www.sizedebiyat.com SiZedebiyat Edebiyat Enstitüsü

 ANI çekmeces

Telif hakkı sahibi: Fatma ÖZDİREK

BerlIn’ den Neuss’ e Bİrlİkte Gİdİş

1986 yılında iki ay için Almanya’ da bulunduğum sırada ekonomik olarak gezmeyi düşündüğümden birçok defa Mitfahrt Vermittlung ( Birlikte Gidelim )  Ofislerini – belki buna resmi otostop da denebilir -  kullandım. Bu yolculuklardan hem çok şey öğrendim hem de büyük bir keyif aldım. Burada birinden söz edeceğim... 

Almanya otomobil endüstrisinin beşiğinden biri olmasına rağmen, oralarda bizdeki gibi kara taşımacılığı yoğun değildir; öncelik demiryollarına verilir. Bu nedenle önce tren ücretini sorduğumda, geçmiş gün tam anımsamıyorum, ama üç aşağı beş yukarı 115-120 DM arası bir fiyat söylediler. Bu ücret bana çok yüksek geldi ve dönüş için de bir Mitfahrt ( mitfahr ) bürosuna müracaat ettim.

Burada Mitfahr’ ın ne olduğuna bir açıklama getireyim. Bu sözcük, genel anlamda biri ile birlikte araç ile yolculuk etmek anlamını içeriyor. Almanlar her ne kadar zengin ve yüksek mevki sahibi olurlarsa olsunlar, ekonomik davranmaya, gereksiz yere para saçmamaya özen gösteren insanlar topluluğudur. Şehirlerarası ulaşımda da otoyolların sağladığı kolaylık ve zaman tasarrufu yüzünden arabalarını kullanırlar, fakat bu arada benzinden tasarruf etmeyi de ihmal etmezler. Bu da şöyle olur, aynı yöne giden bir veya birkaç kişi aynı arabada yolculuk ederek, benzin parasını bölüşürler. Böylece benzinden tasarruf edilmiş, hem ekonomi yapılmış, hem de yolculuk yeni tanıyacağınız bir insanla yapılacak sohbetle renklendirilmiş olur. 

Benim de Berlin’ den Wuppertal’ e dönmem gerekiyordu. Wuppertal’ e değil ama yakınında bir yere Neuss’ e gidecek biri varmış, yakın sayılırdı, kabul ettim. Aşağı yukarı belirli olan benzin fiyatı üzerinden bana 28 DM düştüğünü söylediler ve üzerinde birlikte gideceğim kişinin adı ve telefonu yazılı olan bir pusula hazırlayıp elime tutuşturdular. Birlikte gideceğim kişiyi, yani Bay Cristian’ ı telefonla arayıp birlikte gitmek istediğimi söyledim. Yola çıkış saati olarak gece 02:oo’ yi düşündüğünü söyledi ve bana uygun olup olmadığını sordu, uygun dedim. Nerede buluşacağımızı konuştuk; Mc Donald’ s da buluşmak üzere anlaştık. 

Peki birbirimizi nasıl tanıyacaktık. Ben kısa boyluyum, şişmanım, gri eteğim, beyaz kazağım ve siyah bir sırt çantam var deyip kendimi tanımladım. O ise, ben de tam saat 02’ de beyaz bir Mercedes Benz ile geleceğim dedi. Mercedes’ i anladım da Benz’ i ne oluyor pek anlayamadım. Arabalardan ve markalardan hiç anlamam da. İçimden arkadaş herhâlde kamyon ile gelecek diye geçirdim, ama cahilliğimi anlamasın diye de soramadım. Gecenin bir saati nasılsa tek gelenin o olacağını varsayarak üzerinde de fazla durmadım. 

Jugendherberge’ den – ( yugendherberge ) Hadi onu da şöyle tanımlayalım, seyahati seven gençlerin, birbirini tanısınlar ya da tanımasınlar; en az iki, bazen on ve üzerinde kişi de olabilir, aynı odalarda bir arada konakladığı ucuz oteller. Bunlara İngilizce’ de Hostel deniyor - sabah bavulumu alıp ayrıldım ve Doğu Berlin’ e geçtim. Bütün gün Doğu Berlin’ i gezip akşam Batı Berlin’ e döndüm, biraz da oralarda dolaştım, yorgunluktan ölüyorum. Saat 24 civarı kendimi Mc Donalds' a attım. 

Yarım saat bir şeyler yiyip içtim, biraz kitap okudum, sıkıldım mektup yazmaya başladım. Halen sıkıntıdan patlıyorum. Beklemek ne berbat şey! Bu arada Almanya’ yı bilenler bilir gece hayat genellikle sakin geçer. Buraya da artık müşteri gelmez oldu, çalışanlar ciddi bir temizliğe başladılar. 

Temizlik işçisi çocuk yaşlarından yeni kurtulmuş bir zenci. Belli ki onun da canı sıkılıyor, temizliği dans ederek, önümde reveranslar yaparak oyuna çeviriyor. İşi bitince elinde bir çiçek ile yanıma gelip yazdıklarımı merak ettiğini söyledi. Birlikte oturduk, mektubumdan, elimdeki kitaptan, Doğu Berlin’ den, Berliner Esamble’ den, Brecht’ den, Nazım’ dan, onun Afrika’ sından konuşmaya başladık. Artık zaman su gibi akıyordu. Bu arada zenci arkadaş Türkçe’ ye de merak sardığından birkaç Türkçe cümleyi komik bir şekilde tekrarlayıp duruyor. Bizim Batı Afrikalı zenci ile kısacık zamanda can dost olduk. Öpüşerek vedalaştık.  

