www.sizedebiyat.com SiZedebiyat Edebiyat Enstitüsü
İNCELEME kuyusu
Telif Hakkı Sahibi: Şahin TORUN
AMERİKANIN ROMANLARI.
BAGAJI OLMAYAN YOLCUNUN NOT DEFTERLERİ - 1 -
( 1607, 1620 - 1880 )
|
LAWRENCE’ ın daha çok aynı zaman kesitinde seslendirilmeye başlanan Amerika kaynaklı ‘ Sanatsal açıdan da olgunlaşmış Amerika ’ tezleri karşısında bir ironi biçiminde dillendirdiği bu yaklaşımına göre ‘ ( … ) Gerçek Amerikalı’ yı bulma yolunda …bütün kocamış anakaralarda onun ardına düşmek boşunadır elbette. Ama yalnızca varlığını ileri sürmekte boşunadır… Gerçek Amerikalı diye adlandırılan şu yeni kuş nerededir acep?... ’ ‘ Ve herkese soruldu: Nerededir sosisli börek? ’ Ve herkes yineledi: ‘ Bulunamadı… ’ Oysa;vakit tamamdır. Ringa Denizi’ nin öteki kıyısındaki uyruklar olarak adlandırılmanın süresi dolmuş ve Amerikalıların Amerikalı olması gereken zaman gelmiştir artık. ‘ ( … ) Amerikalılar Amerikalı olacaktır.Amerika Birleşik Devletleri sanatsal açıdan da serpilmiştir artık.Avrupa’ nın eteklerine sarılmayı bırakma( nın ) ya da Avrupalı öğretmenlerin elinden yani kurtulmuş çocuklar gibi davranmaktan vazgeçme ( nin ) zamanı gelmiştir… Artık birinin çıkagelip de Amerika’ nın epeyce önce doğurmuş olduğu belenmiş doğruluk yavrusunu yerinden kaldırmasının zamanıdır şimdi… ’ LAWRENCE’ ın düşüncesine göre Amerika’ nın belenmiş doğruluk yavrusu - Gerçek Amerika’ lı - ise orada ‘ Amerikan çalılıklarının altındaki ’ Amerikan Edebiyatın da aranmalıdır. Gerek LAWRENCE’ ın incelemeye aldığı klâsik dönemi ve gerekse günümüze ulaşan tarihsel süreci içerisindeki değişim ve gelişim seyrini göz önüne alacak olursak, Lawrence’ ın tespitinin bütün Amerikan Edebiyatına yansıtılabilecek kadar güçlü ve doğru bir tespit olduğunu görürüz. Gerçekten de haklıdır LAWRENCE, zira 17. yüzyılın başında, önce bir öncü koloni ve sonra da 1620 de Cod Burnu’ na ulaşan ‘ My Flower ’ hacılarının kurmuş olduğu küçük koloni buyyonlarından ilkin bir sömürge topluluğu kurup sonra da bu sömürgeden bir ulus doğuracak kadar hızlı, yetenekli ve güçlü bir yabanlığın sahibi olan ‘ Gerçek Amerikalı ’ ların örnek preparatları adeta bu edebiyatın gözeneklerinde gizlenmiş gibidir. Öyle ki, ilk elde bir sömürge edebiyatı olarak başlayıp, kısa süre içerisinde ulusal bir kimlik kazanmayı başaran Amerikan Edebiyatı aynı zamanda her şeyin en iyisini yapmaya kurgulanmış ve bu kurgunun salgıladığı solüsyonlarla titre edilmiş, Amerikan aklının anlaşılabilmesi için de oldukça özgün bir özet niteliğindedir. Eğer Amerikan Edebiyatına dair bu özet içerisinden bir seçim yapmak gerekirse – ki bu seçim bir anlamda da zorunludur - o zaman Amerikan Romanı’ nın serüvenine yoğunlaşmak daha uygun olacaktır. Bunun bir diğer nedeni de ‘ Uygarlıkların Grameri ’ adlı eserinde ABD uygarlığını incelerken Birleşik Devletler Uygarlığı’ nı sadece Kuzey olarak nitelendirmek yerine Kuzey’ in genlerine işlemiş haldeki kendini beğenmişliğin ölçüsünü vurgulamak üzere ‘ … En Mükemmelinden Amerika… ’ yorumunda bulunan BRAUDEL’ in de değindiği gibi, Amerikan Romanı’ nın hem yaklaşık yüz yıldan beri Avrupa ve Dünya Edebiyatı üzerindeki büyük etkisi hem yüzyılın başından beri olagelen ‘ Amerikan Bunalımı ’ nı açığa