www.sizedebiyat.com SiZedebiyat
GÜLMECE çavlanı
Telif hakkı sahibi: YAKUP Dede
![]()
Yakup Dede ile Her Telden
Not: Dinamik bir köşedir! Doğru kullanılmış Türkçe için garanti veremeyiz. Yakup Dede bu! Tüm yerel ağızları konuşur.
|
1- İstanbul' dan Tunç DERDİYOK soruyor: Dedeciğim, hangi takımı tutuyorsunuz? YD- Tövbe tövbe.... Evladım, bu benim ilk cevabım olcek. Şimdik, şöyle güzel bir şey sorsana! Nasıl cevaplasam acep? Bu işi bulmak için üste para verdik zati. Evde canımız sıkılıyo. Yokmuş muamelesi yapıyolar bana güzel oğlum. Eşya bile benden kıymetli. Onun tozunu alıyorlar arasıra hiç değilse' Şu takım desem, ötekiler darılicekler. Yazı işleri müdürü ne der sonracığıma? Sahi o nereyi tutuyor? Kendisi oğlum olur. Bir tutunayım, meşhur olıyim, mirastan mahrum edcem onu. Güya olmazmış, nesi olmicek ki, beş satır arkada kaldı, su gibi akıyorum valla. Nokta virgül de tamam. Allah Allah! Ya ne zor soru bu böyle? Konu komşu, mahalleli ne der sonra bana? Tanıyanlar var, hani ayıptır söylemesi çevrem geniştir. Bu yaşa zıplıyarak gelmedik çocuğum. Neler geçti neler başımızdan. Sen bilmezsin. Belki baban bile doğmamıştı daha çingenin karısı benim güğümü çaldığında. Bak şimdi neleri hatırlattın bana... aklımı toplayayım hele, dur. Bir kere üç büyükleri tutuyorum. Onlarsız olmaz. Anadolu takımlarının hepsini tutuyorum. hepsi güzel oynuyorlar. Büyükşehirlerin takımlarını tutarım, hepsi gözdem. İşte ismini sen söyle, ben yaşlandım, hatırlamayacağım işte. Oldu mu oğlum? Bak sonunda söylettin bana.. Hiç istemememe rağmen. Kıramam ki seni evladım. Ben sizler sayesinde varım. Siz olmasanız ben bir hiçim. Hadi bakalım, sağlıcakla kal. Arkadaşlarına da söyle, sorularınızı beklerim. 2- Balıkesir' den Gülben soruyor: Yakup dedem benim. Böyle bir hizmette bulunduğunuza ne kadar sevindim bilemezsiniz! Dedeciğim, arabaya gündüz mü yoksa gece mi benzin almak daha iyidir? YD- Gülben merhaba kızım. Ayy! İsmin ne güzel senin. Tü, tü Maşaallah! Şimdi sende boy, bos, endam da varsa.. Off.. Öhö öhö.. Soru neydi yavrum? Benzin. Canım benim. Şimdi iki şey vardır. Gündüz alırken benzini görürsün. Gece göremezsin. Tabii, arabadan inersen yavrum. Giyimin nasıl acaba? Etek kısaysa gece al yavrum. Gündüz aldığında, pompacı senlen fazla ilgilenemez. Gündüzün almanın acaba şöyle bir dezavantajı olabir mi? Sıcaktan benzin genişler, gece olunca süner. Sen de çok benzin yaktım zanneder misin acaba? Gülben, en iyisi benzini sen alma. Bırak sana tav olanlar alsın. Gece mi gündüz mü fark etmez o zaman. Nasıl yavrum ama, iyi cevap di mi? Sen dedene güven. Bakıyorum benzine renk geldi. Gülersin di mi? Peşin benzini gördün tabii! Canım benim. Sorun yavrum, sorun! Siz sorun dedeniz cevaplasın. Beni bu mevkıiye sizler getirdiniz. Hizmetinizdeyim... 