerçekten farklı mı?

-        Hem de nasıl farklı! Onlar, doğanın zamanında yaşıyorlar, bir zamanlar hepimizin yaşadığı gibi. Oyuna dalmış çocuk için yemek saatinin ya da yatma saatinin ne kadar anlamlı olduğunu düşünsenize Doktor Bey? Bizlerse ne yapıp edip onları kendi kurgusal, saçma zamanımıza tıkmaya uğraşıyoruz. Kendi zamanımıza en iyi uyum gösteren çocuğa takdirle bakıyoruz.

Kafam karışmıştı. Aklıma yemek saati geldiğinde sofraya gelmeyen, yatma saati geldiği hâlde yatmak istemeyen kızımla eşimin diyalogları geliyordu.  

-         Tamam anlaştık. Çocuk servisine de haber vereceğim. Ancak fazla gürültü çıkarmak yok!

Odadan ayrılıp yakmak için bir şeyler ayarladım. Sorumlu hemşireyle birlikte Çocuk Kliniği' ni de durumdan haberdar ettim. Biraz sonra sekiz on kadar çocuk anneleriyle birlikte katıldılar, küçük kutlamamıza.

Bir saat sonra hastane bahçesinin fazla dikkat çekmeyen emniyetli bir köşesinde yakmıştık, Hıdrellez ateşimizi. Ateşin harı geçince üstünden atlamaya başladık. Çocuklar sıraya girdiler, Bey Amcamız da aralarında doktor kontrolünde bir iki atlamadan sonra ateşin çevresine oturtuldu. Bizim ihtiyar çocuklara sonbaharla birlikte ağaçların yapraklarını dökerek doğanın uykuya daldığını, baharla birlikte dallara su yürüdüğünü ve doğanın uykusundan uyandığını, bolluk ve bereket getirdiğini bunun için her yıl mayıs ayının ilk haftasında bahar şenlikleri yapıldığını anlattı. Eskinin masallarını, mitlerini anlatırken çocuklar ilgiyle dinliyordu.

Yaptığım bu iş ertesi gün duyulursa ne hesap vereceğimi düşünürken bey amcamızın eşi koluma girdi. Gözleri doluydu.

-          Teşekkür ederim, doktor bey. Çok teşekkür ederim.

-       Teşekküre gerek yok. Evinden, odasından uzakta, hastane koğuşuna tıkılmış, oyundan, oyuncağından uzak çocuklar için güzel bir hastane anısı oldu. Hepimizin, eşinize teşekkür etmesi gerekiyor sanırım. Böylesi bir günü unutmadığı ve unutturmadığı için.

Ateşin sönmesiyle birlikte törenimizi sona erdirdik. Çocuklar anneleriyle birlikte koğuşlarına döndü. Hastamıza odasına kadar eşlik etmek istedim. Engel oldu.

-          Yoruldum, biraz da heyecanlandım ama sanırım değdi, Doktor Bey.

-          Kendinizi yormamanızı rica etmiştim.

-          Dedim ya, belki de bu göreceğim son Hıdrellez ama bu çocuklara da bulaştırdım ya Hıdrellez' i, varsın yorulayım. Biliyorum ki, seneye ben olmasam da o çocuklar arayacak, isteyecekler yine Hıdrellez ateşini.

-          Nereden biliyorsunuz?

-          Hepsinden söz aldım. Boşuna ağartamadık biz bu saçları!

Eşinin koluna girdi. Birbirlerine yaslandılar. Ağır adımlarla odalarının yolunu tuttular.

 

      :  Mehmet UHRİ, 10.08.2004, İstanbul,                                                Diğer bir  köşe yazısı için "   için

                         

Bir Onceki Yapıt Teknik Aksaklık Bildiriniz Edebiyat Atölyesi Girisi Türkce veya Diğer Bir Dil Yanılgısını Bildiriniz Sözlük Telif Hakları Kanunu İmla Kılavuzu  Bu yazarımız/Bu yapıt hakkında  Radyolu Dakikalar ODA AKDENİZ ODA EGE ODA MARMARA Enstitü Girisi Bir Sonraki Yapıt