www.sizedebiyat.com SiZedebiyat Edebiyat Enstitüsü

edebiyat atölyesi yönetmeninden

Aralayalım mı...

Ne bileyim, bugün içimden böyle geldi! 2004 yılına yirmi dokuz buçuk gün kaldı. Hazır Aralıktayız, biraz aralayalım mı o halde? Biraz şundan, biraz bundan… Ne safmışım ki hep yirmi ile otuz yaş arasında kalacağım sanmışım. Yani yaş olarak değil de performans olarak! Her zaman büyüklerimiz gençliğinizin kıymetini bilin diye sayısız kere demiştir. Eğri oturup doğru konuşalım! Neyin kaybetmeden önce farkına vardık? Neyi, ne zaman dinledik? İnsan hataları ile aynı kalabiliyor galiba. Yoksa, “ tarih tekrarlanmadan oluşur ” derler miydi? Aslında hiç yanılgıya düşmeyen bir insan topluluğu olsaydı, yaşam nasıl olurdu acaba? Her şeyleri düzgün! Galiba iyi olmazdı. Artının değeri eksiyle karşılaştırınca daha iyi anlaşılıyor. Ama artı da her zaman artı yani. Bir şeyleri sezdiniz, hadi sizi meraklandırmayayım. Yazmaya geç başlamışım! Ona hayıflandım şimdi. Yazarken yapmak istediklerim var. Yetişemiyorum. Hafif kızdırıyor bu da beni. Yani kendime kızıyor ve SiZe şikayet ediyorum yine kendimi. Yukarıda andığım yaşlardaki enerjiye sahip olsaydım hepsinin üstesinden gelirdim. SiZe daha çok faydam dokunsun telâşı içindeyim. 

www.sizedebiyat.com SiZedebiyat Edebiyat Enstitüsü, bizden sonra SiZlerle devam edeceğine yürekten inandığım yolculuğuna, edebiyatın insanın tam olarak kendisi olduğuna inanan bir edebiyat severimiz tarafından 01.04.2003 tarihinde kurularak ve aynı tarihte Sayın N. YEŞİLYURT’ un teknik desteğiyle yayına alınmıştır. Bir elin parmaklarından daha az özverili edebiyat severin çabaları ile bugüne gelmiştir. Edebi ve inşallah ebedi yolculuğunun ilk yedi ayını tamamlamıştır. Her geçen gün ailemize katılan okuyucu, yazar ve şairlerimizle yavaş ama emin adımlarla ilerlemeye çalışmaktadır.

Kasım ayında hepimiz bazı üzücü olaylarla karşı karşıya geldik. Hak etmediğimiz halde! Güçlü olmamız gerekiyor. Lütfen, çok iyi düşünün; güçlü olmamızın, temel taşı olan anadilini iyi bilmekten geçtiğini göreceksiniz. Anadilimizi ne kadar iyi bilirsek ve bilenlerin sayısı ne kadar çok olursa çözümlere o kadar çok yaklaşacağız. Çözüme yaklaşacağız çünkü anadilini iyi bilmek ve bilenlerin sayısının çokluğu, anlaşılamayanların sayısının azlığı demektir. Anlayan insan ise daha çok düşünüyor ve üretiyor demektir. Aynı zamanda anadilini iyi bilmek demek, kavramları da bilmek ve doğru bilmek demektir. Kavramları doğru bilen insansa, daima iyilere, yani iyi şeylere prim verir.  

Üstü, altı ve çevresindeki sularının zenginliklerle dolu bir ülkeye sahip olduğumuza her zaman inanmışımdır. Tanrının büyük bir lütfu olarak bizim liderimiz olma şansını bize bağışladığı ulu önderimizin, izlenebilecek tüm yolları, her ilerici adımı bize kanıtları ile birlikte bıraktığı bir gerçektir. Söyledikleri ve yaptıkları, her daim geçerliliğini koruyan,  sihirli bir anahtardır. Zengin bir ülke, zengin bir lider ve zengin bir anadil.. Bu zenginlikleri iyice anlamamız için anadilimize egemen olup bize miras bırakılan anahtarla tüm kapıları açmak gerekiyor.  