Aceleciliğimden, saat 01:50’ de artık benim yoldaş gelir deyip, kapıya yöneldim. Kapıda beklemeye başladım. Tam on dakika sonra on metre uzağımda külüstür, kirli beyaz bir Mercedes otomobil durdu. İçinden iki kişi indi. Birincisi bir bayan ve görülmeye değer güzellikte... Vallahi bizde onu görseler hemen artist yaparlar. Yeteneği olmasa bile nasıl olsa ona bakmaktan kimse ne yaptığına bakmaz; o kadar güzel ki! Onun yanındaki de ne! Yüzü kız, vücudu erkek, inanın hayatımda bu kadar güzel bir yüz görmedim. Lepiska gibi kulak hizasında küt kesilmiş kumrala yakın saçlar, mini minnacık bir burun ve ağız, pürüzsüz bir cilt ve ince bir erkek vücudu. herhâlde bunlar değildir benim yol arkadaşlarım diye düşünüyorum ama ikisinin güzelliklerinden de o kadar etkilendim ki onlara bakmadan edemiyorum.  Komik bir “ Fatma ” seslenişiyle yanıma geliyorlar. Kendimi nasıl tarif etti isem hemen tanıdılar. Kırk yıllık dost gibi selamlaşıyoruz. Bir tek sarmaş dolaş olmadığımız kalıyor!

Beni arabaya buyur ediyorlar, tanışma faslı başlıyor. Benim birlikte gideceğim kişi Cristian, bu yakışıklı genç imiş. Yanındaki dünya güzeli hatun da sevgilisi. Delikanlı coğrafya, sevgilisi tiyatro okuyormuş. Bu yıl okulu biteceklermiş, vs. vs... Ben de kendimi tanıtıyorum. 

Cristian,  “ Sevgilimi eve bırakalım, ondan sonra biz yola devam edelim ” diyor, “Peki ” diyorum. Şimdi adını da unuttuğum bu güzel kızın evi, git git bitmez bir yolda. Sonunda eve varıyoruz. Beyoğlu’ ndaki apartmanlara benzer, eski güzelliğini yitirmiş ama mihrap yerinde duruyor cinsinden, geniş ve yüksek bir bina. Binanın girişteki bir dairesinde oturuyor hatun. Beni eve de buyur ediyorlar. Devasa kapıdan içeri giriyoruz. Binanın holleri Amorcord filminin afişleri ile süslü. Hatunun dairesine yöneliyoruz. Kocaman bir odadan oluşuyor ve giriş kapısına iç çamaşırlarını asmış. Söylemesi ayıptır, her şey meydanda. Ortada kocaman bir yatak. Nerede ise beş kişilik! Oturmam için beni yatağın üstüne buyur ediyorlar. Civarda koltuk sandalye gibi şeyler namevcut! Çaresiz, edeplice, hanım hanımcık ama ürkek bir kuş gibi yatağa ilişiyorum. Çevremi izledikçe beni bir panik alıyor. Acaba buranın Yüksek Kaldırım' ına mı düştüm diye! Bu arada da beni niye eve aldılar, arabada beklerdim, acaba niyetleri kötü mü diye içim içimi yiyor. Ne de olsa ben bir köylüyüm ve de böyle görüntülere alışık değilim. 

Uzun etmeyelim neyse ki çocukların hiçbir kötü niyeti yokmuş, sadece benim görüş açımı genişletiyorlarmış! Yani onlar gayet normal davranıyorlar, ben orman köylüsü olduğum için panikliyormuşum. İki sevgili öpüşüp koklaşıp vedalaşıyorlar. Sonunda Cristian ile yollara düşüyoruz.  

Sürücümle yol boyu tiyatro, şiir, siyaset, coğrafya gibi konular hakkında konuşuyoruz. Doğu Almanya’ dan Batı Almanya’ ya geçmiştik ki takır tukur güç belâ ilerleyen arabamız sonunda gitmez oluyor. Çalışıyor ama gitmiyor. Arabayı itmek gerekli. Ben iteyim diyorum, Cristian kabul etmiyor. Sen para verdin olmaz ben çalıştıracağım diyor. Bir ayağı yerde, bir ayağı arabada uğraşıp duruyor...  

Araba çalışıp yeniden yola koyulunca yaptığımız konuşmadan bu arabanın dayısına ait olduğunu ve araba ömrünü doldurduğundan, Alman kanunlarına göre de bu emektarın bir çöplüğe atılarak ölüme terk edilmesi gerektiğini, bizim Cristian’ ın da bununla görevlendirilmiş olduğunu öğreniyorum. Çocukcağız bu emektardan son bir hizmet alıp, benden de harçlığını çıkartmak amacındaymış. 

Neyse sonunda Neuss’ a varıyoruz. Ben ücretimi ödüyorum, Cristian ile helalleşip kendi yollarımıza gidiyoruz. 

Yol ve yolculuklarınız aydınlık olsun ve anılarınız sizi daima gülümsetsin!

" Edebiyat Atölyesi Pazartesi Çalışmaları " ndan: 18. hafta, 24.01.2005 - 30.01.2005 haftanın konusu: " BİR ANINIZ "  

: Fatma ÖZDİREK,  İstanbul, 24.01.2004, 21:00                                                                                                         Diğer bir ANI için

                            

Bir Önceki Yapıt Teknik Aksaklık Bildiriniz Edebiyat Atölyesi Girisi Türkce veya Diğer Bir Dil Yanılgısını Bildiriniz Sözlük Telif Hakları Kanunu İmla Kılavuzu  Bu yazarımız/Bu yapıt hakkında ODA AKDENİZ ODA EGE ODA MARMARA Enstitü Girisi Bir Sonraki Yapıt