www.sizedebiyat.com SiZedebiyat Edebiyat Enstitüsü

DENEME sokağı

Telif Hakkı Sahibi: Ayla İZGİ

TEKNOLOJİNİN KAYBETTİRDİĞİ LEZZETLER

Teknolojinin hızla geliştiği bir dünyada yaşıyoruz. Çocukluk dönemi yetmişli yıllara denk gelen bizler, geride kalmamak adına sürekli öğrenme çabasındayız.

Artık insanlara ulaşamama gibi bir sorun yok. Cep telefonlarıyla birlikte geziyoruz. İnternetteki iletişim bölümleri o kadar yaygınlaştı ki bazen e-postalarımıza cevap yetiştiremez hâle geldik; kokulu mektupları, ruj lekeli mendilleri yani geçmişin sadeliğinde kalan doyumsuz lezzetleri özledim sanırım. 

Messenger penceresinden yazdığımız cümlelerle anlaşmak ve dostlarla sohbet paylaşmak bana yetmiyor. Cümle sonlarına yakıştırılan semboller çocukluktan ibaret. Komik! Anlamsız! Gerçek sohbetteki duygu ve düşüncelerin, mimiklere yansımasının yerini tutmuyor. Sembollerde kahve de var fincan da ama şekil itibarıyla! Yazık ki dudakta sıcaklık, damakta bir tat bırakmıyor! O fincanı kapatıp ‘ Haydi fala bakalım ’ demek mümkün mü? Gerçek kahve sohbetlerinde dostlara bakılan falların keyfi sanal simgeler de bulunur mu? Dudaklardan kısmet bekleyen mi ararsınız, bolca para arzulayan ya da çabaladığı bir işin nasıl sonuç vereceğinin duyurulmasını arzu eden mi? Hayat beklentilerinin telve aralarından göz kırpmasını bekleyen güzel yürekli dostlar, bence sanal penceredeki soğuk şekillere tutsak edildi… 

Gelen e-postalarda mektup tadını bulamıyorum. Hani bir yemek yersiniz de gerekli tüm malzemeler yeterince kullanılmıştır ama tadında bir eksiklik vardır; sadece yer ve doyarsınız. Tadı damağımda kaldı diyemezsiniz. İşte sanal dünyanın iletileri de özensiz hazırlanmış yemeklere benziyor. 

Bir de postacı yolu gözlemeyi özlüyorum. Hatta postacının yüzündeki ifadeyi görmeye hasret kaldım diyebilirim. Mektubumu elime tutuşturduğunda öne eğilmiş başından, gözlüklerinin üzerinden şöyle hınzırca yüzüme bakışı gözümün önüne geldi. Bir an önce kapıyı kapatıp mektubumu açmak için sabırsızlansam da onun sorgu dolu gözlerini görmeden bunu yapamadığımı hatırladım. 

Hani bazen kaçmak isteriz ya; içten geçen biraz kendimizle kalmaktır. Hayatı ve yaşanılanları sindirmektir amacımız. Bardak taştığında uzaklara gitmek gibi zaman içerisinde herkes bu tür bir uzaklaşmaya gereksinim duyar. Bu isteğimizi gerçekleştirirken bütünleştiğimiz cep telefonlarını hesaplayamayız genellikle! Açık kalsa ayrı bir sorun kapatsak daha başka bir sıkıntı! Duygu penceremizden seyrettiğimiz manzaranın doyumsuz keyfini yaşarken, ruhumuz yorgunluğundan arınma çabası içerisinde olduğu bir anda çalmaya başlar. Yarıda kalmış, tamamlanmamış güzel bir rüyadan uyandırılmak gibi bir şeydir bu! Nezaket sınırlarımızı zorlayan böyle vakalar teknolojinin sakıncalı tarafı sanırım! Kapatmak daha da vahim bir durum olabilir! Önemli bazı anlarda ulaşılamayan telefonlar bazen çok ciddi yaşam akışını değiştirecek sorunların çözümünü erteler ya da yok eder. Peki, ne yapmak gerek? Ben kendi adıma sessize alır ve yalnızlığımla yaşadığım romantizmi yok etmesine izin vermem. Sessizliğin aşkına doyma çabasını dar zamanlarda da olsa çözebildiğimiz kadar yaşıyoruz işte. 

Teknolojinin hayatımızı nasıl kolaylaştırdığının, tartışması bile yapılamaz. Hasretim sana, gül kokulu sade yaşadığım geçmişim. Elbette kopmak mümkün değil yüzyılın bu yeniliklerinden; dileğim, bize geçmişin lezzetlerini unutturmaması! Soğuk ekrana kilitlenerek, dış dünyadaki gerçek yaşamdan uzaklaştığımızın farkına varalım istedim. Yıllara meydan okuyan çınar ağacının gölgesine uzanıp kitap okumanın keyfini hatırlatabildiysem ne mutlu bana…

 

: Ayla İZGİ, Balıkesir                                                       diğer bir deneme için

                            

Bir Önceki Yapıt Teknik Aksaklık Bildiriniz Edebiyat Atölyesi Girisi Türkce veya Diğer Bir Dil Yanılgısını Bildiriniz Sözlük Telif Hakları Kanunu İmla Kılavuzu  Bu yazarımız/Bu yapıt hakkında  Radyolu Dakikalar ODA AKDENİZ ODA EGE ODA MARMARA Enstitü Girisi Bir Sonraki Yapıt