3- Madrid' den Necati SULUCACIK soruyor: Yakup Dedem, çok yorgunum. Burada kan, gül ve ateş var, Endülüs' te raks var, sokaklarda bol esmer var. Hepsi de Oley diyorlar. Ne yapmam gerek dedem? YD- Çeşit ya! Bunlar mı seçmece, sorular mı anlamadım? Oğlum, sana kademeli olarak cevap veriyim evladım. Biiir, sen buraya gel, ben oraya gideyim. Senin için yaptığım bu fedakarlığı unutmazsan ne ala! İkiii, sana Oley diyenlere selamunaleyküm bacım de. sonrasında hiç ilgilenme. Yokmuş gibi davran. Şaşırıp kıymetini bilsinler. Hehehe.. Üüüç, Oleyin anlamını öğren dicem ama gereğini yapman gerektiğini de hatırlatırım bu arada. Şimdi ben bir yirmi yaş genç olacaktım, valla oraya sana yardım olsun diye gelir, sana oley öğretir, onlara da karşılığında ne bileyim, yangın var, yaşa baba, ohh ohh, efe, vay be, ay inanmıyorum gibi zengin anlamları ezberletir dönerdim. Senin anan baban yok mu çocuğum? Ağbin, mahallenin bir bileni hiç mi bir şey öğretmediler sana evladım? Biz var ya biz, nereye gidersek gidelim yabancı lisan bilmemize yoktu. Gözlerle tanışır, ellerle sohbet eder, yüz yüze koklaşır, bir şekilde anlaşırdık. Deden ne yabancılara memleketi tanıttı bir bilsen! Hey yavrum hey! Lisana ne gerek acık yumuşak çocuğum. Yoksa sen kırık mısın? Sen en iyisi dön gel buraya. Yuva kur da kurtul. Faydalı oldum di mi yavrum. Sorum çocuğum, sorun dedeniz çözüm bulur. Benim lakabım Anahtar Yakup tur. Açamadığım kapı yoktur. Ama sizlerin sayesinde burda olduğumu unutmuyorum. Ben sizler için varım. Canlarım benim. Okuyucuların en güzelleri. Hadi bayy. Kendinize iyi bakın. Dedeniz hepinizi öpüyor canlar... 4- Manisa' dan Nihal Nimet SERİN soruyor: Yakup Dede Bey, niçin Pazartesi ve Cumartesi' nin kendilerine ait bir ismi yoktur? Not: Cevabı tatmin edici olana kadar uyumayacağım. Sevgiler, Hürmetler. YD- Nihalciğim. Çok teşekkür ederim. Ne iyi ettin de böyle bir soru sorsun güzel kızım. Ağzına sağlık. Hatta ben de yıllardır aynı şeyi düşünüyorum ve bu beni çok rahatsız ediyor. Bazı büyüklere yazmaktan, beni küçük görürler korkusuyla vazgeçtim kızım. Şimdi mesela yani, ikisine de kısaca " ertesi " denilebilirdi. Neyin ertesi? Bir gün önce neyse onun ertesi? Hangi gün olduğuna bağlı. Örneğin, Cumartesiye " Birinciertesi, ", Pazartesiye " İkinciertesi " de denilebilirdi. Ama, halkın kabul edebileceği bir deyiş olsun diyorsan, Cumartesiye " Hayırlıolsun ", Pazartesiye ise " Hadibakalım " çok anlamlı olurdu di mi kızım benim? Tabii yavrum daha bir çok isim üretilebilir. Yeter ki insan istesin. İstemek yapmanın % 99 udur demişler. Ne doğru söylemişler. Lütfen sorun. Siz sordukça ben açılıyorum. İyi ki varsınız. Halkımının beni istediğini biliyorum. Bu yüzden oğlumun her türlü, Yeter Baba Artıkın! deyişlerine kulak tıkıyorum. Ben olmasam o da olmazdı. Belki de bir gavurun oğlu olurdu. Zira anasını sınırda sevmiştim. İkimizi de sınırdan geri çevirdiydiler de orada tanışmıştık. Otobüste anlaştık. Otogarda evlendik. Neyse ahali, bu benim özel hayatım. Özele girmeyelim. Cevabı beğendin mi? Hadi uyu bakalım artık benim güzel bebeğim. Uykun kaçarsa aysikûnu ver, seni ararım bebek. Canlarım benim. Siz sorun, ben diyim. Sıkılmayın! Aydınlatıcı olmak istiyorum. Ay inanmıyorum, yerimde duramıyorum. Kendinize iyi bakın. Hayyyy... 