www.sizedebiyat.com SiZedebiyat Edebiyat Enstitüsü
İNCELEME kuyusu
Telif Hakkı Sahibi: Şahin TORUN

( 12.11.1915 Cherbourg Fransa - 26.03.1980 Paris Fransa )
( YAZIN ) I KUŞATAN YAZI: ROLAND BARTHES
|
‘ ( ... ) ben tümüyle çağımın çelişkisini yaşamak istiyorum. Öyle bir çelişki ki, alayı gerçeğin koşulu durumuna getirebilir ... ’ Roland BARTHES Yazınsal ya da söylensel girişimini ( tıpkı askerlikten muaf olunduğu gibi ) açıkça anlamdan da muaf olacak bir dünyayı düşlemekle ( 1 ) ve bu düşünü de ‘ Le Degre Zero del’ecriture - Yazının Sıfır Derecesi’ nde düşlediği bir diğer düşü ‘... her türden göstergenin yokluğu... ’ ile başlayan ve sonradan araya karışan - avangard metin, Japonya, müzik, Aleksandren vb. gibi - söylemsel doğrulamalarla tanımlamaya çalışan bir entelektüel; hele hele birde çağının çelişkisini bütünüyle yaşamak gibi bir başka düşün sahibiyse ilk elde elbette dünya ile yüzleşecek ve yüzleştiği bu dünyanın bir sunumu halindeki gerçeği de sanki hiç tanımadığı ve karşısına yeni çıkmış bir ‘ tekste - metin ’ gibi anlamaya ve çözmeye çalışacaktır. Yazılmış - kurgulanmış biçimiyle neredeyse bütün hemcinslerinin gözünde öyle olduğu için öyle kabul edilen ya da öylece kabul edilen bu metinsel gerçek her ne kadar ‘ öyle ’ ise de, daha en başında düşledikleriyle aykırılaşan böylesi bir kafa için başlı başına bir keşif alanı açacaktır. İlk bakışta ve genel bir dizge üzerinde düz anlamıyla tanınarak kabul edilen ve kabul edenlerce bir rahatlama aracı olarak konumlandırılmış bulunan bu metinsel gerçeğin,anlamın yada dünyanın kabulü ise bu kafa için bütün çabasını şekillendirecek bir paradoksun da açılım noktası haline gelecektir. Sonrası... karşısındaki gerçeğe rağmen düşleyebilen insanın düşleriyle kurduğu ilişkiden ve gerçekten ayrılarak edindiği yerden bakılarak görülebilecek daha kıvrımlı bir bakış açısını gerektirecektir. Bu anlamda bütün yapıntılığı, yontulmuşluğu içerisinde öyle olduğu için öyle ( ce ) kabul edilen bu tekste - metnin içerdiği anlama nasıl bir karşılık verildiği ve verilen karşılığın ne türden bir kontekste - bağlam’ ın ürünü olduğu da haliyle önem kazanacaktır. Bununla birlikte, herkesin o bildik biçimiyle kabul ettiği halde onun için yeni bir keşif niteliğinde olan bu yapıntı gerçek - metnin karşısındaki düşsel ve bağlamsal çıkış, yine ona göre bütün öğretilmişliklerin ötesindeki öğrenilebilirliklerin, ‘ ( ... ) bir anlam öncesini, dünyaya, yaşama, olgulara ait anlamdan önce gelen bir kökeni bulmak değil de daha çok bir anlam sonrasını hayal etmeyi.. ( ... ) . ’ ( 2 ) söz konusu etmişse başta söylediğimiz düz anlamlı aykırılığın ötesindeki bir anlam arayışının - yan anlam, çatı, bağlam, yapı söküm vb. gibi - gölgesiz bir ışık gibi belirginleştiği görülecektir.BARTHES’ in keşfettiği metin karşısında oluşturduğu bağlam üzerinden söyledikleri tam da bu anlam ( sızlık ) arayışını özetleyecek niteliktedir. ‘ ( ... ) anlamı zayıflatabilmek, çürüğe çıkarabilmek için, tıpkı bir inisyasyon yolunda olduğu gibi onu boydan boya aşmak gerekir... buradan da ikili bir taktik doğar: doksa’ ya karşı anlamdan yana çıkmak gerekir, çünkü anlam Doğa’ nın değil de Tarih’ in ürünüdür ama Bilim’ e ( paranoya nitelikli söylem ) karşı da yıkılmış olan anlamın ütopyasını korumak gerekir...’ ( 3 ) .......... // .......... Ne kadar özetlenerek açıklanmaya çalışılsa da hiçbir kısaltılmış metnin göze alamayacağı kadar oylumlu bir söylemle çıkar karşımıza Roland BARTHES... Okumanın ve yazmanın tanımı güç esrimesiyle her türden göstergenin yokluğuna adanmış bir düş,dal budak salmış ama merkezi olan bir bakış, zamanının çelişkisiyle yakından tanışık bir dil, gördükleri karşısında şaşkın olduğu kadar tebessümde edebilen bir duruş... Üstelik bütün bunlarla önce anlamak sonrada bütün anlamı ve anlamsızlığı ile açımlamak istediği gerçeği çağının çelişkisiyle aynı kıvamda bir alaylama ile açığa vuruyor... Örneğin boydan boya aşmaya çalışarak öğrendiğini ve dahil olmaktan çekimser bir keyif aldığını bile söyleyebileceğimiz modern alanın önce içinde durup, sonrada yukarıdan bir yerlerden seyredilmişçesine detaylı bir portresini çıkarmaya çalışması bir yana, egemen olduğu aynı portrenin bütün boyutlarına da yukarıdan bakışın kazandırdığı titrek ve çekingen bir merkez tayin etmekten de geri durmuyor... hem de bunu kendi deyimiyle, ‘ Sıfır Derecesi ’ ne çekilmiş bir yazıyla yapıyor... Enis Batur’ a göre onu çağdaşlarından ileri ve ayrı bir yerde tutarak biricik kılan ve tıpkı klâsik çağın öncüleri MONTAIGNE ve BACON gibi ayrıksı bir konumda gösterende bir anlamda bu sıfır derecesindeki yazınsal katkısıdır. Özneye yönelerek, göstergenin yokluğuna adanmış bir bütünlük içerisinde sanki de derinliklerine dalmak istercesine oyula oyula büyütülmüş bir çelişkinin tam ortasında sıfır derecesine çekilmiş ve bir o kadar da yoğunlaştırılmış bir yazı ( n ) … Kimilerine göre sanki de erken doğmuş bir çocuk gibi modern batı algısının tepesine düşüveren bu sıfır derecesindeki yazının çıkardığı küçük ve yumuşak kıyamet sonucunda modern düşünce tarzı tam bir kuşatmanın hedefi olmuş, örneğin o bildik a ' priori kenter ' batı söyleminin yapılandırdığı, bulutların üzerinden yürütülen bütün ulu yapıtlar karşılarına dikilen asi bir söylemle yüzleştirilerek yere indiriliyordu. Sonuçta yetkesi hem de bir yazı ( n ) eri tarafından asfalta düşürülen modern yazın otoritesini kaybediyor, tıpkı ölümüyle yüzleşmek zorunda kalan yazar gibi o da kendisinin ölüm fermanını getiren yeni yazıyla yüz yüze kalıyordu. Boyuna posuna bakmadan SARTRE’ ın “ ne ” olduğunu tanımlayıp heykelleştirdiği “ yazın ” ın karşısına çıkan bu yazı bağlamına yerleştirilen farklı uçlar ile de adeta hermafrodit bir bağlamı şekillendiriyordu. Bir yandan SARTRE’ a öte yandan LUKACS’ a karşı bir söylem getiren bu yeni yazı o güne