www.sizedebiyat.com SiZedebiyat Edebiyat Enstitüsü
DENEME sokağı
Telif hakkı sahibi: Demet ORAL
DANS EDEBİLİYOR MUSUNUZ?
|
Geçenlerde bir
düğüne gittim. Yemekli, müzikli oldukça güzel bir yerde keyifli birkaç saat
geçirdim. Damadın kuzeninin kız arkadaşı olarak davet edilmiştim. Dolayısıyla
çevredeki birçok insana yabancıydım. Gelin ve damadı tebrik edip zorlu süreçlerinde başarılar diledikten sonra bize ayrılan masaya geçtik. İnsanlar büyük şehirlerdeki hayat koşturmacısından birbirlerini ancak bu tür bahanelerle görebildiklerinden, arkadaşım hasret kaldıklarıyla sohbete dalmıştı. Leziz yemeğimin beyaz şarapla tadına varırken etrafımı izlemeye başladım. En sevdiğim işlerden biridir; izlemek ve düşünmek! Bazen işim olmadığında ya da işten kaçtığımda bir kahveye ya da yol üstünde bir yere oturur, gelene geçene bakar, tüm insanların nasıl da birbirlerinden farklı olduklarını, hepsinin ayrı dünyalarda yaşadıklarını görür ve her seferinde bir kez daha şaşırırım. O gece de pistte dans edenleri izlemeye başladım. Yaşlıca bir bey - sanırım altmış yaşından fazlaydı - sanki on yedi yaşında bir genç gibi keyifli müziğe kendini kaptırmıştı. Eşi olduğunu sandığım hanımın etrafında dönüyor, ona gülümseyerek dans ediyordu. Çalan şarkı o kadar eski değildi; yani, onların gençlik zamanlarından olmadığı kesindi. O kadar keyifle dolanıyordu ki pistte, diğerlerine bakınca çoğunun aslında dans etmediklerini, edemediklerini, yalnızca müziğe uymaya çalışarak sallandıklarını fark ettim. Kimisi aynı figürleri tekrarlıyor, kimisi değişik bir şeyler yapmaya çalışıyor ama müziğe uyamıyorlardı. Yaşlı adamın yüzündeki keyifse, hiçbirinde yoktu. Bir an düşündüm ki hayatı yaşamak, aslında dans etmek gibiydi. Bazıları hayatı yeterince erken ve oldukça net algılayabiliyorlar. Bazen kendiliğinden, bazen onları yetiştirenlerden kaynaklanan nedenlerle ne istediklerini o kadar iyi biliyorlar ki adımlarını zamanında ve uygun atarak hayatın ritmine ayak uyduruyor, hayatla yorulmadan keyif alarak dans edebiliyorlar. Müziği yüreklerinden duyuyor, bedenlerine doğru komutlar verebiliyor, nerede yavaşlayacaklarını, nerede hızlanacaklarını biliyorlar. Onlar dans ederken hiçbir hareketleri size itici gelmiyor, en hoş olanıysa onların aldığı keyfi aynen siz de hissedebiliyorsunuz. Benim tanıdığım dans edebilen insanlar, işlerinde, aşklarında ve evlerinde mutlu olabilmeyi başarmış insanlardı. Çevrelerine de bu pozitif enerjiyi yayabilen sevilen neşeli insanlar… Hayatla tek başına dans edebilenler… Bazıları bu kadar yetenekli değil ama şanslılar çünkü eşleri dans edebiliyor. Bu kişiler yaslandıkları kişiler sayesinde hayatla baş edebiliyor. Pistte de gündeliklerinde de eşleri onları tamamlıyor, onlar da eşleriyle kendilerini adamdan sayıyorlar. Bu insanlar aslında çok mutlu olmayan ama başka alternatifleri olamadığı için duruma katlananlar insanlar. Kendilerinin bir şeyler yapabileceğine inanan, bunu söyleyen ama nedense yapmayan, eşlerine dayalı yaşamları ile avunan insanlar, tek baslarına yasayamayanlar… Hayatla yalnız dans edemeyenler… Bazılarıysa çalan müziğin farkında bile değiller sanki. Birileri onlara “ sallan yeter ” demiş ki sadece sallanıyorlar. Çalan şarkı ne olursa olsun hep aynı adımlar, aynı figürlerle dans etmeye çalışıyorlar. Bu kişiler doğuyor, büyüyor, birileri yollarını çiziyor ve yaşlanıp ölüyorlar. Yaşadıklarını sorgulamıyorlar. Onlara göre öyle olması gerekiyor. Hayatın müziğini duyuyorlar ama dinlemiyorlar… Hayatla dans etmeyi öğrenemeyenler… Bazılarıysa dans ettiklerini sanıyor, sadece bir yerlerden izledikleri ile idare etmeye çalışıyorlar. Bu insanlar hep pistte olmak istiyorlar. Nasıl göründüklerinin farkında bile olmadan, dans etmeyi biliyormuş gibi görünmeye çalışıyorlar. Aslında ne müzik ne de dans umurlarında! Her şeyi bildiklerini sanan, sürekli yaptıklarından bahseden, başkalarının arkasından atan tutan, ellerinde olsa sanki dünyayı yeniden kurabilecek kadar akıllı güçlü olduklarını sanan insanlar. Hayatın müziğini duyamayanlar, aslında hayatla ilgilenmeyenler… Hayatla dans etmeyi umursamayanlar… Bir kadın ve bir erkek! Yaşanan ilişkide kim baskın, kim kimi ne kadar umursuyor, kim kime ne kadar taviz veriyor, kim kimi ne kadar önemsiyor? Dans ederken alıcı gözle baktığınızda daha bir sürü benzer detayı yakalarsınız. Adamın elinin kadının belinin neresinde olduğundan, kadının erkeğin omzundaki elinin duruşundan, atılan adımlardan, aradaki mesafeden, etrafa bakışlara kadar yaşanan her şey öylesine ortadadır ki… Elbette bu yorumlar profesyonel dansçılar için değil. Onlar mesleklerini gerektiği gibi yapanlar. Dans eden iki profesyonelin birbirlerine âşık olduğunu sanmadınız mı hiç? Çevremdeki, sizin çevrenizdeki, hani işte, evde, okulda, sokakta olan insanlardan bahsediyorum. Bir daha ki sefere müzikli bir yere gittiğinizde piste iyice bir göz atın derim. O gecenin sonrasında kendime sorup duruyorum: Ben nasıl dans ediyorum acaba? |
: Demet ORAL,
Nisan
2006,
Long Island, NY