www.sizedebiyat.com SiZedebiyat Edebiyat Enstitüsü
İNCELEME kuyusu
Telif Hakkı Sahibi: Mustafa Alper FAKILI
Değerli duyguyoğuranımız ve SiZedebiyat Edebiyat Topluluğu Üyemiz, incelik göstererek, " GENÇLİĞİN TÜRKÇE KURULTAYI, SES BAYRAĞIMIZI GENÇLİK TAŞIYOR! TÜRKÇEM, SES BAYRAĞIM! " adı altında toplanan kurultaya ve 73. DİL BAYRAMI' na ( 24 - 25 - 26 / 09 / 2005 ) sunduğu çalışmasını, bir parçası olduğu SiZedebiyat sayfalarında da görmek istediğini söyledi. Bu düşüncesinden dolayı kendisine teşekkürlerimizi sunuyoruz.
BİLGİ ÇAĞINDA TÜRKÇENİN ÖNEMİ
* “ Bunu kim, niye kullanmak istesin ki? ”

* Rutherford Hayes 1877 * İlk Telefon 1877

** “ Dünya pazarında 5 bilgisayardan fazlasına yer yok!”
**Thomas Watson ( 1943 )
|
1877 Yılında Amerika Birleşik Devletlerinde bir telefon konuşması denemesi yapıldı. Telefon yeni icat edilmişti ve bu denemeyi yapan kişi ABD başkanı Rutherford HAYES’ ti. Bu konuşmadan sonra ABD başkanının yaptığı yorum ilginçtir: “ Güzel bir buluşa benziyor; ama bunu kim, niye kullanmak istesin ki? ”... ( 1 ) 1943 yılında IBM adıyla tanıdığımız bilgisayar şirketinin yönetim kurulu başkanı Thomas WATSON bilgisayarın geleceği için önemli tahminlerde bulunuyor. Watson yaptığı açıklamada ' dünya pazarında 5 bilgisayardan fazlasına yer olmadığını ' söylüyor... ( 2 ) 2000’ li yıllara gelindiğinde görüyoruz ki, ABD Başkanı HAYES ve IBM Yönetim kurulu başkanı WATSON’ un öngörülerinin aksine telefon ve bilgisayar günlük hayatımızın vazgeçilmez birer parçası. Olayın ilginç yönü bununla da kalmıyor. Çağımızın iletişim aracı internet; telefon ve bilgisayarların birbirine bağlanmasıyla ortaya çıkıyor. İnternet Dünya tarihindeki en hızlı gelişen elektronik teknoloji. Amerika' da yapılan bir araştırmaya göre, elektrik kullanılmaya başlanmasından 46 yıl sonra evlerin % 30' una girmiştir. Bu sürenin telefon için 38 yıl, televizyon için 17 yıl, internet için sadece 7 yıl olduğu belirtilmektedir. Bir başka araştırmada ise; Dünyada 50 milyon televizyon için 17 yıl, internet için ise sadece 7 yıl olduğu belirtilmektedir. Bir başka araştırmada ise; Dünyada 50 milyon televizyon rakamına 10 yıl içinde ulaşıldığı, internete bağlı bilgisayar sayısının 50 milyona ulaşmasının ise sadece 3 yıl sürdüğü belirtilmektedir. 1990 yılında internetin kullanıcı sayısı 1 milyon iken 1995' te 16 milyona, Mart 2000' de 350 milyona ulaşmış olup ( 3 ), 2005 yılı itibariyle 600 milyonu aştığı biliniyor. Bu kadar hızlı yayılmasının yanı sıra internetin günlük yaşantımızın her alanına girmiş olması bizlere değişimin boyutunu göstermekte. Bugün internet üzerinden alışveriş yapabiliyoruz. İnternet üzerinden dil öğrenmek, araştırma yapmak, istediğimiz her hangi bir konuda bilgi edinmek mümkün. Yine internet üzerinden dünyadaki tüm ülkeleri, tarihi yerleri, büyük şehirleri; fotoğraflarla, video görüntüleriyle, hatta kameralar aracılığıyla canlı olarak izlemek mümkün. İnternet üzerinden faturanızı yatırabilir, maç