www.sizedebiyat.com SiZedebiyat Edebiyat Enstitüsü

 ANI çekmeces

Telif hakkı sahibi: Alp ARPAD

İKİ UÇ ARASINDA

29.Nisan.1985 Pazar günü sabahı külâhımı önüme koydum. Doldurdum boşalttım, olmadı! İşlerimin ve aklımdakilerin yürümesi için İstanbul' a gitmeye karar verdim.

Alışıldık otobüs firmasını aradığımda ilk otobüsün saat 10.oo da olduğunu ama hiç yer olmadığını, ikinci otobüsün ise - tam hatırlayamamakla birlikte - 11.oo veya 11.30 da olduğunu ve en arkada bir tek boş yer olduğunu söylediler. Genelde en arkayı seçmişizdir hep, biz gençler! Ama artık yaş ve sorumluluk ilerliyor olacak ki buzluktan da daha geride oturmak zor geliyordu. Bir sonrakini sordum ve 13.oo de olduğunu öğrendim. Orta kapının yanında, her zamanki koridor koltuğumu kapmıştım. Otobüs bir gemi edasıyla her zaman olduğu gibi 13.oo de, tam saniyesinde rıhtımından tornistanla hareket etmişti. Hava kapalı ve yağışlı, yol sisliydi.

Aslında çok acelem vardı. Bazı arkadaşlarımı Pazar günü evlerinde yakalayabilmek için ne kadar erken gidersem o kadar iyi olacaktı. Dolu denilen otobüslerde olması gerektiğinden, kontenjan olduğunu iyi biliyordum. Çünkü  Kadıköy' deki öğrenim hayatım boyunca ortaokuldan itibaren, otobüs firmasının sahiplerini, çalışanlarını iyi tanırdım. Koridor şeklindeki pasajın önünde onlar, arkasında bizim okul. Maskotları gibiydim. Daha sonra, Ankara' ya yerleştiğimde kardeşlerden Ankara' daki ile birlikte her ay bir çay toplantımız vardı. Bu toplantılarda " İnsanlık " en ağırlıklı konuydu her zaman. Ana dersimiz ise " Hayattan süzülüp arta kalan dem tadı, koyuluğu " idi. Allah rahmet eylesin; çok seçkin bir insandı. Aradan geçen yıllar, gençlik anıları, yaptıkları, çay toplantıları, anlattıkları, paylaştıkları, her zaman ve her işimde bana sonuna kadar kefil oluşu, bende kendisine karşı çok daha fazla saygı uyandırdı. Anlatmak için söylüyorum; derler ya hani, " Eli öpülecek adamdı " diye, öyleydi...

Çoğu tanırdı ama o pazar beni tanımayan personele de kendimi  tanıtarak 11.oo otobüsüne yer bulmam belki de mümkündü. Yalnızca, her nedense arkada gitmek istemiyordum!

Puslu havada ilerliyorduk. Allahtan Bolu' ya yaklaştıkça ağaçlar arttı. Çamlar, sisin verdiği ıslaklıkla parlayan ağaçlar, yol ve dipdiri havadan otobüse sızan tazelik kokusu; insan daha ne ister ki? Efendim? Hayır, hayır, yalnızdım o yolculukta! Kafeinimsi manzaraya katlanmaya çalışarak yavaş yavaş ilerliyorduk.

Biraz önce bir şarkı dilime takılıp duruyordu;  " ( ... ) Sen yarattın beni / Öğrettin sevmeyi / İşte bu aşk beni sana mahkum etti      ( ...)     Yüreğimde bir sevinç / Var / Gönlümde bir heyecan / Beni dinliyor musun ( ... ) " . Niye takılıyordu ki? Aylin URGAL söylüyordu bu şarkıyı. Adı skandallara karışmamış, sarışın, kendi halinde güzel, anlaşılır saflıktaki yuvarlamadığı Türkçesi, hafif nezleli ve daima yorgun, çileli, hüzünlü sesiyle hissederek şarkı söylerdi. İçinde bulunduğum ruh hali mi bu şarkıyı hatırıma getiriyordu? " Sen yarattın beni... ". Arabeske hiçbir zaman yüz vermemişti. Tanınmadan önce sahnede dans müziği yapıyordu. O da eşinin orkestrasında. Çok ünlü sayılmazdı. Hani sınıfın iyi bilinen, yoklamalarda var olmasını istediğiniz, orta güzellikteki, huyundan dolayı asılınılmaması gereken kızı gibiydi. !979 da ikiz çocuklarını dünyaya getirmesi bile bunun deliliydi. Etlisi sütlüsü yoktu. Ta ki 1981 de, intiharı denemesine kadar! Üzüldük tabii ama çok şükür başaramamıştı! Yoklamada var olması gerektiği kadar kendi halinde, iyi birisiydi. " Paran Pulun Senin Olsun " isimli şarkısında şöyle diyordu: " Zenginliğin senin olsun / Yatlar, köşkler, lüks oteller / Yok gözümde / Malın, mülkün senin olsun / Paran, pulun, dünyalığın / Yok gözümde / Vicdanınla baş başa kal / Hepsi bomboş, hepsi yalan / Çok pişmansan / Sahte dostlar arasından / Sevmediğim yaşantıdan / Dön bekliyorum / Gel dostum benimle / Kurulsun dünya yeniden / Hiç şüphen olmasın / Benim sevgimden ". İşte bu tam bana göre bir şarkıydı. Müziği oldukça modern olmasına karşın, " Kızılcıklar Oldu Mu " şarkısını hatırlatır bir havası vardı. " Vicdanınla " derken " Kızılcıklara "  ihanet eder, onu terk eder ve başka bir tarza bürünürdü. Uzun soluklu bir şarkıydı. Biraz neşelenmiştim...

