www.sizedebiyat.com SiZedebiyat Edebiyat Enstitüsü
GÜLMECE çavlanı
Telif hakkı sahibi: Hâlis Refik AKBABA
PEKİ, BEN KİME AĞACALIK* VERDİM?
|
— Tanımadınız galiba? — Tanımaz olur muyum hiç! İnanın elimde değil ama! — Her zamankini istiyorum… — Tamam da… Deniz gören oda veremiyoruz… — Neden? — Hükümet değişti. Görevler değişti. Her şey değişti. Deniz gören odaları artık biz veremiyoruz… — O ne demek? Kim veriyor peki? — Yetkililer! — Siz yetkisiz misiniz? Baştan aşağı yetki kokuyorsunuz! — Teveccühünüz! Sağ olun, var olun! Ben zaten siz misafirhane misafirleri sayesinde varım. Ben… — Tamam tamam! Hadi alalım şu denizgöreni! — Yok valla! O konuda ben yetkili değilim! — Kim yetkili peki? Ankara mı? Rahatsız etmeyelim kendilerini! Altı yüz kilometre var aramızda… — Gerek yok! Bir yetkili var şu anda burada. — Tamam işte… Hemen arayalım onu; bir an önce yerleşeyim güngörenime, şey, pardon denizgörenime… — Yok öyle! Ay pardon, o kadar da kolay değil demek istedim. Kendileri telefondan oda vermez; mümkün değil! — Dilekçe mi yazacağız? Bin kilometre uzak bir şehirden geldim. Yirmi dört saattir yoldayım. Açım, susuzum, duşsuzum, tuvaletsizim ve nihayet… yor – gu – num… — Öyle değil! Yukarıda çalışma odasında. Gidip ondan yalvaracaksınız! — What is this be! Yalvarmak?.. — Ay yine pardon! İsteyeceksiniz demek istedim. Verir mi, vermez mi bilmem! — Çok açıklayıcı oldu! Teşekkür ederim! — Estağfirullah, vazifemiz! — Zahmet olacak ama bir de beyefendinin odasının nerde olduğunu söyleseniz? — Ne bildiniz; belki “ o bir küçük hamfendü ” ? — Peki peki… — Şaka şaka, beyfendü… — Çok şakacısınız! Odası… — 3. kat… ve… 333… — Ulan o benim her zaman kaldığım oda be! Denizgörürüm benim? — Beyefendinin makam odası…
***
— Elinize sağlık. Kahvaltı çok güzeldi. Bir de orta kahve alayım. Oda numaram… — Odalara çay, kahve, gazoz yok! — O da ne demek? — Böyle! Yasak! — Kahve alkolsüz olacaktı! — Yâ, sak… — Bakın, ben dağ başında yaşıyorum. Denizi senede bir kez ya görüyoruz ya da görmüyoruz. Şurda kalacağım zaten iki gün. Kahvemi elime alıp denize bakacağım. Açık pencereden denizi, ufku seyredip iyot kokusuyla boşalacağım; dertlerimi, sıkıntılarımı, stresimi, bir an olsun kafamdan atıp rahatlayacağım. Kimseyi görmeden, kimseyi düşünmeden! Bunun neresi yasak? — O dedikleriniz şu anda yasak değil ama odaya çay kahve, gazoz yasak. Kahve olmadan yapabilirsiniz o dediklerinizi ama! — Çok teşekkür ederim! — Kahveyi kahvaltı salonunda için; filmi yukarda çevirin; olmaz mı? —Film çevirmek? — O dedikleriniz işte! — Ha… film… ha… anladım! Zaten yasaklar tersine hani taşı başlayıp köpeği serbest bırakmak var ya… —Anlamadım? — Nasreddin Hoca? … Köy? … Taş? … Köpek? … — Yine anlamadım? — Yarın sabahki kahvaltıda anlatayım mı? Bu gün için çok gayret gösterdim! — Olur… — Sağ ol, var ol; sen çok yaşa! Borcum ne kadar? Bir kahvaltı, üç küçük bardak çay ve bir orta kahve? — 3 kuruş… — Umduğumdan çok hesaplı gerçekten. Buyurun 6 kuruş. — Bu çok fazla ama? — Adınız? — Adil… — Sizi çok sevdim de ondan Adil! Teşekkür ederim. — Ben de sizi! Şimdi ben kahveyi masaya koyayım; sonra mutfağa gidip arkamı döneyim; siz kahveyi alıp doğru asansöre gidin. Gören olursa ben yaptım dersiniz! — Tamamdır… Bana güvenebilirsiniz!
***
— Tak, tak, tak… — Gel! — Merhaba Müdür Bey, rahatsız ediyorum. A... ama… — Önemli değil! Buyurun oturun… — Oturdum! Ben eski misafirlerinizdenim ve çok yorgunum. Her zaman bu odada kalırdım ama zaten… — Anlıyorum ama artık kalamayacaksınız! — Onu anlamıştım zaten! Boşaltmanız biraz zaman alır! Deniz gören başka bir odamız varsa… — Yok! - … fakat biliyorsunuz senede bir gün ya deniz görüyoruz ya da görmüyoruz… — Biliyorum! Deniz gören bütün odalar dolu. Sadece 555 var. O da.. bakayım… 22,23,24 ve 25 inde boş. Sonra o da dolu… — Tamam! Oldu bu iş! Ben zaten üç gün kalacağım. Bu gün de 22.si… — Yalnız 555 i çok özel misafirlerimize verebiliriz! — Ben de özelim! Ta nerelerden geliyorum. Siz hâlden anlar birine benziyorsunuz! Maksat bir kahve içip denizi seyretmek hani filmlerdeki gibi! — Peki tamam, tamam! Kalabilirsiniz. Sizi sevdim. 25 inde boşaltalım lütfen. Kimseye söylemeyin ama! Soran olursa arka odalarda kalıyorum dersiniz. — Tamamdır! Bana güvenebilirsiniz Adil Bey! |
*Ağacalık: Memnunluk, Bahşiş
:
Hâlis
Refik AKBABA,
Ankara, 19.09.2008 10:10:00