biletinizi alabilir, uzaktaki arkadaşlarınızla sohbet edebilir, kısacası günlük hayattaki bir çok etkinliği bir bilgisayar ve modem aracılığıyla gerçekleştirebilirsiniz. Konunun dili ilgilendiren bölümüne gelmek gerekirse: internetle birlikte geçirdiğimiz büyük değişim, her toplumsal değişimde olduğu gibi kısa sürede dilde de kendisini gösterdi. Çet odaları, spam mailler, forvırd etmeler, smayliler derken internetin egemen dili İngilizce Türkçeyi dört bir yandan etkisi altına almaya başladı. Küreselleşme adı altında süregelen tek yönlü kültür emperyalizmi internet sayesinde hızla yol aldı. Dünya dilinin İngilizce olduğu, küresel dilin tüm dillerin yerini alacağı yetişen yeni nesillerin beynine kazınmak istendi. Bu koşullar altında Türkçe gibi ulusal diller önemsiz, sıradan, ikinci plana atılmış diller olarak bir köşeye bırakıldı. Bu sorun yalnızca ülkemizde değil, dünyanın bir çok ülkesinde yaşanmakta. Küreselleşme ulus devletlerin ulusal kimliklerini tehdit etmekte. Bilgi çağında Türkçenin bir diğer sorunu ise bilgi toplumu olma aşamasında olan Türkiye’ de Türkçenin bilim dili olarak kabul görmemesi. Üniversitelerimiz yabancı dille öğretim adı altında verdikleri öğretimle küreselleşmenin gereklerini yerine getirdiğini sanmakta. Türkçenin bir bilim dili olup olmadığı sorusu akılları kurcalamakta. Bilim dili konusunda Aydın Köksal “ Dil ile Ekin ” adlı kitabında şöyle diyor: “ Belirli bir dilin bilim dili sayılması için, bütün bilim alanlarının hepsinde birden bilimsel çalışma sürdürme zorunluluğu yoktur. Yalnızca bir ya da birkaç alandaki bilimsel araştırmaların bulgularını dünyaya ilk kez ulusal dilde açıklamak, bu açıklamaların bilim alanlarına göre dizinlerinin uluslararası bilgi erişim dizgelerinde yer almasını, örneğin Fransa’ da CNRS, Türkiye’ de ( TÜRDOK ) / TÜBİTAK gibi bu işten sorumlu olabilecek ulusal bir kurumca sağlamak, özellikle de bütün öğretim düzeylerinde ve tüm bilim alanlarında, üniversite ve yüksekokullarda öğretim dili olarak kullanmak, bunun için gerekli özgün ve çeviri kaynak kitapların yayınlanmasını sağlamak, bir ulusal dilin bilim dili sayılması için yeterli ölçütlerdir.” ( 4 ) Bu koşullara bakıldığında Türkçenin yeterli bir bilim dili olduğu açıkça görülüyor. Ancak Türkiye’ de büyük üniversitelerin çoğunun öğretim dilinin İngilizce olması, alan derslerinde Türkçe kaynak yetersizliği yaşanması Türkçenin bilim üretilen, bilgi üretilen bir dil olarak gelişmesini engelliyor. Daha da kötüsü bu durum Türkiye’ de bilimsel üretimin önüne engel koyarak, yalnızca dışarıdaki gelişmeleri izleme çabasında olan bir bilim çevresinin oluşmasına neden oluyor. Sorunun öğrenciler açısından yarattığı boyutu ele alırsak; çözümü başka yerlerden, üniversitelerden, devletten, YÖK’ ten ya da herhangi bir kurumdan beklemek yerine kaynak kitapların Türkçeye çevirilerini yaparak harekete geçebiliriz. Çünkü Türkçenin kaynak kitap sıkıntısı giderildiği taktirde önü hızla