ANEKDOT ÇAĞLAYANI
|
YAŞŞA BE! MÜNİR NURETTİN MİSİN BE MÜBAREK! Münir Nurettin SELÇUK, bir yaz akşamı bir dost evinde geç vakitlere kadar arkadaşlarıyla müzik yapar. Gece saat on ikiyi aşar ama onlar müziğe doymazlar. Arabalara atlarlar, Boğaza, Kalender ile Yeniköy arasında bir yere deniz kenarına park ederler. Arabadan minderleri alırlar, yere serer ve müziğe devam ederler. Münir beye eşlik eden iki güzel sesli hanım da vardır. Hanımlar aralarda Münir beye gazel için ısrar ederler. O da kırmaz. Güzel bir gazel okur. Ortaya nefis, doyumsuz bir armoni çıkar. Gece pürüzsüz, mehtap ışıl ışıl parlamaktadır. Şarkı bittiğinde karşı kıyıya yakın denizde avlanmakta olan balıkçıların sükûnetle müziği dinledikleri o zaman ortaya çıkar; - “ Yaşa be! Yaşa! Münir Nurettin misin be mübarek! diye seslenirler. Üstadın arkadaşları da neşeyle balıkçılara cevap yetiştirir; - “ Ta kendisi, ta kendisi! ” Mest olmuş balıkçıdan karşılık gecikmez; - “ O zaman söyle, ‘ Karanfil ’ i de okusun! " Gönderen: YunusBir NE ÖNEMİ VAR Dİ Mİ? Özdemir ERDOĞAN bir anısını anlatır; - " O zaman için yeni yeni yıldızı parlayan, kalabalık olmayan Tuzla mahallesinde bahçe içinde tek katlı evimizi yeni bitirmişiz. Bin bir derdin, zar zor yapılan ödemelerin, kocaman ama tatlı bir yorgunluğun arkasından gelen ilk günlerdeyiz. Bize evin yapımında yardımcı olan bir dostumuzu da çağırmış eşlerimizde birlikte balkonda demlenmekteyiz. Denizi seyretmekteyiz. Güzel bir mehtap altındaki sessiz gecede, birden kapının önünden geçmekte olan gençlerin sesi gelir; bize bakarak mırıldanırlar; — Paranın ne önemi var... " O günlerde Özdemir ERDOĞAN' ın dillerden düşmeyen bir yapıtının adıdır ve ilk dörtlüğü, " Paranın ne önemi var, mühim olan insanlık... " tır. ( Nice sağlıklı mutlu yıllara Sn. ERDOĞAN, 16.06.2004 ) Gönderen: Alp ARPAD Hüseyin İLERİ Hüseyin İLERİ değerli ve sempatik, her yaştan herkesin çok sevdiği bir radyo saz sanatçımızdır. Çok şen bir kişiliği vardır ve hep esprilidir. Mustafa SANDAL' ın dedesidir. Bin dokuz yüz ellili yıllarda Demokrat parti iktidardadır. Radyoda açılan spikerlik sınavına, İLERİ de katılır.Çıkışta arkadaşları ve sevenleri merakla sorarlar; - " Ağabey, ne oldu, geçtin mi? " - " Ka, ka, kal, kal, kaldıı, kaldıkkk! " - " Niye ağabey? " - “Ni, ni, niye, si, si var, var mı oğlum? Ha, Ha, Halll, Halll, Halk Partiliyiz ya, bı, bı, bırrak tılar! " Gönderen: YunusBir Erol GÜNAYDIN
Tiyatro
ustası Ulvi Uraz' ın cenazesi, caminin avlusu çiçeklerle, çelenklere dolu!
Erol Günaydın dayanamıyor, bağırıyor: Timur SELÇUK Yıllar sonra Timur Selçuk babasına sorar: — Babacığım, vaktiyle Paris Operası' nın gönderdiği tenor sözleşmesini geri çevirdiğinizi öğrendim. Böyle bir şeyi nasıl yaparsınız? Yanıtı Timur Selçuk' un kelimeleriyle aktarmaya çalışacağım: " Bana dönerek Mustafa Kemâl' in tanımladığı cumhuriyet devri ahlâkını yansıtan şu sözlerini söyledi; — O zaman Münir Nurettin Selçuk olmazdı! " Gönderen: Alp ARPAD İsmet İNÖNÜ İsmet İnönü ile olan unutamadığım bir anımı sizlerle paylaşmak istedim. 1950' li yıllarda ülkemizi ziyaret eden üst düzeyde yabancı devlet adamları, muhakkak surette, rahmetli İsmet İnönü' yü de ziyaret ederdi. Bu çerçevede, resmi bir ziyaret için Ankara'da bulunan dost bir ülke dışişleri bakanına mihmandarlık etmek ve netice itibariyle Pembe Köşk' te İnönü ile görüşmesini sağlamak görevi de, o sıralarda dışişlerine yeni intisap etmiş genç bir aday meslek memuru olarak, bana verilmişti. Randevuya yabancı bakan, ben ve o ülke büyükelçiliğinden bir tercüman ile birlikte gittik. Görüşme İngilizce cereyan ediyor ve tercümeleri de bakanın tercümanı yapıyordu. Konu siyasi içerikli önemli bir takım mesajların verilmesine geldiğinde, İnönü, tercümanı durdurdu ve; " Bu kısımları Dışişleri Bakanlığı'ndan gelen arkadaşımız tercüme etsin " diyerek, bana döndü ve konuşmasını bu şekilde sürdürdü. Böylelikle mesajlarının devletin resmi ağızlarından ve onun genel siyasetine aykırı düşmeyecek tarzda verilmesini, bir muhalefet lideri olmasına rağmen, özenle sağlamaya çalışmakta idi. İsmet İnönü' nün bu tavrı devletin ciddiyeti ve Türkiye' nin dış politikadaki genel menfaatleri bahis konusu olduğunda dışarıya yönelik mesajların aynı çerçevede ve içerikte verilmesi gereğini böylece hem bana hem de yabancı muhatabına anlatmış oluyordu. ( Sayın Nüzhet KANDEMİR' den ) Gönderen: Nazlı Çiçek |