www.sizedebiyat.com SiZedebiyat Edebiyat Enstitüsü

DENEME sokağı

Telif hakkı sahibi: KİBELE

ELMAS

Nüans için nicedir yazmayı diliyordum.

Bilseniz bazı ülkelerde, insanlar savaş alışkanlıklarını nasıl da şiddetle sürdürüyorlar... nasıl da her bir şeyle savaş halindeler...

Bütün her şey de buradan kaynaklanıyor zaten. Bir insan, bir kişilik yapısı, bir toplum, bir toplumsal kişilik yapısı oluşturuyor. Nasıl hayret edilesi bir kavramdır bu toplum psikolojisi... Bir özdeyiş var." Ne zaman insanlar benimle aynı fikirde olsa hatalı olduğumu düşünürüm." ( Oscar  WILDE )

Yazık ki sokakta insanlar kalkanlarıyla dolaşıyorlar. Konuşmaktan önce kavga etmeye hazır herkes. Gergin olmasına gerek yok, herhangi bir durum oluştuğu zaman saldırı hali gözlemliyorum. Düşünce ve duygularımı tam olarak ifade ettiğim zaman, hele de söze karşımdakine dair olumlu bir unsurla başlarsam, gözlemlediğim şey her defasında önce bir şaşkınlık oluyor. Sonra o da bana anlatıyor. Ve tatlıya bağlanıyor. Hemen her  durumda yaklaşımım böyle  oluyor. İlkel tepkiler vereceğimi hissettiğim zamanlarda kendimi bileyliyorum. Çabalıyorum. İnsanlar bunu yapsa. Toplum alışsa buna. Çevremde az sayıda böyle davranan insan  var...  

Kendi ile barışık, hoş bakışlı, sevgi gözlü insanlar. Biri Sn. Seçkin Kemal Erdem' dir. Nüans ise onun hayata bakışının bir yansıması gibi geliyor bana. Yazın alanında da sahip olduğu olumlu ve barışçıl yaklaşım göze çarpıyor. Oysa genel düşünce diğer türlüsüdür. İnsanlar edebiyatı o kadar sever ve değerli görür ki kimselere dokundurtmaz. Kaşıkçı elması gibi bir şeydir edebiyat. Bunu   " Dur hemşerim! Yassah! " yaklaşımından farklı göremiyorum. " Medya " denen sayısız kollu yaratığın insanlara sunduğu ikramda edebiyat ne kadar yer alır? Kimi yazar diye sunar, en çok okunanlar menusunu neden serer önümüze? Kaşıkçı elmasına bu ay kimlerin dokunmasına izin verilmiştir? Bu izni kim vermiştir? Bunu bilememek bir edebiyatsever olarak beni yeteri kadar üzmekte. Peki neden yıllardır ağız tadıyla okuduğum kitabın sayısı bu kadar az? 

Dokunmaya dokunmaya kimseler bakmaz olacak o elmasa. Benim olmayan güzelin adı yok... Çabalamayacak, çünkü " yassah hemşerim! "

Ve Seçkin Kemal Erdem “ Buyurun yakından bakın ” dediği zaman, dokundurtmamayı " ilke, kalite ve özel oluş "  a karıştıranlar elbette bu özel oluşu yitirmeyi kabul etmeyecekler.

Oysa doğal seleksiyon zaten neyin ne olduğunu en güzel anlatandır bize. Zaman, elmasını korumasını bilmedi mi şimdiye kadar? Bugün devler kimsenin dokundurtmaması ile devleşmiş değillerdir. 

Aksine onlara herkes dokunmuş, koklamış, tatmış, hazmetmiştir...Elmas bugüne kadar dokunuldukça parlamış kısacası. 

Bunu herkesin fark edebilmesi dileğimdir. 

Her düşüncenin karşı düşüncesi vardır. Her yazının tartışılması gereken yönleri vardır. 
İyi ki de vardır.

Pırıl pırıl bir dünya istiyorum!

Sevgi ve saygılarımla

: Kibele,  24.10.2004, 02:oo,                            ilgili link:   NÜANS,  S. K. ERDEM                                     diğer bir deneme için

                               

Bir Onceki Yapıt Teknik Aksaklık Bildiriniz Edebiyat Atölyesi Girisi Türkce veya Diğer Bir Dil Yanılgısını Bildiriniz Sözlük Telif Hakları Kanunu İmla Kılavuzu  Bu yazarımız/Bu yapıt hakkında  Radyolu Dakikalar ODA AKDENİZ ODA EGE ODA MARMARA Bir Sonraki Yapıt