kadar yazının alanında uç vermesi beklenen devriminde sanıldığı gibi toplumcu - gerçekçi kesimden değil, - zamanın diğer yabanı yazın erleri PROUST ve JOYCE gibi yeni romancılardan çıkacağını kestirerek eskil ve gökçe yazının damarlarından çektiği enerjiyle de ilk olarak modern gerçekliğin sınıfsal çözümleme ezberini bozuyordu. Öyle ki; metropolün orta yerine indirilen bu yeni yazıyla devrimci ön yargı, yazarın karşına dikilen sonluluk gibi, itekleyip dışladığı geleneğinde devrimci bir yazı üretebileceğini görmek ve onun üzerinde düşünmek zorunda kalıyordu. Altmışların ortalarına kadar sıfır derecesine çekilen yazın ekseninde dil, eleştiri, anlam ve amaç eksenli yeni çıkışlar belirleyen BARTHES genel bir tümelcilikle sarstığı modernizmi bu dönemden itibaren anlam, yan anlam, anlamsızlık, çoğulluk, göstergebilim, eleştiri ve gerçeklik noktalarından da ayrı bir irdelemeye tabi tutuyordu. 1965 te yayınlanan “ gösterge bilimin ilkeleri ” ile 1968 yayınlanan “ eleştiri ve gerçek ” le ilk elde “ yazının sıfır derecesi ” nde fazlaca değinilmeyen özgün bir terimler dizgesinin üretimine geçiyor ve yepyeni ölçütlerin öncüsü haline geliyordu. Erken öncülerini bir uçtan SCHOLEM, diğer uçtan BRECHT, ADORNO ve BENJAMIN’ in oluşturduğu ve özellikle BENJAMIN’ in devrimci yazına çizilen Hegelyan statüko nedeniyle sınırlı bir noktada bıraktığı modern yazımsal eleştiri bu terimler dizgesi ve bu yeni ölçütlerle artık bir “ metin bilim ” e konu oluyordu... Ortaya çıkan bu metin bilimin açmak istediği yol gayet netti. Doğulu bir bakış açısı dolayımın da gezinerek daha önceden düz anlamlı bir batılı edim sürecin de ortaya çıkan kaygılarla dolu modern kafa karışıklığına eklenmiş yeni bir kafa karışıklığı olarak ta nitelendirebileceğimiz bu metin bilimsel çıkış, aynı bakış açısının yan anlamıyla düşünüldüğünde, modernliğin kökensel terimleri içersinde örtük bir şekilde bulunan ve ancak bu kökensel terimlerle üzerinde yeniden düşünülerek bulunabilecek çözümlerden biri olması nedeniyle bile hiçte azımsanacak bir çıkış değildir. F.Jameson’ un değimiyle “ ( ... ) ALTHUSSER’ in tarihsel bir duygulanımla, L. STRAUSS’ un doğal bir etkilenimle yakın durduğu gösterge dengelerinin ötesinde, gönderenin en uzak nesnesi olarak iş görecek, bilinemez yada değil, bir tür son gerçeklik varsaymaya ( … ) “ ( 6 ) yatkın olan dilsel eğilimin bu aşamadan sonra baskın bir biçimde toplumsal ve ideolojik gereçler için eleştirel bir alan açmak üzere BARTHES tarafından devralındığı görülür. Bu anlamda yine F.JAMESON' a baş vurarak “ ( … ) yapısalcı araştırma alanına girilen bir zamanda, bu gösterge fikrinin, bütün bu eklemlemeleriyle birlikte kullanılışlı bir tür keşif haritasını şekillendirdiğini ve bu harita üzerinde BBARTHES’ in yapısalcılığın üç ana biçemi yada üç temel değişkeni olarak adlandırılabilecek; - Gösteren ile gösterilen arasındaki ilişkiye dayalı ( simgesel ) - Bütün