vurarak yazılmış olması ve hem de neredeyse post modern bir itkiyle bütün bir dünyaya yayılmaya yüz tutan bu bunalımın yaygınlaşan etkilerini açıklayıcı özelliklere sahip olmasıdır. Bölümlenmiş ve dönemselleştirilmiş bir dizge içerisinde gerek sömürge dönemi ( 1607,1620 - 1765 ) ve gerekse bu dönemi takip eden bağımsızlık savaşı ve ulusallaşma dönemi ( 1765 - 1800 ) sonrasında gelişen Amerikan Romanı’ nın özellikle ilk ürünleri için ‘ başka hiçbir yere ait değil, yalnızca Amerika kıtasına özgü yaban ve tekil bir nitelik içerir ’ der LAWRENCE. Bu yaban ve tekil nitelik özel bir romantizm ve katı bir Püritanizmin de etkisiyle gerçek anlamda Amerikalı bir Roman tarzının doğmasına yol açar. Bu dönem Amerikan Romanı’ nın temel özelliklerinin başında tıpkı yaşanan coğrafyaya benzer biçimde ‘In the Wilderness / Vahşetin İçinde ’ ki ilkelliği ile benimsenmiş bir doğa sevgisi ve bunun ortaya çıkardığı aynı ölçüde vahşi ve aynı ölçüde ilkel epik duygular yer alır. Örneğin F. COOPER, ormanlarda tuzak kuran avcıların romanının yazarken, hem av’ ın hem de avcı’ nın serüvenine yönelerek avlanmak la avlamak arasında gerilen bütün duygulanımları bu vahşi ve ilkel epiğin odağında anlatır.Walden Ormanlarının yalnız ve kaçkın adamı Thoreau, bu ilkel yaşamın sunduğu tatlardan aldığı mutlulukla bir başka yol seçip bir yandan yalnız insanın doğadaki bağımsızlığını kutsar bir yandan da bu bağımsızlıkla haşır neşir haldeki Amerikan insanının otorite karşısındaki konumunu dillendirerek,bireysel ve toplumsal bir özgürlük söyleminin ilk temellerini atar. Balina yağı kokan ışıldaklar altında,denizden sökülüp alınan kazanımlarla temelleri atılan ve her türden zorlu bir mücadeleyle refaha kavuşan amerikan kentlerini anlatmayı seçen MELVILLE’ ise karanlık denizlerde kucak açtığı metafizik mitoslarla yüklenen satırlarında sanki de Amerika’ ya bir yabanarısı ( wasp ) sürüsü gibi akın ederek her şeyi kendine mal eden bir topluluğun ödediği bedelle kazandığı dünya arasında bir köprü kurmaya çalışır. Ağrılı ve korkutucu süreçlerin sonunda insanı kendinden sıyıran duygularla baş başa bırakan ve yaşadığı ortamı reddedercesine dışarıdan bir yerden bakmaya mahkum eden püritan gerçeğin acımasız kesinliğinden yola çıkan Edgar Alan POE ise sanki de onların gelişiyle kıtanın bütününe sinmiş haldeki bir sanrılılar ve deliler toplumunu izlercesine izlediğinden kaçan rotasını dışarıya ötekine yönlendiren kapkara betimlemelerle dolu öyküler yazar. Aynı dönemin bir diğer romancısı HAWTORNE’ ise bir yandan insan ruhunun doğal gelişim çizgisine bağladığı bir tavırla anlam kazanan kendi hayatını yazarken, diğer yandan da bu kendini adayış sürecinde kapıldığı romantik boğuntularla gelişip büyüyen bir yalnızlık ve karamsarlık duygusunu paylaştırır bütün Amerikalılara… Bu göçmen topluluğunun ‘ Romantik Dönemi ’ de diyebileceğimiz bu ilk dönem romanlarının bir diğer özelliği de, tıpkı kıtaya yerleşimin ilk evrelerinde toplumsal bir duyarlık olarak paylaşılan kovulmuş, sürülmüş ya da kendi sürgününe kaçmış bir topluluğun katı Calvinci, püriten gerçekleriyle iç içe yazılmış olmalarıdır. Bu dönem romanlarında gezinip duran bir kötü ruh gibi yerleşen bu püriten etki iyilik