www.sizedebiyat.com SiZedebiyat Edebiyat Enstitüsü
DENEME sokağı
Telif Hakkı Sahibi: Emel BAYKARA
YÜZLEŞME ve KORKU
|
Korkunun tanımını daima şu şekilde ifade ettim: “ İnsan, bilmediği bir varlıktan, bir nesneden ya da olaydan korkar. İnsan, kendi duygularından bile korkuyorsa, o duygusunu tanımadığı içindir. Çoğu insan korkularının adını koyamaz. Kim bilir hangi olayda, hangi durumda gerçeklerle yüzleşir. Yüzleşmek ve korku… Kesinlikle bir bütünlük arz ediyor. Geçmiş hatalarınız ve keşkeleriniz varsa; bu iki kelimeyi birlikte düşünmek gerekir. Gerçek korku nedir? Öznel midir? Nesnel midir? Bir yılandan korkmak mıdır örneğin? Ya da tuhaf yaratıklar gördüğünü sanmak mıdır? Sormak isterim korku nedir? Hani bu bildiğimiz anlamda sormuyorum, korkunun sizin için ne ifade ettiğini soruyorum? Bence; korku ciddi bir şey… Felsefi bir yanı var hatta. Nedir peki? Benim aklıma korku deyince; ben ve hayatım gözümün önüne geliyor. Korkularım, ürkekliklerim ve cesaretsizliklerim yüzünden heba ettiklerim aklıma geliyor. Elimin tersiyle ittiklerim, bir hiç uğruna kaybettiklerim. Gerçek anlamda yüzleşebilseydim kendimle, bir tokat atar gibi bakabilseydim kendime, çok farklı olabilirdi her şey. İnsan kendisiyle savaşırken, kaybettiklerini göremiyor. Gözünü iyi açmak, kendine inanmak ve kendinle uyum içinde olmak gerekir ki; korkular seni alıp götürmesin. Neydi beni korkutan? Bilmiyorum. Korku, beni o kadar esir almıştı ki; hayatımın her evresinde onu yanımda buldum, hatta içimde. Okul hayatımda, iş hayatımda… Daha başarılı, daha sosyal, daha girişken olabilirdim. Zaman içerisinde bunun üstesinden gelebildim. Ama konu bundan daha derin. Konu: “ Geçmiş ”. Geçmiş, insanın geleceğini etkileyen en büyük faktör. Hangi zamanı yaşarsanız yaşayın; her daim günü yakalamalı ve geçmiş “ keşke " lerinizin, bugünkü “ keşke " lerinize yol açmasına engel olmalı. Bir örnek: Amerika’ ya gitmek en büyük hayalimdi. Gerçek olmasına az kalmıştı ama korktum. Alışkanlıklarımı, ailemi, dostlarımı bırakıp gitmek bana çok zor gelmişti. Burada kalmakla kendimi güvende hissediyordum. Fazla uğraşmam gerekmiyordu. Her şey bildik ve tanıdıktı; en bilmediğim sokak bile beni rahatsız etmezdi. Korkularım yüzünden daima kolay olanı, aşinâ olduğumu seçtim. Buradayım, mutlu muyum? Belki mutluyum, güvenlik sınırları içindeyim. Fakat güzel bir deneyim yaşama fırsatını kaçırdım. hayallerimin peşinden gitmedim, nedeni: “KORKTUM”…. Başka korkularım da var: Yalandan, iki yüzlülükten, verilen sözlerin tutulmamasından korkmak gibi örneğin. Böylesi insanlardan, uzak durmalı. Hani Kayahan' ın bir şarkısında dediği gibi: “ Yılandan korkmam yalandan korktuğum kadar! ”. Bence insan; yüreğiyle yaşamalı, onu temiz tutmalı ve “ yüreğin götürdüğü yere gitmeli”; KORKMADAN… Hayatının her evresinde bunu yapmalı, yüreğinin içindeki atışları dinlemeli. O korku diye tanımladığımız duyguya önem vermezsek, kendiliğinden sönüp gidiyor. Korkmayalım; özel hayatımızda delice sevgimizi göstermemiz gerektiğinde ya da terk etmek gerektiğinde, korkmayalım. İş hayatında risk alalım, alışkanlıklarımızı bırakmaktan korkmayalım. Yepyeni bir geleceğe yolculuk varsa, umutlarımızı alalım koynumuza ve akışına bırakalım. Değişmekten, yenilikten, yaratıcı olmaktan korkmayalım. Korkunun bizi yenmesine izin vermeyelim, en son sözü biz söyleyelim. |
" Edebiyat Atölyesi Pazartesi Çalışmaları " ndan: 47. haftanın 15.08.2005 - 21.08.2005 konusu: " KORKULARIMIZ " üzerine
:
Emel BAYKARA,
İstanbul,
17.08 2005, Çarşamba