Öyle zengin bir anahtar ki, öylesine zengin bir lider ki... Afganistan’ da kaçırılan daha sonra serbest bırakılan mühendis Hasan ÖNAL bugün yurda döndü. TRT deki haberlere göre bir anekdotunu size aktarmak istiyorum. Yaşlı Afgan liderler kaçırılanın Türk olduğunu öğrendiklerinde kaçıranlara serzenişte bulunurlar, kızarlar; “ ... yaptığınız doğru bir şey değil. Siz ATATÜRK’ ün torununu kaçırdınız! ”    Yıl 2003, yer Afganistan. Bu nasıl bir zenginliktir böyle!

Ne yapalım biliyor musunuz; okuyalım ve okutalım. Çevremizde edebiyat sohbetleri yapalım. Hediye olarak kitapları seçelim. Yaşımız geçse geç değil, erkense erken değil diyelim. Hadi yapalım bunu! Eski yapıtları yeniden, yeni yapıtları şimdiden keşfedelim.  

Kurumuş elma ağaçlarını düşünmeyin. Yavuz Sultan Selim’ in bir seferi sırasında doksan yaşındaki ihtiyarın kendisine dediği gibi; “ dedem ekti ben yedim, ben ekiyorum torunlarım yiyecek ” diyelim ve yeni bir elma fidanı da biz dikelim. En güzel yanı da ekilenin her gün geliştiğinin heyecanını yaşamaktır. Yeni bir yıla, yeni bir fidanla girelim. Bu elma fidanı olur veya gönlünüzde büyüteceğiniz bir ümit fidanı da olur. Benim fidanım, yeni bir Edebiyat Atölyesi Yönetmeni çıkana kadar yürütmek zorunda olduğum gönüllü görevimin gereklerini yerine getirmek ve sonrasında da doya doya yazmak. İnanıyorum, bu görevi benden daha bilgili ve daha güzel yapacak bir gönüllü çıkacaktır. İnanın, bir taraftan okumaya çalışıyor, bir taraftan Türkçe gramer kitapları çalışıyor, televizyondaki Türkçe derslerini takip ediyor, diğer taraftan yazmaya çalışıyorum ve her şeyi yeni baştan öğrenme çabalarım beni yorgun düşürüyor. Ama çok da mutlu oluyorum, haberiniz olsun! İşte bu dönemde, sürçülisan eylersek affola, lütfen. 

Sıcak sohbetimiz sırasında ne kadar çok daldan atladığımı fark ettim. Güldüm. Ne de olsa yeni yıl heyecanı beni de sarmıştır. Neler yapacağım yeni yılda neler! Her şeyden önce heyecanlarımı da yenilemeye çalışacağım yeni yılda. Heyecanın yapıcı bir fonksiyonu olduğunu düşünmüyor değilim… 

Arayışlarımız sürmektedir. Bu arayışlarda sizlerin de yardımınızı istiyoruz;

Yazarlarımıza veya şairlerimize kendi aramızda aynı kelimeleri demek istemiyoruz. Bir süre önce bu konuda bulduğumuz terim “ kalemlerimiz ” idi. Daha önce bir başkasının bu terimi kullandığını gördüğümüzde kullanmaktan caydık. İşte bunun yerine, bir terim aramaktayız. “ Duyguyu Yoğuranlar ” anlamında  bir tek kelimelik yeni bir terim arıyoruz. Ne olması gerektiğini, önerilerinizi, SiZedebiyat adreslerine bekliyoruz.

www.sizedebiyat.com SiZedebiyat Edebiyat Enstitüsü’ ne bir amblem arayışı içindeyiz. İsteklerinizi, bu konudaki düşüncelerinizi de bekliyoruz.

Amaçlar bölümünde okuduğunuz gibi, Enstitü girişinde SiZ kelimesinin her harfinin anlamını açıkladık. Yukarıda gördüğünüz gibi sizi belirleyen S ve Z harflerini mavinin anlamı ve güzelliği ile, insanı belirleyen i harfini ise, insanın sıcaklığını ve değişkenliğini belirleyen kırmızıya yakın, turuncunun kızarmışı bir i ile renklendirdik. Bu konudaki düşüncelerinizi ve varsa renk önerinizi de aynı adreste duymayı arzuluyoruz.