açılacaktır. Bir dilde var olan bilgi birikimi o dilde bilim yapılmasını, düşünce üretilmesini kolaylaştırmaktadır. Tarihten bir iki örnek vermek gerekirse: 1- Arap - İslâm Döneminde Tıbbın Gelişimi: Hipokrat, Galen, Dioskorides gibi yazarların eserleri Arapçaya çevrilmiştir. Özellikle Abbasi döneminde çok ciddi bir şekilde bir çeviri dalgası yaşanmıştır. Bu yolla Yunan tıbbı İslâm dünyasına kazandırılmıştır. ( 5 ) 2- Avrupa’ da Rönesans Hareketi: Avrupa ulusları eski Yunan eserlerini ulusal dillerine çevirerek orta çağın karanlığından kurtulmuş, yeni ve dünyaya yön verecek düşünceler üretmişlerdir. 3- Japonya’ nın Çağdaşlaşma Süreci: Japonya bilim ve teknoloji alanında gösterdiği büyük gelişmenin ilk adımlarını Avrupa’daki pozitif bilim alanlarındaki tüm kaynakları Japoncaya çevirerek başlatmıştır. ( 6 ) Örneklerde de görüldüğü gibi ulusal dillerindeki bilgi birikimini çeviri yoluyla geliştiren uluslar bilimsel, düşünsel ve toplumsal alanda ilerliyorlar. Benim önerim, Türkçe kaynak sıkıntısı çeken üniversite öğrencilerinin bir araya gelmeleri. Her bilim dalından öğrenciler arasında küçük çeviri grupları oluşturulmalı. Türkçe kaynak bulunmayan alanlarda yabancı kaynakların çevrilmesine uzmanların da yardımıyla başlanmalı. Bu gruplar internet ortamında bir araya gelerek eşgüdümlü bir şekilde çalışmalarını yürütebilirler. Böylece çağımızın iletişim aracının, doğru kullanıldığında nasıl da işe yarayabileceğine güzel bir örnek oluşmuş olacaktır. Türkçenin bilimsel bilgi birikimini geliştirdiğimiz taktirde Türkçe bilim yapmak ve Türkçeyi kullanarak bilimde yol almak kolaylaşacaktır. Bilgi çağında küreselleşmenin ve İngilizcenin baskısı altında olan Türkçeye gereken değeri vermeli ve her alanda gelişmesine öncü olmalıyız. Bilim alanında diğer devletlerden geri kalmak, bilgi çağına, bilgi toplumuna ayak uyduramamakla sonuçlanacağından bir bilim dili olan Türkçenin bilimin her alanında etkin olarak kullanılması için çalışmalıyız. Sonuç olarak bağlamam gerekirse, küreselleşmeyle ortaya çıkan kültür emperyalizminin yarattığı tehdit karşısında geleceğimizin göstergesidir Türkçe. Başta bilim alanında olmak üzere Türkçeye verdiğimiz değer ulus olarak geleceğimizi belirleyecektir.
Kaynaklar: ( 1 ) http://yenibir.msn.com.tr/CareerSupport/DisplayArticle.aspx?vID=406 ( 2 ) http://www.pandora.com.tr/urun.asp?id=113825 ( 3 ) İnternet ve Alan Adlarının Uluslararası ve Ulusal Yönetimi ile Çok Dilli Alan Adları, Alkan Mehmet, Canbay Cafer ( 4 ) Dil ile Ekin, Prof. Dr. Aydın Köksal, Toroslu Kitaplığı, Kasım 2003, sayfa 197 ( 5 ) İslâm Dünyasında Tıp, Prof. Dr. Erdem Aydın, www.medinfo.hacettepe.edu.tr/ders/TR/D1/4/3856.doc ( 6 ) Japonya’ da Modernleşmenin Sosyo - ekonomik ve Kültürel Temelleri, Dr. Ahmet Cihan |
" Edebiyat Atölyesi Pazartesi Çalışmaları " ndan: 53. hafta, 26.09.2005 - 02.10.2005 haftanın konusu: ÖZDE BİR SÖZDE BİR OLMAK üzerine
:
Mustafa Alper
FAKILI,
Ankara, 25
Eylül 2005 Pazar