www.sizedebiyat.com SiZedebiyat Edebiyat Enstitüsü
DENEME sokağı
Telif hakkı sahibi: Alper TURNA
KAYIP KITALARI KEŞFEDERKEN ..
|
Dikkat ettiniz mi bilmiyorum ama son dönemde ilçe
ve şehir Pazar kültürünün içine cumburlop dalan bu insanlar müthiş değişimin
içinde kendilerini sorguluyorlar. Teknolojinin sahtecilikle eş tutulmasında
prim yapan pazen şalvarlarıyla doğallığın mabetleri kadınlarımız. Ferace ve
al yazmalarıyla kent yaşamına ortak olan kadın savaşçılarımızın birde ismi
var ’ KÖYLÜ KADINLARI ’. Kıvır kıvır yüz hatları, yazmalarıyla örtmeye
çalıştıkları gıdılar, hopur hopur memeleri, evlendikten sonra yoğun tahıl
tüketimiyle börek tepsisine dönen kalçaları, şalvarları, lastik ayakkabıları
ve yüzlerindeki mağrur ifadeyle pazarların; yeni Pazar tüketiminin fatihleri
onlar. Şaşkınlar aslında öylesine şaşkınlar ki anlam veremiyorlar köyde
ekrandan gördükleri ve özendikleri uzun ve geniş koridorlarda silme tüketim
malzemelerinin bulunduğu ve bir ‘ el arabasıyla ‘ alışveriş yapılan süper
marketler yerine kendi yaşamsal kültürlerinin Pazar camiasına egemen
oluşuna. Ve kuşkuyla kendi mağaralarına çekilip, ekmek yaparken, tavukları
yemlerken düşünüyorlar. Acaba bizim yaşamımız, yemeklerimiz bu kadar ilgiyi
hak ediyor mu? Sonraları usulca kendilerini bırakıveriyorlar kentin içine
hoşlarına gidiyor gizliden ‘ bugün pazarda öldüm öldüm ’ yakarışlarının
altında bu ilginç yaşam diyalektiği. Nazım' ın deyimiyle ‘ anamız,
avradımız, yarimiz ve soframızdaki yeri öküzümüzden sonra gelen ‘ bu
kadınlar biber dibi kazmaktan,domates, pamuk toplamaktan ekmek yapmaktan,
sülalelerine yemek pişirmekten farklı bir yaşam olduğunu ayrımsayorlar ve
vakit geçirmeden yaşamın kendilerine yüklediği tercihler yerine kendi iç
seslerini dinlemeye başlıyorlar. Bir pazardan öte bir özgürlük çağıltısı
Salı, Çarşamba, Perşembe pazarları onlar için bir birey olabilme dersi.
Ötedeki yaşamın farkına varma bayramları. Salça, turşu, erişte, reçel, köy
ekmeği satıyorlar kendi hazırladıkları küçük acemi tezgahlarda yanlarında
kuzukulağı, ebegümeci, roka, marul para üstü veriyorlar konuşuyorlar ve
birey oluyorlar. Artık onlar kimin ne istediğini müşteri memnuniyetinin ne
demek olduğunu anlamlandırıyorlar kendi içselliklerinde.Öğle yemeklerinde
fast- food tan nasipleniyorlar. Zekiler, neyin ne olduğunu, raconu hemen
kavrıyorlar ama sattıkları maldaki ana sloganları DOĞALLIK ve biliyorlar ki
kişilikleri ve sattıkları örtüşmek zorunda maskesini iyi seçer yurdum
insanı. Kazanılan paraların bir kısmı yastık altı edilip ağda ve kadın bağı
alınıyor ve bunun ne kadar büyük kolaylık olduğu anlatılıyor gizliden
ramazan ayındaki bir mukabeleden sonra eve dönüşlerde. Gençten olanların
aklını süsleyen bir beşibiryerdeden başka ne olabilir kırmızı kurdeleleriyle
köy gençlerinin başını döndüren ., Kimisi peynir tenekelerinin içine ektiği gülü deve tabanını satıyor oyalı yemenisi başında kadife sevinçler kuşandırıyor acının sirayet ettiği yorgun yüzüne. Birkaçı patik örüyor, fisto, piko işi yapıyor ve davul fırının yerine aldığı büyük fırınla pişireceği yemekleri yiyen insanların yüzlerindeki tatlı tebessümü düşlüyor tenindeki ter ve salamura peynir kokusuna aldırmadan.
|
:
Alper TURNA,
Balıkesir, 20.11.2002