Şu anda, Edebiyat Atölyesi Yönetmenliğini şimdilik kaydıyla ( bu görevi hakkıyla ve benden daha iyi yapabilecek bilgi ve beceriyle donanmış, Türkçe’ mizin önemine varmış iyi bilinmesi gerekliliğine kendisini adamış bir aday arayışı içindeyiz ve onu buluncaya kadar ) ben üstlenmiş bulunuyorum. Yeni Edebiyat Atölyesi Yönetmenleri için lütfen çevrenize haber veriniz. Gönüllüleri bulunuz veya yeterliyseniz, gönüllü olunuz.. Bu arada sitenin son haline kavuşması için bir bilgisayar yöntemi olan asp veya php dili ile hazırlanması gerekmektedir. Bunu öğrenmem ise epey süre alacağından, html, asp veya php bilen, bize gönüllü yardımlarını verebilecek bir veya birden fazla webmaster’ a da gereksinim duymaktayız. Çevrenize lütfen duyurunuz.. Sitenin php ile hazırlanması sonucu, özellikle yazarlarımız kendi yazılarını yükleyebilecekler ve her şey otomasyona bağlanabilecek.

Sokrates gibi, bir şey bildiğimi zannetmiyorum. Yine onun gibi, “ hiç kimsenin BİLEREK kötü olacağına ” da inanmıyorum. Diğer bir deyişle, “ Doğruları öğrenen her insanın ister istemez iyi olacağına ” inanıyorum. Bu yüzden öğrenme ve öğretme çabalarım son günüme dek devam edecek. Bu düşünceme eşlik edecek Kalemkar üyelerine de gereksinim duymaktayız. Kalemkar’ ın tarifi ve istenilen özellikleri “ Duyduk Duymadık Demeyin ” sayfamızdadır. Türkçe’ yi iyi bilen ve önemine varmış, onun yanlış veya hatalı kullanılmasına katlanamayan büyük bir Kalemkar grubumuz olsun istiyoruz. Gönüllüleri bulmakta veya yeterli iseniz gönüllü olmakta yardımlarınızı bekliyoruz. İlerleyen evrede sitemizin İngilizce ve edebiyatta etkin diğer dokuz dil olarak düzenlenmesi sonucu, uluslararası bir niteliğe kavuşmasını arzuluyoruz. Aynı duyguları taşıyan dostlarınızı uyarınız, haberdar ediniz. İçlerinde bu görevi üstlenecek olanları aramızda Kalemkar üyesi olarak görmeyi arzuluyoruz. Yardımlarınız için şimdiden teşekkürü bir borç bilirim. SİZİN sitenizin nasıl olması gerektiğini en iyi SiZ bilirsiniz. Sitemizi elbirliğiyle yaparsak daha mutlu olacağımızı hissediyorum.

Ağustos, Eylül, Ekim ve Kasım ayı içerisinde yeni okuyucularımızdan çok güzel duygular, düşünceler duyduk. Bunlar bizi biraz daha umutlandırdı ve isteklendirdi. Hepsine hoş geldin der, teşekkür ederiz.

Geçen kış, www.sizedebiyat.com SiZedebiyat Edebiyat Enstitüsü yoktu. Bu kış ise bütün güzelliğiyle var olacak. Bu yıl kışımız sıcak geçecek…

Aralayalım derken öyle bir açmışım ki kapıyı, eğer burada izninizi istemezsem yapıtlardan yer çalmış olacağım. Sakın merak etmeyin, daha görüşeceğiz.

Esenlikle kalınız.

Saygılarımla,                                                                                            diğer bir EAY' den için

Seçkin Kemal ERDEM.,
Edebiyat Atölyesi
Geçici Yönetmeni.  

              

Bir Onceki Yapıt Teknik Aksaklık Bildiriniz Edebiyat Atölyesi Girisi Türkce veya Diğer Bir Dil Yanılgısını Bildiriniz Sözlük Telif Hakları Kanunu İmla Kılavuzu  Bu yazarımız/Bu yapıt hakkında ODA AKDENİZ ODA EGE ODA MARMARA Enstitü Girisi Bir Sonraki Yapıt