5- Dünyanın bi yerinden Kaptan Zümrüt soruyor: Dedeciğim sana bir sorum var: ' Çok merak ettim Yakup dedeciğim, müzikte hangi telden çalıyorsun? Türk sanat mi? Arabesk mi söyler misin lütfen? ' Ben Kaptan Zümrüt, Yakup dedeciğim sorumun cevabini çok acele bekliyorum... Saygılarımla , Sevgilerle. Az daha unutuyordum .. Yeni yılınız size huzur, mutluluk, ve her şeyden önce sıhhat getirsin .. Güzel cevaplarınızı uzun seneler duyalım ... Hoşça kal ,Yakup Dede...... YD- Dünyanın dört bir yanına dağılmış Değerlinin değerlisi Dedekoliklerim benim, canım okuyucularım. Sizin bu ilginiz beni vaktinden önce öldürcek valla, yüzü göremeden doksan dokuzda giderim ben... Şu anda gözlerim doldu, taşıyor. Kaptan Zümrüt nerden yazdığını bildirmemiş ama ben Japonya' dan yazdığını biliyorum. Zira harfleri, aralıkları, ifadeleri Türkçe' ye çevirmek için tam kırk dakka uğraştım. Allah' tan Türkçe' m iyidir de... Yavrum sen şimdi hakkat kaptansın heralde, yoksa niye yılbaşında Japonya' da olasın? Sayanora Zümrüt kaptano, arigato, anjinsan.. Hehehe, kültür fazlalığı korkma! Yakup deden her bi şeyi bilir evladım. Yabancı dil ben de çuvalla. Hemen soruna geçeyim yavrum; Önce dileklerin için çok teşekkür yollarım oraya. Sağol. Ben de sana uzun yıllar, bol rotalar, rüzgarlı ve rüzgarsız denizler, akıllı tayfalar dilerim. Nasıl oldu? Döktürdüm yine kolikler!... Evladım ben müzükte de her telden çalarım yavrum. Yeter ki kaliteli olsun çocuğum. Arabesk' e karşıyım amma, gerekirse onu da icra ederim. Türk sanat müziği başımın üstündedir. " emret sultanım istediğin şarkıyı..." demiş Münir bey, sen de emret bebek.. Şey pardon, birden içimden kadın diye geçti. Zümrüdüm dememişin ki nesin sen? Kadın deyişim yanlış anlamayın, erkek olması zor da bu devirde. Yani hepsini yaparız evladım. Fark etmez. Ama, iyi müzük de her zaman iyidir. Arabesk de iyileştirilip iyi müzük yapıldığı zaman çok güzeldir. Deden kurban olsun sana.. Ha bir de ince sazı çok severim. Bir de saz sözü.. Bir de güzel çocuğum hani bazı durumlarda müzük kendiliğinden gelir, canım evladım, o zaman nasıl olduğu fark etmez. Annatabildim mi? Notalar ne biçim çıkar o zaman yani.. Deden çok kültürlüdür bu konuda, bir zamanlar meşhur Acıbadem Söğütlü saz topluluğun iki üyesinden biriydim kaptanım. Ahh, ahh, sen müzüğü o zaman görecektin. Şimdi iyi müzik için gerekli malzemeyi diyorum: İki yetmişlik Tekirdağ mamulü Yeni rakı, mavi etket olcek, iki saz, iki güzel hanım ( vokal olarak yani ), bir de söz kitabı, bir de rahat bir mekân. Bu durumda müzükteki bütün tellerden çalmak mümkündür kaptanım. Birinci şişe bittikten gayrı, Mosart, Betovin, Hacı bey, Şeyttin Muhittin efendi gibi kılasiklere bile takılmak mümkün. Hadi yavrum, sana iyi seyirler olsun. Ha hakkat kadın kaptansan Küçükçekmece önlerine geldiğinde beni ara yavrum. Ben hemen Aptullah' ın balıkçı teknesiyle seni karşılarım. Yok yani, kadın kaptan nasıl olur diye merak ettimdi de.. Hepinize iyi 2004 ler kolikler.. Sorun sorun, her şeyden sorun, dedeniz cevaplasın.. Açılıyorum yavaş yavaş.. Oğlanlan iddiaya girdik. 