www.sizedebiyat.com SiZedebiyat Edebiyat Enstitüsü

DENEME sokağı

Telif hakkı sahibi: Yeşim ESEMEN

Yüreğİn kepçesİ bİr dİL... Müzİk dİlİ..

Sesleri oluşturan notaların birer sözcük olduğunu düşünürsek eğer, uygun sözcüklerle kurulu cümlelerden oluşmuş paragraflar şeklinde ifade edilen bir anlatının müzik dilindeki karşılığı da, beste olsa gerek..

Müziğin belki 2’ lik 4’ lük 8’ lik, belki 16 ya da 32’ lik vuruşlarından oluşan sözcük öbekleri ile gruplanmış her bir beste sanki; paragraflarla, cümlelerle ifade edilen farklı bir anlatı.

Ve son cümlenin sonundaki nokta da, o anlatının sonu.. müziğin kapanışı…

Bu yönüyle her bir beste, bir hikâye gibi…

Hayır, hayır sadece hikâye de değil!

Kimi şiir, kimi masal, kimi öykü, kimi roman tadında anlatılar demek daha doğru sanki..

Çünkü o bestede yer alan sözcük öbeklerinin gruplanışı, o anlatının yapısının önemli bir bölümünü oluşturmakta bana kalırsa.

Aslında, formu şekli yapısı nasıl olursa olsun, hepsinin buluştuğu ortak payda; aynı adresten yola çıkıp, aynı yere ulaşmaları…

Yürekten çıkıp, yüreğe varmaları…

 

Samba, salsa, vals, tango, sirtaki, adı ne olursa olsun, formu şekli yapısı nasıl olursa olsun, bütün bu ritimler, bütün bu anlatılar; müzik dilinde ifade bulmuş duygular değil mi?

Yüreğin derinliklerine tutunmuş nice duygu, müziğe dökülmeye görsün…

Artık hangileri dolduysa kepçenin içine, taşınıveriyor dışarıya ve başlıyor bu dili konuşmaya...

Aksanı, şivesi, armonisi, ritmi ne olursa olsun; yüreklerden fırlayıp taşıp dökülen, akıp sızıp damlayıp bir şekilde dışarı çıkmak isteyen tutkuyu, coşkuyu, hüznü, aşkı, özlemi, hasreti; kepçe kepçe başka yüreklere taşıyan bir dil, Müzik…

Öyle bir lisan ki bu, başka bir dile tercüme etmek gerekmiyor.

Başka bir dile şiir, öykü, roman tercüme etmenin sıkıntılarını kim bilmez?

Ya da bir tiyatro oyunu, bir film örneğin; ana diliyle perde açtığında, gösterime girdiğinde, kendi ülkesinde yakaladığı anlaşılabilirliği, başka ülkelerde aynen yakalayabilir mi?

İşte müzik dilinin sırrı da bu sanırım: evrenselliği.

Dünya vatandaşlarının, insanlığın ortak dili…

 

Hani bazen, asla gerçekleşmeyecek düşlerimiz, tatmin edilemeyecek arzularımız, dillendiremediğimiz beklentilerimiz vardır yaşamdan.

Çözümlenmesi pek de kolay gözükmeyen sorunlarımızla, biraz seyyah, biraz mahpus, biraz sürgün hissederiz…

Müzikle sanki, içimizde örülü yüksek duvarların çitlerini aşıveriyoruz…

Endişeyi, heyecanı, hazzı, uyumu, pişmanlığı, tatmini duyumsuyoruz.

Belki besteci/yorumcu o anda isyan ediyor, belki kaybettiği aşkına sesleniyor, belki vatan hasreti çekiyor..

Konuşmadan anlaşıyoruz, paylaşıyoruz..

Belki sevincin, neşenin ucundan tutup getiriveriyor birkaç nota, birkaç vuruş..

İçimizden gülümsüyoruz..

Sözcük öbeklerinin peşinden gelen her virgülde, duruyoruz, bekliyoruz…

Nefes alıyoruz…

Son notanın, son vuruşun, son noktanın ardından, sessizliği dinliyoruz..

Nefes veriyoruz…

Belki biraz da bu yüzden insanoğlunun ortak dili; Müzik…

Edebiyat Atölyesi Pazartesi Çalışmaları " ndan: 8. hafta, 15.11.2004 -2 1.11.2004 haftanın konusu: 3 melodi, 3 yorumun hatırlattıkları üzerine...

        : Yeşim ESEMEN, .20.11.2004,  18:oo                                                                                                            diğer bir deneme için

                               

Bir Onceki Yapıt Teknik Aksaklık Bildiriniz Edebiyat Atölyesi Girisi Türkce veya Diğer Bir Dil Yanılgısını Bildiriniz Sözlük Telif Hakları Kanunu İmla Kılavuzu  Bu yazarımız/Bu yapıt hakkında ODA AKDENİZ ODA EGE ODA MARMARA Bir Sonraki Yapıt