www.sizedebiyat.com SiZedebiyat Edebiyat Enstitüsü

GÜLMECE çavlanı

Telif hakkı sahibi: Hâlis Refik AKBABA

ZENGİNLİK HASTALIĞI

Şeker hastalığına kim, “ Zengin Hastalığı ” dediyse ben ona şaşarım. Kesinlikle, “ Gariban ” hastalığı!  

Bir kere lokma bazında hareket ediyorsunuz. Günde dokuz lokmayı üçer üçer, üç öğünde alıyorsunuz. Lokma dediysem büyük bir şey sanmayınız; 30 gr. diyor Sayın Doktor. Kendisi ne kadar yiyor acaba? 30 gr. mı bilip bilmediğini gerçekten merak ediyorum ama soramıyorum! Kızar da “ Günde 100 kalorilik bir diyet verdim sana; hadi bakalım parmağını kaldırabilirsen yazı da yazarsın… ” deyip de sizleri benden yoksun bırakır diye korkuyorum! En iyisi Çinlilerin tarihteki yöntemi: Doktora sağlıklıyken ücret ödenecek, hastayken ödeme yapılmayacak! Yememek için doktora mı gidilir! 30 gr. yağsız, tuzsuz, unsuz sebze lokması! Haydi, büyük bir başarıyla evde ölçtünüz; sokakta ölçmeyi göze alamayacağınızdan evden götürüyorsunuz. İşte size tasarruf! Günlük toplamınız kuştan hafif! Dalga geçmiyorum; 90 gram, bir adet İzmir Kumrusundan daha hafif! He he he…  Canım İzmir Lokması çekti şimdi ama benim doktorla o hepten düş… 

Bence şeker hastalığına gençken yakalanmanız en güzeli; istediğiniz kız sizin! Size kız vermeyecek kayınpeder tanımıyorum. Onun kızı için istediği ideal koca sizsiniz: Alkol şekerli ya onun için yassah! Eh, o zaman mezesi zahmeti de yok. Sigara içmemeniz gerekli çünkü damarlarınız büzülür; vücudunuz üzülür! Kumar, şekeri arttırıp komaya sokabilir bir yöntem olduğundan kullanamazsınız. Al sana bir sürü tasarruf yolu apaçık… Şeker gibi çocuksunuz işte! 

Genç olduğunuzdan çok bilmişlerin, “ a… ama! ” dedikleri şey de doğru değil. Kıs kıs gülen doktorlara inat ileriki yaşlarda bile istek duyuyormuşsunuz, zaman da buluyormuşsunuz… Şekeri fırsat bilip de dırdırcı karısından uzaklaşmak isteyenleri niçin bütün şeker toplumuna mâl ediyorsunuz? 

Kayınbabanız ince hesaplara girebilir; girsin; hiç beis yok! Sizden vazgeçemez çünkü bol bol yürümeniz gerekli! Öyle üç beş kilometre değil; şeker bu, boru mu? Her gün,  “ Gandhi miyim neyim! ” dedirtecek kadar yürümeniz şart! Yün ören memur edâsındaki bir öne iki etrafa lâstik bakışa eskort, kağnı arabası hızıyla yürüyen kapıcıgiller gibi de değil! Candan Erçetin konserinde hep bir ağızdan  “ Elbette ” ye tempo tutar gibi yürüyeceksiniz! E, o zaman olmazsa olmaz ortağınız olan otomobiliniz de onun kızına kalır hatta hoşuna giderse ara sıra kendisi dahi offerleyebilir! Siz o sıra yürüyor olduğunuzdan ruhunuz bile duymaz; huzursuz olmazsınız! 

Zengin dediğin adam canı istediğinde canının istediğini yapar! Şeker hastası, affedersiniz ot gibi olduğundan ancak belirli saatlerde belirli şeyleri yapabilir: Kalk, sebze ye! Aralarda meyve ye! Otur salatalık ye! Yat yaprak ye! Canın bir şeyler istemesin! İsterse de yeşillik ye! Gece on ikide çalışırken içim eziliyor Doktor Bey? Salatalık ye! Ye dediysek, birer tane ye! Bırak ülkeye de biraz yeşillik kalsın!  

Sonra giysi masrafınız da yok!  

Onu yapma bunu yapma! Öyle yatma böyle kalkma! Bi lokma ye! Bi de hırka giy! İşte oldu sana bi lokma bi hırka şekeradam ya da şekermadam!   

Kim demiş şeker hastalığı zengin hastalığı diye! Şeker hastalığı “ garip ” hastalığıdır hatta kendisine de “ garibim ” derler!

:  Hâlis Refik AKBABA, İstanbul, 20Ağustos, Çarşamba, 15:53                                                      Diğer Bir Gülmece için

            

Bir Önceki Yapıt Teknik Aksaklık Bildiriniz Edebiyat Atölyesi Girisi Türkce veya Diğer Bir Dil Yanılgısını Bildiriniz Sözlük Telif Hakları Kanunu İmla Kılavuzu  Bu yazarımız/Bu yapıt hakkında  Radyolu Dakikalar ODA AKDENİZ ODA EGE ODA MARMARA Bir Sonraki Yapıt