DENEME sokağı
Telif hakkı sahibi: Arzu ERGÜN
ARAYIŞ
|
Portakal ağacı beni portakal ağacı gölgesine davet ediyor. Kararsızlıkla çırpınan ayaklarım bir ileri, iki geri gidip geliyor. Besbelli onlar da tek meyveli ağacı istemiyor. Belki beni güneşin korundan koruyacak, bana meyvesini sunacak, sırtıma dayanağım olacak. Hep aynı koruma, aynı tat, aynı dayanak. Oysa benim gönlüm bin bir meyve yüklü bir ağaç gölgesi ister. Her bir dalında bin bir lütuf. Tıpkı ayrı gönüllerdeki binlerce sevgi gibi. Maksadım onları tatmak değil; tattırmak, gönüllerdeki kiri paklamak. Çok iyi bilinir ki her meyvenin ayrı bir şifası vardır. Her canın bir nefesi olduğu gibi. Bu biraz da sevgilinin nazına benzer. Sevgili isterse bulur cananını, meyve dilerse verir şifasını. Zaten önemli olan, uzak olana ulaşmak değil midir? Uzak olan da zor olansa? Zor olanı başarmak kolaylık değil midir? Kolaylık da rahatlıksa? Böyle bir durumda neden rahatlığı elimizin tersiyle iter, uzağı uzakta bırakır, kolaylığı zorlaştırırız ve neden gönüller paklanarak rahatlamaz? İnsanoğlu korku verenden korkar. Yaklaşmak ürkütür onları. Sitemkâr bir hâle düşürür ruhu. Gönüllerdeki güllerin solmasına göz yumarlar. Oysa korku veren güllerin soluşudur. Zorunlu olan kaçışlar başlar ardından. Kurulan dostlukların sudan sebepler yüzünden yıkılan bir harabeye yerine bırakması… Dahası da var tabii. Harabeyi yerinden kaldırmak, yerini temizlemek, ona hakaret edercesine yokmuş gibi davranmak… Hâlbuki harabe önce sağlam değildi. Şimdi hem sessiz hem de sevgisiz. Yerinde yaramaz çocuklar saklambaç oynuyor. Bir ihtiyar harabenin önceki hâlini anımsıyor. Umut ve sevgi dolu bir genç ise bir mum dikiyor oraya ve kibritiyle sevgi adına yakıyor içinden geçirip dileğini: “ Bu, son harabe olsun! Sonraki yapılar daha sağlam, daha dayanıklı olsun. Haydi! Ellerimizle, tırnaklarımızla kazıyarak temelini atalım. Başımızda taşıyarak tuğlalarını, gönülden bağlanarak güle ve gülü soldurmamak şartıyla şüphesiz ” diyor. Sevgi… Canların arzuladığı, bizlerin harabeye dönüştürdüğü. Olmadık anlarda ellerin tersiyle itildiği, bir aralık görünce içeri girmek isteyen sevgi… Bazen sel olur gözlerde, bazen gönüllerde yel. Gözlerde konuşur kimi zaman, kimi zaman küser kalplerde… |
:
Arzu ERGÜN,
Vilâyet Çay Bahçesi,
Malatya, 2002 Yaz Arifesi