gösterge sınıflarının kendileri içinde benzerliğini kabul eden ( paradigmatik ) - Gösterge ile kendi bağlamı ( metin - tekste ) ( bağlam - koncontekste ) arasındaki etkileşime açık ( dizimsel ) ; bir sınıflandırmayı gerçekleştirmekle bile; modernliğe dönük eleştiri için daha önceden var olmamış bir alaşımı şekillendirdiği görülür. Öyle ki, onun bu sınıflandırması sonucunda hiçbir metnin düz anlam ve yan anlam çatıları sökülmeden doğru dürüst anlaşılamayacağı bir yana; okunamayacağı ve metin ve bağlam arasındaki bağlantının da ancak çoğul okumalarla ortaya çıkabileceği görüşü kısa sürede yaygınlaşmış, zamanın önemli düşünce organları Communication,Tel Quel, Poetique ve Critique eksenli düşünürlerde BARTHES’ in etrafında toplanmıştır. ’ Yazının Sıfır Derecesi’ ne yazdığı ‘ Portreit ’ de E.BATUR’ un da söylediği gibi; BARTHES’ in toplumsal ve politik işlevsellik anlamında bir yol açıcı olmasını sağlayan ve sonradan JACOBSON, HJELMSELV ve MARTINET’ in dilbilim eksenli çalışmalarıyla,U. ECO’ nun çoğul okuma deneyimi ve GREIMAS' ın düz anlam çözümlemeleri de bu yol açıcı girişimin bir başka gerçekleştirimi gibidir. ‘ Eleştiri ve Gerçek’ ten ‘ S / Z ’ye ve ‘ Metnin Zevki ’ ne kadar ve oradan da tam bir metin çözümlemesi için başyapıt sayılabilecek ‘ Anlatının Yapısal Çözümlemesine Giriş’ e kadar izlenebilen bir başka BARTHES izleği de başladığı nokta ile durduğu nokta arasında ne kadar çeşitlenirse çeşitlensin hızı hiç eksilmeyen ve bir ‘ Ötedil ’ arayışına çıkan BARTHES’ in denemeci yanıdır. Yazımızın sonunda dökümünü vereceğimiz yapıtlarının hemen tümüne sızan ve özellikle ‘ özne ’ üzerinde yoğunlaştığı son dönem ürünleri ‘ Japonya, Sade / Fourier / Loyola, Barthes, Zevk ve Aşk... ’ gibi yapıtlarında daha yoğun biçimde gözlenen bu denemeci yan bir başka anlamda da alaya alarak ilgilenmiş olsa bile bütün çelişkisini yaşamak istediği çağ içerisinde kendine özgü bir çağ inşa etme girişiminin ürünleri gibidir... Genel olarak BARTHES hakkında net bir portre çizebilmek kolay görünmese de ilk büyük çalışması ‘ Yazının Sıfır Derecesi (1953 ), Söyleşiler ( 1981 ) ve ölümünden sonra yayınlanan Eleştirel Denemeler II ( 1981 ) ve Eleştirel Denemeler IV ( 1984 ) e kadar ki yapıtının tamamı bütün serimlenmişliğine ve dağılmışlığına rağmen BARTHES’ in söylemine anlam,yazın,yapı söküm ve eleştiri ekseninde değişip gelişen dört ana uğrak tayin edercesine şekillenmiştir. Yazınsal söylemini ‘ ( .. ) eğer insan arzu ederse yazar, benim arzularım ise bitip tükenmez ( .. ) ’ diye tanımlayan ( 7 ) BARTHES’ in ’ ... kendisine ilişkin hiçbir imaja katlanamayan ... nitelendirilmeyi çekemeyen ... ’ bir roman kişisi gibi düşünmeye yatkınlığı ile de ilintili olduğunu gördüğümüz bu dört ana izlek aynı zamanda başta da söylediğimiz o kolay olmayan özetleme içinde bir giriş teşkil edebilecektir... Öncelikle farklı desenlerle işlenmiş bir kumaş gibi dokuduğu