DENEME sokağı
Telif Hakkı Sahibi: Berna EFEOĞLU
YAZMAK ( I )
|
Üzgün olduğum için mi yazıyorum; üzgün olduğum anlarda iç dökmek istediğim için mi; yoksa tam tersi, yazmak üzüyor beni de, bu rahatsız duyguyu istediğim için mi kendime işkence olsun diye pes edip edip ardından yine yazmaya devam ediyorum. Bir keresinde anahtar sözcükler dökülüvermişti aslında ağzımdan: Yazmak kendine dönmekti. İçimi burkan, derinliklere indirip kimi zaman oracıkta boğuveren ama suyun üstüne çıkıp nefes alma olasılığıyla bilmem kaçıncı doğumu yaşadığım, kendimi farklı şekilde yeniden bulduğum ve var ettiğim bir şey yazmak. Acı veren bir dönüş. Kendime dönüp orada kaldığım zaman, her şey daha bir zor, içinden çıkılmaz bir hâl alıyor. Hemen kaçıp kurtulmak istiyorum kendimden. Uzaklaşıp yüzeyselleşmek. Yazmak yüzleşmek demek oluyor böyle zamanlarda. İçime bakıp korksam da kimi zaman, kendimde gördüklerime savaş açma gücünü bulabilirsem, içimdeki susuşlar, yerini ‘ içimi kusuş ’ lara bırakıyor usulca. Bu kusuş, kelimenin ilk akla gelen anlamındaki gibi iğrenç olabilir diye daha başlamadan öyle bir yer değiştiriyor ki susuşumla, ‘ bırak dağınık kalsın ’ hissi veriyor. Lânet olsun, bırak… İçime dönüp bakacak gücümü kaybettiğim anlarda bu susuşların süresi uzuyor. Sonra, biraz zaman geçiyor aradan. Bazen bir şarkı, bir söz, bir görüntü, bir gürültü ya da anlık bir hisle dolup taşma hâli. Ve işte yine, yılıp bıraktığım o şeye baktığım yerde buluyorum kendimi. Susmayıp her şeye razı gelecek cesareti kendimde bulduğum anda ise, önce nispeten farklı bir iğrençliği yaşayıp, sonrasında elimi yüzümü yıkayıp, temizlenip ferahlamışçasına bir basamak daha çıkıyorum; kendime yolculuğum ve kendime barışımda. İçimdeki pek çok şey, ve dışımdakiler. Her biri anlam kazanıyor. Gözümdeki kendim gibi. İşte o anda yazmak, kendimden öte bir anlam savaşına dönüşüyor artık. Yazdıkça çözümleniyor her şey ama daha da karışıyor diğer yandan. İçinden çıkamıyorum. İçinden çıkmak için soyunmak gerekiyor; her şeyinle ortalara dökülmek. Utanmadan, sıkılmadan. Yazmak, örtüleri kaldırmak işte bu yüzden. Çıplak kalmak, çıplak bırakmak. Ama sırf bu örtüler yerli yerinde dursun diye, kendimden ve yazı masasından uzaklaşıp kopup gidiyorum kimi zaman. Bazı şeyleri yok saymak, onları bilmekten iyi geliyor. Farkındalığımı görmezden gelip basitliği seçiyorum o anlarda. İşime geliyor. Yazmak basitlik karşıtı bir eylem oluveriyor bu noktada. Nefretimi hak ediyor. Yazmak benim acı çelişkim sanırım… |
:
Berna EFEOĞLU,
29.07.2007,
İstanbul