2004 ün sonuna kadar yazmaya devam edersem, kendini intahar edecekmiş. Bu gidişle edecek heralde, etsin de görsün, intahar ne kötü bi şi.. Yazmaya mecburum oğlum dedim, koliklerimi öksüz bırakamam.. Mahzun bırakamam. Temmuzda da bi bayan sekreter alırım herhal. Yoğunum yoğun.. Yazın yavrularım, yazın. Siz sorun, Dede cevaplasın, kültüre boğulun.. Yarın ayın ikisi, farkı yok, günler aynı eskisi.. Haha.. İyi oldu di mi bu nameler.. Dedeniz sizin bu, hep tekerler.. hapi nev yer hepinize... Bu sene de dedeniz cevap verecek size..... 6- Sivas' tan Neşe HAMUD soruyor: Dedem benim, canım dedem, dedelerin şahı, dedelerin en elektroniği, sana 3 sorum sorum var; lütfen en rahat olduğun zaman bir zamanda yanıtla, hayatımın geri kalan kısmını etkileyecek cevapların, e - dedem benim.. 1- Ben dedemi hiç görmedim, benim dedem olur da bana masal anlatır mısın? 2- Kaptan Zümrüt' e yazdıklarını okudum. Şahanesin be dedem, masal anlatmaktan boş kalan zamanında bana " Those Were The Days " şarkısını söyler misin? 3- Kaptan Zümrüt hakkat kadın kaptan mı? İnşallah, gemisine hep yük çıkar da, karşılaşmazsınız. Hadi öptüm, kendine iyi bak dedem benim. YD- Neşeli yavrum benim, tabii ne demek. Masal da anlatırım, hikâye de, neşeli şeyler de. Dedenizle dalga mı geçiyosunuz yavrular? Bu ne biçim bi soru böyle? Yok doğruysa, olur valla. Neden olmasın, maksat yardım, dayanışma. Kaptan Zümrüt ayrı bir gömlek, ona dalaşma. Ama tabii, Evet!. Nerde kaldık? O dediğini bir zamanlar Türkçe' sini söyleyen GT, yengen olurdu.Üzüntüyü Bırak Yaşamaya Bak, şarkının adı. Bana böyle derdi ve neler yaşadık neler. Atmıyorum, bak yenimle. Hıh. Tamam mı? Bak dedeniz çok kültürlüdür şerefsizim. anlatayım ama... Sayfalar yetmeyecek galiba. Oğlum, yazı işleri müdürüm, kına ucuzlamış! Şu anda dünyanın dört bir yanına dağılmış, beş altı stadyumdan daha fazla Sevgili okurlarımı aydınlatmayı görev edindiğimden, gerçek olduğundan asla şüphe edilmeyecek bilgileri fedakarlıkla vermeye karar verdim. Şimdi o yıllarda bu parça çok meşhurdu.. Özellikle İstanbul' da Lulu' yu ve Mary HOPKINS' i hop oturup hop kaldırtacak gelişmeler oldu.. Şöyle ki; Nigar pavyonda Şantöz Semahat bir Those were the Days söylerdi... Allahhh... Tam yetenek.. I am going dahi diyemeyen Semahat, şarkıda kendinden geçer, Ajda ile Nükhet arası bir poz takınır ve İngilizce' yi param parça ederdi. Those were the days mi derdi, Hayatım Roman mı derdi, valla anlayamazdınız.. Kız Ekrem, Kadıköy Altıyol' daki Şeref Düğün Salonundaki düğünlerde, bu şarkının Türkçesi için bir seferde ikiyüz ambalaj kağıdı ( şimdiki peçete, o yıllarda har vurup harman savurmak yoktu ) alırdı. Hatta bir keresinde elli tabak kırılmıştı da düğün sahibi esnaftan Rafet bey, " şanım olsun " diye ödemişti. Tabakların kırılma sebebi, Kız Ekremi, parçayı amorf ettiği sırada hayranlıkla seyreden komşu kızı Necla' yı kıskanan Remzi' nin gereksiz yere çıkardığı yumruklu kavgaydı. Aynı zamanda Şişlideki Seval Düğün salonu assolisti Mösyö Jan ( aslı Fatih Nişancalı Can ) Fransızca versiyonunu, teneke orkestrası eşliğinde rahmetli Yves MONTAND' ı kıskandıracak bir şekilde öyle bir icra ederdi ki, gelin adayı aniden Fransız olmaya kalkardı ( Hadi bakalım bunu da biliyorduk deyin de göriyim). Moda burnunda yeni yetme bıyığı henüz terlemiş buluğ çağını dün tamamlamış delikanlılar, yanından geçen kızlara, nağmesiyle beraber göz süzüp "Those Were Days My Friend, I am your best end "diye lâf atarlardı. Bizse filmi seyreder, bizim niye hiç Sdney POITER gibi anlayışlı zenci öğretmenimiz yok diye hayıflanırdık. İşte, bir kaç gizli kalmış noktayı keyiflenelim diye açıkladım. Böyle bir parçaydı THOSE WERE THE DAYS.. Ahh, aaaahhhhh! Koptum ben, gittim ben, bittim ben... Ya Neşe, gel kız buraya, sana masal anlatacam. Senden sonra kaptan Zümrüt yazdı, evet kadın kaptanmış. Olsun, benim de erkek gemilerim var... Dedeniz ful dolu espri bi adam valla çocuklar. oğlum, gör gör...Hehehe... Sorun yavrularım, sorun. Derin konularda sorun, ince konularda sorun, hep sorun. Ben burdayım, ne için? Sizin içinnnnnn.... Neşe, öpüyorum.. 7- Gaziantep' ten Sibel YOKSENSİZOLMAZ soruyor: Yakup Dedeciğim, size o kadar saygı duyuyorum ki size sorulacak soruları başkasına sormuyorum. Neden insanlar birbirlerine sarılınca sağa sola sallanırlar örneğin? Çünkü Yakup dedeciğim size inancım tam, asla sallanmaz. İyilerle kal dedeciğim. Not: Buradan bir isteğin var mı dedeciğim? Uçak kargoyla yollarım. Öptüm seni. YD- Sibel kızım, sen sarmıyorsun de mi bizi? Ya bu ne biçim soru arkadaşlar. Yok yani o açıdan değil, dedeniz her bi şeye cevap verir. Sizler için burdayım ben zati. Şimdi sarilânlar kim kızım, aynı cinsler mi, ayrı cinsler mi? Nasıl sarılmışlar? Aman aman ne özledim şeklinde mi, yoksa amanın şeklinde mi sarılmışlar? Bunları bilmek lâzım kızım hanımefendi. Ama, fakat, karşıdaki cins ne olursa olsun ortada bir sallanma varsa, arada bir şey yoktur. Sallananlar, aman sallanalım da başka bir şey olmasın fikrini taşıyor olabilirler. Yoksa sallanmazlar, salını salını verirlerdi. Diğer bir grupsa, ki günümüzde bunlar çoğunluktadır; sallanayım da, ben ona sarılırken boşluktan yararlanıp elini cebime atmasın. Zaten son paramla kaç gün idare edeceğim belli değil, çarpılmıyalım son dakkada şeklinde sallanmaktadır. Genelde kızım senin anlayacağın, bu sallanma korunma amaçlıdır. Hadi gene iyisin, aydınlandın! Yok ne isteğim olabilir? Sorman yeterli kızım, sağ ol? Bir şey gerekmez. Sahi uçak tutar mı seni? Hiç öyle bir sorayım dedim. Başka ne amacım olabilir ki! Ben de öptüm. baayeee....
Yakup Dede Not: Katiyen sıkılmayın, sorularınızı gönderin. Sorularınız burada cevaplânacaktır. |
:
YAKUP Dede,
Açılış, İstanbul, 27.11.2003,