|
Anadolu’ nun çok yerinde İzmir’ e, İzmirlilere gâvur derler. Aşağılama,
kendinden olmama anlamı taşıyan bu nitelemeyi sever İzmirliler. Başkaları
gibi tutucu bağnaz olmaktansa çağdaş Avrupai görüntüsünün böyle aykırı bir
niteleme doğurduğunun farkındadır. Güler geçer İzmirliler.
Bugünkü Hisar Camii çevresinde kurulan eski kent çekirdeğinin Ceneviz
kolonisi olması daha sonraları ise Seferad Yahudilerinin gelip yerleştiği
bugünkü Konak çevresi nedeniyle İzmir’ in merkezi yıllar boyunca Gâvur İzmir
olarak adlandırılmıştır. Çarşının ve limanın merkezde yer alması nedeniyle
bölgenin alışveriş ve ticaret mekânı uzun yıllar “ Gâvur İzmir ” diye
adlandırılan bu bölge olmuştur. İşgal yaşamış, Kurtuluş Savaşı ve mübadele
ile gayrimüslim nüfusunu büyük oranda yitirmiş olmasına karşın bazı
özelliklerini yitirmemiştir. Kimilerine göre gâvurluk diye adlandırılsa da,
ülkemizin batılı yüzü olmuştur İzmir.
Vatanseverdir İzmirliler.
İstanbul yönetimi mütareke imzalayıp teslim olurken onlar kurtuluş savaşının
ilk kurşunu niyetine kendi insanını sürer namluya. Dönemin yönetimi için
kabul edilmez bir başkaldırıdır, gâvurluktur İzmirlinin bu yaptığı.
Demokrattır İzmirliler.
1985 yılında yapılan referandumda ülke ortalamasının büyük oranda aksine
siyasi yasakların kalkması yönünde oy kullanarak ülkemizde demokrasinin yara
almasının önüne geçtiğinin bilincindedir. Kimilerine göre ise, yapmıştır
yine gavurluğunu. Riyakâr değildir. Hoşgörüsü yüksektir İzmirlinin.
Kemeraltı semtinde meyhaneler sokağı olarak bilinen Veysel çıkmazında çoğu meyhane
sahibi ramazan ayında “ meyhanemiz ramazan nedeniyle kapalıdır ” yazısı
asarken, Ferit Baba’ nın meyhanesi camına “ meyhanemiz ramazanda nöbetçidir
” yazısı asar. Kızmaz, karışmaz kimse kimsenin yaşantısına. Kimileri için
ise gâvurluğun dışavurumudur, bu hoşgörü.
Değerlerinin farkındadır. Vefakârdır, İzmirli.
Yunan işgalinden sonra çok büyük bir kısmı yanmış ve harap olmuş halde geri
alınmıştır. Yangın yeri denen ve İzmir‘ in eski kent merkezi olan metruk
alan o zamana kadar yapılan park alanlarının en büyüğü olarak 1937 yılında
İzmir Fuarı adıyla açılmıştır. Fuar, yıkılmış, tükenmiş kentin insanlarının
gayreti ile İzmir’ in yeniden kuruluşunun ve çağdaş kimliğinin göstergesi
olmuştur. İzmir Fuarı' nın 30 Ağustos kapısından girdiğiniz zaman sizi sol
tarafta küçük bir heykel karşılar. Bu heykel bir yalak başında üç adet at
başından oluşmaktadır. Heykelin altındaki notta ise “ Bu heykel İzmir
Fuarının yapımında çalışan ve çoğu bu çalışmalar sırasında can veren atların
anısına yaptırılmıştır ” diye yazmaktadır. Kimilerine göre ise, bu ülkede
heykeli dikilebilecek o kadar önemli şahsiyet varken yapmıştır yine
gâvurluğunu, İzmirli.
Gâvurluk nitelemesini sever İzmirli.
Çağdaş, demokrat, aydın ve aykırı olmanın karşılığı olduğunun, bu
nitelemenin, farkındadır. İnançların insanın vicdanında olduğunu, kimseye inancı için
hesap vermek zorunda olmadığını bilir ve dahası kendini gâvur diye niteleyip
kendinden saymayanları da bağrına basar İzmirli. Çünkü İzmirli, hayatın her
şeyin önünde olduğunu, asıl olanın yaşamak olduğunu bilir ve bunu haykırır.
Gâvurluğu sever İzmirli... |