www.sizedebiyat.com SiZedebiyat Edebiyat Enstitüsü
DENEME sokağı
Telif Hakkı Sahibi: Bahattin ASLAN
ŞU HAİNLİK MESELESİ TATSIZ DENİLEMEZ: ÇOK ACI !..
|
Vahdettin bir hain mi değil mi sorusuyla yeni bir gündem oluşturmak bana hiç yadırgatıcı gelmedi.
Bir büyük oyun, kurallarına uyularak oynanıyor. Peki bu oyunu izlemek durumundaki bizlere ne oluyor? Bizim rolümüz de birbirimize düşmek, birbirimizle uğraşmak, enerjimizi birbirimizde sıfırlamak; boşluğa düşünce de başka mıknatısların çekim alanında yeni yörüngelerde dolanıp durmak. Aklımız başımızdan gittikten sonra ne uzatırlarsa okuruz, ne söylerlerse tekrarlarız. Bunalımlar, çözümsüzlükler çok şey telkin eder ayaklarınız yerden kesilmişse ve en önemlisi köklerinizden kopmuşsanız. Kendi gücüne yabancılaşmanın, kendi kendinden sıyrılmanın doğal sonucudur bu olanlar.
Atatürk 17 Mart 1920 tarihinde BANDIRMA’DA 14’ ÜNCÜ KOLORDU KOMUTANI YUSUF İZZET PAŞA’ ya şu genelgeyi ( ATATÜRK’ÜN KURTULUŞ SAVAŞI YAZIŞMALARI II, Mustafa ONAR ) gönderiyor:
1- İstanbul’ la resmi ve özel bütün telgraf görüşmeleri ve telgraf memurlarının kendiliklerinden gizli görüşmeleri yasaktır. Özel olarak İstanbul’ dan düşman bildirimleri alıp Anadolu’ya yayanlar ve Anadolu haberleşmelerini İstanbul’ a verenler casus sayılarak, bu eylemlerin gerçekleşmesi durumunda ivedilikle ve sertçe cezalandırılacaklardır. Bu bildirimin bütün ilgili başmüdürlerce duyurularak durumun bildirilmesi dilenir. 2- Bu telgraf bütün il ve kolordu komutanları ile bağımsız sancaklara ve Posta - Telgraf Başmüdürlerine çekilmiştir.
HTVD, sayı 22, belge 567. Temsilciler Kurulu Adına Mustafa Kemal
Adı geçen eserin birinci cildi bir başka yalanı çürüten belge ve bilgiler sunuyor. Ne diyorlar? Vahdettin Atatürk’ ü korumuş, Atatürk’ü yurdu kurtarsın diye Samsun’ a göndermiş, hem de bilmem kaç bin altın vererek. Geçiniz bunları...
Atatürk’ ün Vahdettin’ le daha veliahtlığından tanıştıkları, Vahdettin’ in maiyetinde Almanya başta olmak üzere birkaç ülkeye askeri ziyaretlerde bulunduğu, I. dünya savaşının ünlü komutanlarıyla bu arada sohbet ettiği, tartıştığı doğrudur. Yıldırım Orduları grubundaki görevi sırasında ve sonrasında İstanbul’ da birkaç kez Mustafa Kemal’ in randevu talebi üzerine görüştükleri de doğrudur. Hatta, Vahdettin padişah olduğunda Mustafa Kemal’ in, kendisine Başkomutanlık Vekaleti yerine Başkomutanlık Genelkurmay Vekaleti ihdas edilmesini Atatürk’ ün önerdiği de doğrudur. Yani ilişkilerinde işin başından itibaren bir ihanet ortamını işaret ediyor değiliz. Doğrularıyla, yanlışlarıyla bir memleket çok yönlü savaşların ateşi altında yönetilmektedir. Öyle ki, Mustafa Kemal bu kızılca kıyamet içinde Samsun’ a çıkmadan 8 ay kadar önce, kurulacak yeni kabinenin Sadrazamı Ahmet İzzet Paşa’ ya Halep’ ten bir telgraf çekerek, kabinede Harbiye Nazırlığı’ nın kendisine verilmesini istemiştir. ( ATATÜRK ARAŞTIRMA MERKEZİ. DOĞUMUNDAN ÖLÜMÜNE KADAR KAYNAKÇALI ATATÜRK GÜNLÜĞÜ. Prof. Dr. UTKAN KOCATÜRK ) Demem o ki, Vahdettin’ in padişahlığındaki kabinede Harbiye Nazırlığı’ na talip olan Mustafa Kemal, gördüğü her yanlışa baştan itibaren müdahale tabiatında bir komutandır. Birikimlidir, beceriklidir, yurtseverdir, ulusseverdir.
Şu altın meselesine yeniden dönelim;
Mustafa Kemal, Dokuzuncu Ordu Birlikleri Müfettişliği işini tüm ayrıntıları hesaplayıp kotarmış ancak henüz yola çıkmış değildir. Çünkü elde para yoktur. Soyunduğu büyük işin bir önemli gereği olarak Müfettişlik Karargâhı Personelinin üç aylık ödeneklerini yanında götürmek istemektedir. Talepte bulunmuş ancak sonuç alamamıştır.
13 Mayıs 1919’da Savaş İşleri Bakanlığı’na hitaben şu “ öneriyi ” takdim eder:
“ 1. 7 Mayıs 1919 gün ve 7 sayılı yazımla Müfettişlik Karargâhı Personelinin üç aylık olağan ödeneklerinin şimdiden ve buradan verilmesi gereğini dilemiştim. İlgili dairece daha sonuçlandırılmamıştır. 2. Olağanüstü harcamalar Müfettişlikçe onaylandıktan sonra kabul edilmesi 06.05.1919 gün ve ( 5 ) sayılı yazı ile dilenmesine karşın daha bir karar verilememiştir. Bu kararın verilmesiyle birlikte avans olarak bir miktar ödeneğin verilmesi doğaldır. 3. En az iki binek otomobili gerektir. Bu da sağlanamamıştır. 4. Kendime ilişkin ödenekle Karargâhın savaş dönemi karargâhı olarak kabulü konusundaki 12.05.1919 gün ve ( 12 ) sayılı yazım da daha yeni işlem görüyor. Yukarıda bulunan maddeler sonuçlandırıldıktan ve dolayısı ile buyruğumdaki üstsubay ve subayların hazırlıklarını yapmak ve ailelerinin gereksinimlerini sağlamak gibi durumların gerektirdiği ödeneği gerçek olarak verme olanağa kesinleştikten sonra hareket olunacağı bellidir. Bu işler için bir haftadan beri Karargâhımın üstsubay ve subayları kendileri uğraştıklarından bir an önce bu işin sona erdirilmesini önemli dilerim ”
Dokuzuncu Ordu Birlikler Müfettişi, Fahri Yaveri Hazreti Şehriyari, Tuğgeneral Mustafa Kemal
Yorum gerektirmeyecek kadar açıktır durum. Müfettişlik işini kopara kopara almış, tedbirlerini de almış ve yola koyulmuştur Mustafa Kemal. Zaten anımsanacağı üzere daha yola çıkışının otuzuncu günü İstanbul’ a geri çağrılmıştır. Niye çağrıldığını merak eden var mı bilmem!.. |
:
Bahattin
ASLAN,
19.07 2005, 11:20