bütün metinlerinde bir sanatçı olarak karşı karşıya kaldığı yaşam ve zaman karşısında bir anlam arayışı dikkati çeker; adeta önceden yazılmış bir metin gibi karşısına çıkıveren bu anlamın keşfinden sonraki bir diğer izlek ise nasıl olursa olsun ilk elde keşfedilen bu metni anlama ve anlatma-boydan boya aşma - girişimidir. BARTHES yazınında ilk iki evre diye tanımlayabileceğimiz biraz kapalı ya da durgun dönemden sonraki üçüncü evrede ise aşılmış - boydan boya tanınmış - haldeki bu anlamın zamanın çelişkisiyle kaynaştırılarak Felsefe’ den Sinema’ya, Aşk’ tan Resim’ e, Dilbilim’ den Tiyatro’ ya, Müziğe, Fotoğraf’ a, Çocuğa, Anneye kadar yayılıp genişleyen bir dizgede olup bitenlerle örtüştürülme ve böylece sökülme çabası dikkati çeker. Anlaşılmış, anlatılarak aşılmış ve söküme uğratılarak didiklenmiş haldeki anlam son bir dizgede tıpkı tutkularına,arzularına ve bunlardan hız alan çabasına yön veren yaşantısı gibi anladığına, anlattığına ve anlatmak istediğine dönük bir tanımlama - ad koyma - ustalığıyla son bulmuştur... Bu evreleri daha tümelci bir yaklaşımla izleyebildiğimiz zamanda kanaatimce hem bir merkeze hem de bir ayrışmaya yatkın bir BARTHES portresi çıkacaktır karşımıza. Bu noktada ise S.SONTAG’ ın BARTHES Yazını’ na dönük ‘ Merkez Yazı ’ tanımlamasıyla S. HEAT’ ın ‘ Yer Değiştirmenin Verdiği Baş dönmesi ’ tanımları arasında imgesel bir seçimle ‘ Merkez Yazı ’ tanımını daha uygun bulan E. BATUR’ u da dikkate alarak hem merkezi bir yazının hem de dal budak salmış ilgi karmaşasının ve bununla gelen esrimenin devingenliğiyle ortaya çıkan bu dört temel izlek üzerinde konumlandırabileceğimiz ‘ Kucağındaki Merkezle Yer Değiştiren ’ ve uğradığı her yerde renk kattığı kadar da renklenen bir başka BARTHES söyleni daha uygun olacaktır... ............. // ................
ROLAND BARTHES’ in YAPITLARI Yazının Sıfır Derecesi ( 1953 ) , Michelet ( 1954 ) Efsaneler ( 1957 ) Racine Üzerine ( 1963 ) Göstergebilimin İlkeleri ( 1964 ) Eleştirel Denemeler-1 ( 1964 ) Eleştiri ve Gerçek ( 1966 ) Modanın Dizgesi ( 1967 ) S/Z ( 1970 ) İmler İmparatorluğu ( 1970 ) Sade,Fourier,Loyola ( 1971 ) Yeni Eleştirel Denemeler ( 1972 ) Metnin Zevki ( 1971 ) Roland BARTHEs - Yaşantı - ( 1975 ) Ders ( 1977 ) Bir Aşk Söyleminden Parçalar( 1979 ) Yazar Sollers ( 1979 ) Aydınlık Oda ( 1980 ) Söyleşiler ( 1981 ) Eleştirel denemeler - III - ( 1982 ) Eleştirel denemeler - IV - ( 1984 ) KAYNAKLAR 1-Roland Barthes -Roland Barthes: Çev: Sema Rifat. YKY.1998 2- // // -A.g.e 3- // // -A.g.e 4- // // - Yazı Nedir: Çev: Yay.Haz.Enis Batur.Hil.1987 4a- Çevireni belirtilmeyen bu çalışma Hilmi Yavuz’ a göre Ragıp Ege tarafından çevrilmiştir. ( H.Yavuz.Okuma Notları.Boyut Yayınları - 1997 ) 5- // // - Yazının Sıfır Derecesi: Çev.Tahsin Yücel. Metis. 1989 6-F.Jameson - Modernliğin Eleştirisi: Yky 7-Roland Barthes - Roland Barthes: 8- // // -Yazı Nedir: |
:
Şahin
TORUN, Erzurum,