www.sizedebiyat.com SiZedebiyat Edebiyat Enstitüsü
GÜLMECE çavlanı
' NDA DUŞ ALAN
YAPIT
Telif hakkı sahibi: M. ÖZBEK, H. ÖZBEK, K. ÇETİN, G. BAŞGÖZE
www.sizedebiyat.com SiZedebiyat Edebiyat Enstitüsü, daha önce kitap olarak yayınlanmış bu yapıtı Edebiyat Atölyemize gönderen ve yukarıda adı geçen değerli telif hakkı sahiplerine ayrı ayrı teşekkür eder.
İDARE ET
A’ dan Y’ ye Memur Sözlüğü
E - İ
|
EKONOMİ Zaman zaman devlet işlerinde bir uyanma, bir bilinçlenme olur; başını alıp giden savurganlığın gemini çekmek gereksemesi duyulur. Özellikle bütçe yılının sonuna doğru. Bu durumda başvurulan geleneksel önlem; küçük memurların geçici görevlerini durdurmak, aslında can çekişen eğitim ve yayın giderlerine, yeni bütçe çıkıncaya kadar ara vermektir. İşte bu da ekonomi! Ama yine hiç yoktan iyi. EMİR Emir bilindiği gibi yapılacak işleri yaptırmak, yapılmaması gereken şeyleri yaptırmamak ya da durdurtmak için verilir. bir üçüncü yaygın tür de, yapılması zorunlu ancak genellikle güç işlerin yapılmamasından ya da gecikmesinden doğacak sorumluluğu sigortalamak ( üstünden atmak, başkasının üstüne yıkarak ) üzere verilendir. Emirler sözlü ya da yazılı olarak verilir. Üstler, verilmesi kolay olduğu için sözlüleri, astlar da gereğinde sorumluluktan kurtarma olanağı verdiği için yazılıları yeğlerler. Emirler genellikle şu özellikleri taşırlar: - Zaman zaman ölü doğarlar. Emri verenler, emri oturdukları yerde ve gözü kapalı vermiştir. Uygulanma olanak ve koşullarını hiç hesaplamamıştır. Ya da birbirinden habersiz yetkililer, ters yönlü isteklerle verdikleri emirleri, aynı noktada yok etmişlerdir. - Çok kez sakat doğarlar. Çünkü emrin yerine getirilmesi için gereken araç ve gereçler yerli yerinde ve yeterli değildir. - Bozuk nesepli olurlar. Emir, yasalara uygun değildir ya da verenin yetkisi dışındadır. - Vaktinde verilmezler. erken ya da geç doğarlar. Bu nedenle çelimsiz ve cılız olurlar. İşte emirler genellikle bu özelliklerinden, bir ya da birkaçını bünyelerinde taşıdığından ancak olağanüstü hallerde uygulanabilirler. Dahası var, emirler mutlu bir rastlantı ile sağlam ve sağlıklı doğsalar bile, uygulama sırasında nesep kaybına uğrarlar. Herkes emri gerçek anlamında değil, işine ve kolayına geldiği gibi yorumlar. Bu da emrin çıkışından varışına kadar, bütün uygulama basamaklarında alabildiğine değişikliklere uğramasına yol açar. Çeşitli basamaklardan aynı iş için aynı yere, ayrı anlamlarda gönderilen emirler de vardır. Bunlar da herhalde görevlilere kafalarını çalıştırmak, giderek olanaksızı olanaklı hale getirmek yeteneğini kazandırmak için verilmektedir.
FAZLA MESAİ Kayrılması vacip ya da farz olan dişli personele verilen diş kirasıdır. Genellikle ağız kapatmaya yarar. Fazla mesai verilen kişi, normal çalışma saatlerinde daha çok dinlenir. Fazla mesai saatlerinde de gayretlenir. Halk deyişiyle, " Tembel ırgat akşama yakın gayrete gelir ". Fazla mesai bazı kimseler için müktesep hak ( kazanılmış hak ) halini alır. Dolayısıyla kesilmesi, yani verilmemesi şok etkisi yapar ve yararlananlar hiç bir iş yapamaz hale gelir.