ve kötülüğün çakışma noktasında oluşan acılı bir savaşım biçiminde ortaya çıkar. Acılı ve ağrılı da olsa farkına varılan bu kötü ruh bu dönemin yazarlarına da hem kendilerini hem de yaşadıkları toplumun bütününü kuşatan ve tüketen bir çevreyi ihbar edici ( tanıtıcı ) bir konum kazandırır. Öte yandan Amerikan Romanını daha başlangıcında Avrupalı Roman alışkanlıklarından ayıran ilk farklılıkların temel kazanması anlamında da pek çok ayırıcı özellikler görürüz bu dönem romanlarında. Her şeyden önce Amerikan Romanını temellendiren bu dönem romancılarının genel bir karakter olarak tıpkı yazdıklarının aykırılığına benzer biçimde alışılmış Avrupa’ lı yazın adamına benzemeyen, toplum dışı, acılı, saygın olması gerekmeyen rastgele kişiliklerinin belirginleşmesi de bu dönemle birlikte çıkar ortaya. Daha ilk anda ‘ New England ’ eksenli ‘ kibar geleneğe ’ uymayan bir roman tipi ve yazar kimliğinin böylece belirmesi ise zamanla Amerikan Romanının her dönemine özel yeni yorumlarla eklemlenerek devamlılığını koruyacak ve günümüze ulaşarak bir yazar ve ürün farklılaşması bağlamında hem amerikan Romanını hem de Amerika’ lı Romancıyı daha fazla Amerika’ya özgü bir hale getirecektir. Bu gelişim seyrinde daha ilginç olan ise, hem Amerikan Romanının hem de Amerikalı Romancının özellikle 1880 sonrasında ortaya çıkan ilerlemeci sirkülasyona karşın, her zaman aynı ayrıksılığı ve bu ayrıksılığın getirdiği bir yabanlık ve yalnızlığı taşımaya yatkın olmasıdır… Bir bakıma Amerikalı yazarın bilinç altında ya da Amerikan Romanının satır aralarında yer alan bir alışkanlığın korunması olarak da düşünebileceğimiz bu yabanlık ve yalnızlık gerek kılgısal ve gerekse duygusal anlamda Amerikan Edebiyatının her dönem koruduğu ve içinden atamadığı özgün yapısı ile de birebir ilişkilidir. LAWRENCE’ in daha çok klasik dönem Amerikan Romancısına atfettiği bir özellik –Amerikalı yazarın ikiciliği - bu ayrıksılığın anlaşılmasında gerek bu ilk dönem ve gerekse takip eden dönemlerdeki Amerikalı yazarların ayrıksı mirasının açıklanabilmesi bağlamında da oldukça elverişli açılımlar sunar.Lawrence’a göre Amerikalı yazarlar bütün tutkularının yok etmek istediği bir ahlak anlayışına kafaca sıkı sıkıya bağlı oldukları için kendilerini bu amaçla yazmaya yönelten ve paradoksal bir içerik taşıyan ve özetle şiirsel bilgi / kan bilgisi çatışması şeklinde ortaya çıkan bir paradoksun içlerinde büyüttüğü ötekilikle bir yandan bu ahlâk anlayışına saldırmakta diğer yandan da hedeflerinde yer alan bu ahlakı yaşatıp geliştirerek karşılarına çıkaran gündelik gerçekliğe bilimsel bilgi / akıl bilgisi paradoksunun güdülediği bir cevap vermeye çalışmakta, bunu sonucunda ise hiç istemedikleri halde içlerinde uyanan ötekinin aleyhine ,aynı gündelik gerçeklikle birlikteliğe, uyuşmaya ve başka bir anlamda da bütün sunumlarıyla hem reddedilesi bir gerçekle gelen hem de kolay kolay reddedilemeyen tarifsiz Amerikan Rüyası’ nı kutsamaya yönelmektedirler… ………….//…………
NOT: Amerikan Romanı’ nın başlangıcından günümüze kadar olan serüvenini genel bir inceleme dahilinde konu edinen bu çalışma ‘ Bagajı Olmayan Yolcunun Not Defterleri - 2 - başlıklı yazı ile devam edecektir. |
:
Şahin TORUN,
Erzurum