|
Sıcak denizlerin yirmi iki metre derinliklerinde bir
istiridye vardır. Gösterişsiz ve iki kanat kabuktan ibaret ..
Denizin dibinde durağan, bir taşa yapışır ve orada
beslenir. Hayvanlar alemindeki ismi (
MELE AGRINA MARGARITI FERA ) dır..
Deniz dibindeki iki kanat içine bir hava kabarcığının düşmesinden sonra -
bunun nasıl olduğu konusu tartışma konusu olabilir - burada adeta
tutsak edilen bu hayvancık, derhal çalışmaya başlar. Bu hava kabarcığının
etrafına bir özsu çıkarır ve inciyi oluşturur. Özsu kabarcığı kaplayamazsa, bu
kabarcık havanın değdiği özsularla dağılarak şekilsiz küçük küçük inciler
oluşur. İyi kaplarsa, iri ve yuvarlak tek inci olur.
İstiridye yaptığı işin değerini suyun dışındakiler kadar bilmez. Buna
insanlar değer verir. İstiridye yalnızca insanların aşırı tutkusu ve sahip olma arzusu sonucu, hayatını
verir !.. Hatta, iki kanat kabuğunu bile deniz kenarına atılır..
İnciye ilgi duyan, onu beğenen ve delicesine arzulayan insanlar için az bulunması ve pahalılığı, sahip olma
isteğinin nedenidir.
Unutmayalım ki; istiridye deniz dibinde dayanç ve yetinmeyle, aşırı
tutkudan uzak dayanma gücüyle inciyi oluşturur.
Acaba bizler yüreklerimizde varolan sevgi damlacığını sevgimizi vererek,
göstererek, paylaşarak birer inci oluşturamaz mıyız?
İstiridyenin yaptığı inciyi boynumuzda taşımak yerine, kendi yüreğimizdeki
incinin en değerlisi olduğuna inanarak!... |