" (... ) Ayrılık çok acıdır / Katlanmayı bilmeli ( ... ) / Sakın ağlama ardından ardından / Üzme boş yere kendini / Bin defa pişman olsan da olsan da / Gidenler dönmüyor geri ( ... ) " . Şimdi de bu şarkı takıldı!  " Sakın ağlama ardından... " Yine ruh halimi düşünmeye başladım. Demin iyiydim ama?

Bu sırada Bolu dağının zirvesine geldik. Birden sis yoğunlaştı. Hani otobüsün önü burunlu olsa, görülemeyecek kadar yoğun bir sis vardı. Yol daraldı, otobüs yavaşladı, mavi - kırmızı ve sarı dönen ışıkların arasından geçerken uçurumdaki otobüsün üstünde bizim otobüsün renklerini hayal meyal gördüm.

Mola yerine geldiğimizde az önceki kazanın aynı firmanın Ankara' dan bizden bir önce hareket eden 11.oo otobüsüyle ilgili olduğunu anladık. Hatırlayabildiğime göre ölü sayısı fazlaydı...

Dünya edebiyatının aykırı yazarı Stephen CRANE' nin daha sonra filme de çekilmiş olan, gereksiz çarpışmalardan başımızı alamadığımız günümüzde savaş karşıtı herkesin okuması gereken savaş karşıtı romanı, Türkçe' deki çevirisiyle KANLI MADALYA' da ( The Red Badge of Courage ), bir korkağın Amerikan iç savaşında rastlantılar sonucu nasıl kahraman olduğu anlatılır. Beni en etkileyen sahnesidir; kahramanımızın yanındaki asker arkadaşı vurulur. Kahramanımız korkuya kapılır. Arkadan saliselerle çok kısa olarak mutlu bir şekilde gülümser. Daha sonra bu gülümsemesinin suçluluğunu taşımaktan yorulduğunda kendisine itiraf ettiği üzere nedeni, ölenin kendisi olmamasıdır. Kaza yerinden mola yerine kadar hiçbir şey düşünemedim. Mola yerinde haberin ayrıntılarını aldığımda iki uç arasında gidip geldim.

Ölenlere çok üzülmekle, beni ayrıcalık kullanmaktan son anda koruyan huyuma sevinmek arasında günlerce gidip geldim...

Şoförümüz yola devam edecek edecek kudretini kaybetmişti. Diğer otobüsün rahmetli şoförü çok yakın arkadaşıydı. Ağlayan adam mola yerinde yığıldı, kaldı. Biz, fazlasıyla etkilenen yolcuları derhal bir başka şoförle yola devam ettirdiler. İstanbul, hayat, işler güçler her şey boştu bir süre için. Bunu anlamak için üzüntüyle sevinci bir arada yaşıyor olmanız gerekli. Bu karmaşada yalnız olmadığımı, koltukları dolduran bakışlardan anlıyordum.

Her Bolu dağını geçişte, Bakacak uçurumu hizasına geldiğimde o gün o otobüste kaybettiklerimize ve Aylin URGAL' a rahmet okurum. Bugün de Bolu dağında değil ama Bakacak' taydım. Zaman ne çabuk geçiyor değil mi? Allah sağlıklı uzun ömür versin, Tevfik ve Uğur yirmi beş yaşında olmalı! Ölümünüzün 19. yılında Tanrım' dan rahmet diliyorum size Aylin Rezzan SOYURGAL. Nur içinde yatın...

 

Aylin URGAL bir süredir Ankara' da Goldfinger adındaki gece kulübünde sahne alıyordu. 28.Nisan.1985 Cumartesi gecesi sahnede söylediği ve tesadüfen kayda alınan bir şarkı vardı; " Ömrümün son durağında / Seni buldum yanımda / Aşkımın son baharında / Son yapraksın dalımda " .  Evet! Bir gece önce son söylediği şarkının ismi " Tanrı Misafiri " idi...

 

Aylin URGAL, o pazar günü 11.oo otobüsündeydi...

: Alp ARPAD, Ankara, 29.04.2004 14: 4o                                                                                                  Diğer bir ANI için

                            

Bir Önceki Yapıt Teknik Aksaklık Bildiriniz Edebiyat Atölyesi Girisi Türkce veya Diğer Bir Dil Yanılgısını Bildiriniz Sözlük Telif Hakları Kanunu İmla Kılavuzu  Bu yazarımız/Bu yapıt hakkında ODA AKDENİZ ODA EGE ODA MARMARA Enstitü Girisi Bir Sonraki Yapıt