GEÇİCİ GÖREV D aha çok üst basamaklardaki yüksek basınçlı kişilere verilen paralı izindir. Avrupa' dan gelen kızını karşılamak, kayın pederini uğurlamak, bir kooperatif ya da dernek kongresine katılmak, deniz kıyısında satın alınması düşünülen bir arsanın yerini görmek vb. üzere yapılması zorunlu gezilere uygulanır. bu nedenle biriyle yolculuğa çıkan hatırlı kişi, isterse ve vakti elverirse, geçici görev emrinde belirtilen görevle de ilgilenir. Geçici görev uygulamaları mali yıl başlarında birden yükselen, ortalarında yavaşlayıp düşen, sonlarına doğru ise sıfıra inen bir eğri çizer. Mali yıl başına iki üç ay kala , idare genellikle, bu uygulamaları tümden Bakanlık oluruna bağlar. Başka bir deyişle ödenek azaldıkça yetki verecek makam yükselir. Ödenek yetki ile ters orantılıdır. GENELGE Yapılacağına verenin de alanın da inanmadığı süreğenleşmiş ( müzminleşmiş ) kimi iş ve alışkanlıklar için verilir. Örneğin işe vaktinde gelmek, işi vaktinden önce bırakmamak, iş sahiplerini hoş tutmak, işlerini geciktirmemek, ödeneklerle yollukları, özellikle mali yıl sonuna doğru çarçur etmemek... vb. Genelgelerin kağıdı da, yazısı da, yazılışı da baştan savma olur. Üstelik boyları da uzun tutulur. İşte bütün bu nitelikler elbirliğiyle, bunların okunmamasını kolaylaştırır. Genelgeler bir bakıma çocuklara verilen öğütlere de benzetilebilir. Öğüdü verenler, çok kez büyükler, bunu usulen verirler. Öğüdü alanlar, çok kez küçükler, bunu usulen daha doğrusunu yapmamak için dinlerler. Aradaki fark, birincinin yazılı, ikincinin sözlü olmasından ibarettir. GENEL MÜDÜR Genel Müdürlerdeki silindir oylum ve sayıları birbirine hiç uymaz, çünkü çektikleri, çekmek istedikleri, çok kez de çekmedikleri, ya da çekemedikleri yükler birbirinden çok farklıdır. Genel müdür vardır; bir apartman katına sığınmış, topu topu üç şubeye bakar. Genel müdür vardır; teşkilâtı bütün yurda yayılmış, neye ve nereye bakacağını görev süresince anlayamaz. Zaten bu tür kuruluşlarda , Yani atı, arabası ve şatafatı olan Genel Müdürler çok yaşamaz. Öyleleri vardır ki, geliş ve gidiş yollukları uç uca gelir, birbirleriyle birleşir. Ve galiba en çok sevilen ve aranan da bunlardır. Hani bir Erzurumlu Erzurum' a gelen valileri anlatırken; " Allah var, doğrusu R. Paşa iyi adamdı. H. Paşa da ne diyek, çok kötü bir insan değildi. Amma en iyisi, en iyisi, şimdi adı aklımda değil, Allah gani gani rahmet etsin, hani Erzurum'a gelmeden İlice' de vefat etti, işte o idi. " demiş ya, işte onun gibi. Genel Müdürlük önemli makam; böyle bir makama da uluorta herkes oturtulmaz. Oturtulacaklarda şu yetenek ve nitelikler aranır: 1- Genel Müdür muhakkak okur yazar olmalıdır. 2- Teşkilâttaki kilit noktalarına güvenilir kişiler getirebilmek için hısım akrabası çok, yakınları bol olmalıdır. 3- yukarıdan gelecek baskılar karşısında yassılmasını, aşağıdan belirecek direnişler karşısında da kasılmasını bilmelidir. 4- İş izleyen senatör ve milletvekillerine, öncelikle zaman ayırmanın hem teşkilât hem de memleket yararına olacağını kolayca kavrayacak bir yapılışta olmalıdır. 5- Politik makamlardan gelmesi doğal olan atama, terfi ve nakil isteklerini ya hemen yerine getirecek ya da, bir sorun yaratmadan atlatabilecek manevra yeteneğine sahip bulunmalıdır. PORTRELER: I 1- Atılgan ve çalışkandır. Hem de tez canlıdır. makamında görüş ve düşüncelerine uygun olarak hareket edebildiği sürece kalabilmek ister. Yani onun için esas olan, ne pahasına olursa olsun koltukta oturmak değildir. 2- Her yeniliğe ve olumlu görünen girişime, gerçekleşme şansı üzerinde uzun boylu durmadan paçaları sıvar. Kağıttan, dosyadan ve özellikle imzadan sıkılır. Gezer, görür ve denetler. 3- Çalışma zevki onun için diğer bütün zevklerin üstündedir. Eş ve dostu ile yaptığı toplantılarda bile döndürür dolaştırır, konuyu işe getirir. 4- Genel Müdürlükteki ömrü çok kısa olmuştur, dedelerimizin deyişiyle " bir kuşluk " vakti kadar. II 1- Adımlarını kısa ve ölçülü atar. Başka bir deyişle, körlerin değnekleriyle yaptıkları gibi sağı solu yoklayarak ilerler. 2- Yukarıyı daima kollar, aşağıdaki değerleri, üstten " çek elini " diyen olmadıkça tutar. 3- Aşağısı pek sevmez, yukarısı pek tutmaz, yanında da çokluk kimse bulunmaz. 4- Çok, oldukça düzgün fakat boş konuşur. 5- Büyük, yani terazinin öteki kefesine sorumluluk atmayı gerektiren işlerden kaçınır ve herhangi bir girişimde iş sarpa sararsa babasını bile geride bırakır. III 1- vakt IV vakt V vakt GENEL SEKRETER Devam edecek.... |
:
Nizamettin ÖZBEK,
Ankara,
1980