www.sizedebiyat.com SiZedebiyat

ANEKDOT  ÇAĞLAYANI


Ben Bir Şey Yapmadım!

Bodrumda Devlet Tiyatroları Sanatçılarından bazıları bir oyun sergileyeceklerdir. Salon tıka basa doludur. Oyun başlamak üzeredir. Sanatçılar çok heyecanlıdır. Çünkü Sanat Güneşi, PAŞASI, Zeki MÜREN de oyunu seyredecekler arasındadır ama konumu itibariyle salona en son o girer. Girer girmez salonda büyük bir alkış kopar. Rahmetli Sanat Güneşi işaretleriyle salonu susturur. En öndeki yerine oturmadan önce seyirciye döner ve büyüklüğüne neden, çok iyi bilinen zekâsı ve nezaketiyle salonu uyarır;

- “ Alkışlarınızı bana harcamayınız, ben bir şey yapmadım! ”, dönerek sahneyi gösterir;

- “ Benimkileri de ekleyip onları alkışlayacaksınız!   Gönderen: Yıldıral AKINCI

Yıl 1951...

O gece, Türk musikisinin çok ünlü  sanatçısı Perihan Altındağ SÖZERİ, İstanbul Radyoevindeki canlı yayınına hastalığı nedeniyle gelemez. Herkes telâş içindedir. Geçenlerde  kişinin arasından birinci olan delikanlıyı hatırlarlar birden. Delikanlı ilk kez canlı yayında mikrofona çıkar ve şarkılarını söyler, programı bitirir.

O zamanlar telefon santralleri manyetoludur ve telefonlar bir santralci aracılığı ile bağlanmakta ve görüşülmektedir. Delikanlıyı telefona çağırırlar;

- " Zeki bey, ilk ben kutlamak istedim. ağzınıza sağlık. " der telefondaki görevli kadın ve devam eder; " Bakın şimdi sizle kim görüşecek? "

- " Program başladığından beri ağlıyorum. Bu ne muhteşem ses, bu ne muhteşem yorum! Evladım sen kimsin? "

Telefondaki Hamiyet YÜCESES tir. Gönderen: YunusBir

Yıl 1960 lar...

Küçük Çiftlik Parkı, denize arkanızı döndüğünüzde, Mithatpaşa ( İnönü ) stadyumunun hemen sağında kalırdı. Büyük bez çadırlar vardı. İpler vardı. Zeki MÜREN vardı...

Zeki MÜREN olunca, İstanbul' un neresi olduğu hiç mühim değildi aslında. Herkes telâş içinde seyretmeye giderdi. Olanağı olan veya olmayan. İki aile birleşip gittik. Ben ilkokul 1 deyim. Allah' ın ışıkları içinde yatsın, Zeki Beyi hâlen çok severim ama çocuğuz işte! Çadırın iplerine takılıp düştüm. Kaş yarıldı, aile telâşlandı. Sessizce çözüm bulmaya çalıştılar. Garsonlar tentürdiyotla yara bezi getirdiler. Koyduk. Sonunda Zeki bey şarkısını bitirdi. Alkışların dinmesini bekledi. Çadıra zarifçe teşekkür etti. Masamıza yaklaşarak:

- Küçük nasıl oldu? İyi mi şimdi? İyi misin çocuğum?

Şarkısını aksatmadan, biçemini bozmadan, koca bir çadıra belli etmeden her şeyi takip etmişti. Boşuna adı Zeki değildi! Çadır bir kez daha alkıştan inliyordu; bu kez herkes ayakta alkışlıyordu. Allah rahmet eylesin...   Gönderen: Alp ARPAD   

                                                                                 Diğer bir ANEKDOT için

Bir Onceki Yapıt Teknik Aksaklık Bildiriniz Edebiyat Atölyesi Girisi Türkce veya Diğer Bir Dil Yanılgısını Bildiriniz Sözlük Telif Hakları Kanunu İmla Kılavuzu  Radyolu Dakikalar ODA AKDENİZ ODA EGE ODA MARMARA Enstitü Girisi Bir Sonraki Yapıt