|
Nüans
için nicedir
yazmayı diliyordum.
Bilseniz bazı ülkelerde, insanlar savaş alışkanlıklarını nasıl da şiddetle
sürdürüyorlar... nasıl da her bir şeyle savaş halindeler...
Bütün her şey de buradan kaynaklanıyor zaten. Bir insan, bir kişilik yapısı,
bir toplum, bir toplumsal kişilik yapısı oluşturuyor. Nasıl hayret edilesi
bir kavramdır bu toplum psikolojisi... Bir özdeyiş var." Ne zaman insanlar
benimle aynı fikirde olsa hatalı olduğumu düşünürüm." ( Oscar WILDE )
Yazık ki sokakta insanlar kalkanlarıyla dolaşıyorlar. Konuşmaktan önce kavga
etmeye hazır herkes. Gergin olmasına gerek yok, herhangi bir durum oluştuğu
zaman saldırı hali gözlemliyorum. Düşünce ve duygularımı tam olarak ifade
ettiğim zaman, hele de söze karşımdakine dair olumlu bir unsurla başlarsam,
gözlemlediğim şey her defasında önce bir şaşkınlık oluyor. Sonra o da bana
anlatıyor. Ve tatlıya bağlanıyor. Hemen her durumda yaklaşımım böyle
oluyor. İlkel tepkiler vereceğimi hissettiğim zamanlarda kendimi
bileyliyorum. Çabalıyorum. İnsanlar bunu yapsa. Toplum alışsa buna. Çevremde
az sayıda böyle davranan insan var...
Kendi ile barışık, hoş bakışlı, sevgi gözlü insanlar. Biri Sn. Seçkin Kemal
Erdem' dir. Nüans ise onun hayata bakışının bir yansıması gibi geliyor bana.
Yazın alanında da sahip olduğu olumlu ve barışçıl yaklaşım göze çarpıyor.
Oysa genel düşünce diğer türlüsüdür. İnsanlar edebiyatı o kadar sever ve
değerli görür ki kimselere dokundurtmaz. Kaşıkçı elması gibi bir şeydir
edebiyat. Bunu " Dur hemşerim! Yassah! " yaklaşımından farklı
göremiyorum. " Medya " denen sayısız kollu yaratığın insanlara
sunduğu ikramda edebiyat ne kadar yer alır? Kimi yazar diye sunar, en çok
okunanlar menusunu neden serer önümüze? Kaşıkçı elmasına bu ay kimlerin
dokunmasına izin verilmiştir? Bu izni kim vermiştir? Bunu bilememek bir
edebiyatsever olarak beni yeteri kadar üzmekte. Peki neden yıllardır ağız
tadıyla okuduğum kitabın sayısı bu kadar az?
Dokunmaya dokunmaya kimseler bakmaz olacak o elmasa. Benim olmayan güzelin
adı yok... Çabalamayacak, çünkü " yassah hemşerim! "
Ve Seçkin Kemal Erdem “ Buyurun yakından bakın ” dediği zaman,
dokundurtmamayı " ilke, kalite ve özel oluş " a karıştıranlar elbette
bu özel oluşu yitirmeyi kabul etmeyecekler.
Oysa doğal seleksiyon zaten neyin ne olduğunu en güzel anlatandır
bize. Zaman, elmasını korumasını bilmedi mi şimdiye kadar? Bugün devler
kimsenin dokundurtmaması ile devleşmiş değillerdir.
Aksine onlara herkes dokunmuş, koklamış, tatmış, hazmetmiştir...Elmas bugüne
kadar dokunuldukça parlamış kısacası.
Bunu herkesin fark edebilmesi dileğimdir.
Her düşüncenin karşı düşüncesi vardır. Her yazının tartışılması gereken
yönleri vardır.
İyi ki de vardır.
Pırıl pırıl bir dünya istiyorum!
Sevgi ve saygılarımla |