www.sizedebiyat.com SiZedebiyat Edebiyat Enstitüsü
DENEME sokağı
Telif hakkı sahibi: Aydoğan KEKEVİ
AVAL OFİS
|
Bazı dış ilişkilerimiz elli yıllık ”
Yüksek Kaldırım ” anılarımı
depreştirdi.
Ergenlik yıllarımda Yüksek Kaldırım’ da icrai sanat eyleyen “ Üç Kağıtçı ” larla bir iki kez “ Eleman ” olarak birlikte oldum. Sayın Clinton’ un “ Oval Ofis ” deki ” Oral ” serüvenlerini hoş görüp, hatta “ anlayışla ” karşılayıp bağışlayanlar umarım benim bu gençlik günahımı da bağışlarlar. Şimdi unuttum, 8 ya da 16 top olacaktı. Bir kova içindeki topları üstünde numaralı delikler olan, hafif öne meyilli bir masaya döküp üstünü örtüyor masanın öbür yanındaki " oynatıcı ". Masanın hemen yanında kocaman bir tabelâda da topların girdikleri deliklerdeki sayıların toplamına göre kazanılacak ikramiyeler yazılı. Örneğin topların girdikleri deliklerdeki sayıların toplamı 44 olursa 20 paket sigara ikramiye kazanıyorsunuz ama 43 olursa 1 paket sigara veya 45 olursa da, “ kısmetine küs ” oluyor. Ha unutmadan, 1 lira bastırırsan 20 paket kazanıyorsan 10 lira bastırırsan 200 paket kazanıyorsun doğal olarak. Şimdi o temiz insanlardan özür dileyerek söylüyorum; masanın önüne bir “ Keriz ” düştüğünde oynayıcı gibi bekleşen üç dört tane takım elemanı başlıyoruz üçer beşer lira bastırmaya. Bazen sayı tutmasa bile oynatan saymasını bilmiyormuş gibi yapıp bizlere üçer beşer paket “ İkramiye ” dağıtıyor. Bunları görüp aşka gelen gariban da başlıyor ötekilerle birlikte üç beş derken onar onar bastırmaya. Tabii masadaki topların girdikleri deliklerin toplam sayıları bir türlü “ İkramiye ” tabelâsıyla uyum göstermiyor. Biraz önce saymasını bilmeyen oynatıcı da başlıyor “ cin ” gibi saymaya. Garibanın cebindeki paranın erimesiyle kazanma hırsı ters orantılı olduğundan, umutla ha bire bastırdıkça bastırıyor. “ Keriz ” in parasının sonlarına geldiği, “ cimrileşeceği ”, “kaçacağı ” anlaşıldığında, oynatan kovadaki topları masaya serptikten sonra üstünü bezle örtmeden arkasını dönüp ocaktaki çaycıya çay ısmarlayıp muhabbete dalıyor. O çaycıyla cilveleşirken, elemanlar da sözde “fırsattan istifade ” ederek “ Keriz ” e alçak sesle “ adam arkasını dönmüşken şunları hele bi say bakalım hemşerim ” diyerek, saydırıp topların bulundukları deliklerdeki sayıları saydırıp toplattırıyorlar. Diyelim ki sonuç 44! Değilse bile elleriyle toplardan birine delik değiştirip “ kazanan sayı ” yapıyorlar. Bu arada oynatan “muhabbetini ” bitirip, oyunculara dönüp elindeki örtüyü masanın üstüne salıyor, salarken de örtünün altındaki toplardan birini parmağıyla yandaki deliğe itiveriyor. Aynı anda " elemanlar " da hem bol keseden bastırıp hem de “ aman bu fırsatı kaçırmayalım ” diyerek adamı iyice dolduruşa getirip cebinde kalanı, artık son on veya yirmi lira her neyse, oynamaya yöneltiyorlar. Öte yandan masada kendi eliyle gözüyle saydığı topların sayısı 44; 44’ de de 20 paket sigara! Ne yapsın gariban, alın teriyle kazandığı paranın seksen doksan lirası zaten gitmiş. Kalmış cebinde son bir onluk! Onu da “ 200 paket kazanır, zararı çıkarırım ” umuduyla bastırıveriyor. Adam son parasını da bastırdıktan sonra örtü açılıyor. Sayılar tek tek sayılıp toplanıyor sonuç 45! Yani “Kısmetine Küs ”... “ Aman etmen, yapman! ” derken bir daha, bir daha sayılıyor. Sonuç hep aynı: 45! Buraya kadar olanlar, belki bir yere kadar anlaşılır ama cebindeki son parasını da ütülen, yanlış saydığını düşünüp kendine kahreden bir insanı bir de “ ulan ne biçim saydın, bizi de mahvettin ” diye suçlayarak kafasına vura vura mobil ofisten uzaklaştırıp kurtulmaksa oynanan bu pis oyunun " en acımasız ", " en affedilmez " yanıydı... |
: Aydoğan KEKEVİ,
23.06.2004