DENEME sokağı
Telif Hakkı Sahibi: Özen ŞAHİNOĞLU
|
Hayat öylesine izlenen bir film, okunan bir kitap, sayfaları karıştırılarak resimlerine bakılan sıradan bir dergi midir? Standart bir tarif değil aranılan. Kolayca içine girip yaşamanın, ama hakkını vererek gerçekten yaşamanın uzak olduğu bir masal mıdır? Ya da gizemli lâbirentlerinde dolaşan maceraperest ruhların yitip gittiği bir ülke belki de... Sana verilen süre boyunca keşfedecek, öğreneceksin. Tabii ki karşılıksız değil; sorunlar, problemler olacak. Onlara yaklaşımın, hayat karşısındaki duruşun seni sen yapacak. Tepkilerinin, hüzünlerinin, sevinçlerinin ve acılarının toplamı olacaksın. Ola ki durup da düşünmeye başladın; işler hiç yolunda gitmiyor. Neden diye sorgularken dahi bir an bile durmayacaksın. Meğer ki Yusuf Atılgan’ ın Aylak Adam romanında geçen Ku - ya - ra sendromuna kapılmamışsan tabii! Hareket demek hayat. Son bulana değin beraberinde her an tazelenen bir umudu getiren. Her an devingen. Uyurken bile rüyalarında, bedeninde, zihninde, ruhunda. Durmak yok, boşluk yok. Doldurulmaya çalışılan anlamsızlıklar var belki de. Sen o anlamsızlıkların içindeki anlamı keşfedeceksin. Bir kitap alırsın eline; hiç bilmediğin bir kitap. Arka kapağını okursun; önce yabancı gelir sana anlatılanlar. Çokça da karmaşık. Sonra okumaya başlarsın ve böylece bir çok şey de anlam kazanmaya başlar. Ya da henüz satın aldığın bir elektronik eşya gibi. Kullanma kılavuzunu okursun biraz ama çoğu kez kurcalarken öğrenirsin bozma olasılığını da göze alarak! Her şey iyi güzel de iş yaşam gerçekliğine gelince o kuşkular, şüpheler, kuruntular, geçmiş deneyimler, kulağına fısıldananlar sarar dört bir yanını. Okudukların, duydukların, ve anı parçaları kovalar durur seni. Hep bir şeyler belletmeye, seni yönetmeye kalkışır. Ve var gücünle isyan etsen yalnız kalırsın savunmasız ya da bütün bunları kalkan yapınca da kalın duvarların esiri olursun. O seni koruduğunu sandığın duvarlar, bir bir engelin olarak dikilir karşına. Kendini ifade etme, tamamlama ihtiyacın! Kendini başka yüzlerde arayış süreci. Kimi zaman umutla, kimi zaman hüzünle kavrulmuş bir boş vermişlikle. Yine de her şeye rağmen bir bekleyiş. Ve öyle bir an gelir ki, o an’ a dek okuduğunuz her şeyi, yaşadıklarınızın tümünü yeni baştan yaşamak istersiniz. Siz ilerlemek isterken, geriye dönerek yaşananlara farklı gözlerle bakınca yeni farkındalıklar kazanılır. Bazen kendinden kaçmakla başlar yolculuk. Yanlış yönde gittiğini bile bile, esas hazinenden koşarak ya da yavaş yavaş uzaklaşırsın ve bir gün bir yerlerde öyle şeyler yaşanır ki yoğun bir kendine dönüş hissi uyanır içinde. Acaba geride bıraktığınız öz benliğiniz hâlâ yerinde midir onca yaşanandan sonra? Bir yandan da düşünürsün ki sadece bir kez geçilen yollar, geri dönüşün farkındalıklarındaki, o armağanları, kendini yeniden tanımayı sana getirmeyebilir. Ve işte bütün çağların trajedisiyle yüzleşmek zorundasındır artık! Kumda yatmanın rahatlığı, kolaylığı mı? Yoksa ağaç dalı kompleksi mi? Gövdeden ayrılıp gitmek isteme eğilimiyle gelen hep daha ötelere gitme arzusu. Zira ne yaparsan yap, hangi yolu seçersen seç; dalların göğe de uzansa ya da budansa da, dönüş hep köklerine doğrudur; yani; mutlak sana. |
:
Özen ŞAHİNOĞLU,
Ağustos
2007,
İstanbul