www.sizedebiyat.com SiZedebiyat

ANEKDOT  ÇAĞLAYANI

Gerçek Sevgi

Yıllar önce Stanford Hastanesi'nde gönüllü olarak çalıştığım zaman, çok ciddi ve az rastlanan bir hastalığa yakalanmış Liza adında bir kız tanıdım. İyileşmesi için tek bir yol vardı, beş yaşındaki erkek kardeşinden kan nakli yapılması gerekiyordu. Erkek kardeşi aynı hastalığın üstesinden gelmişti ve vücudunda hastalığı yenebilecek antikorlar oluşmuştu. Doktor bu durumu Liza' nın erkek kardeşine açıkladı ve ona ablasına kan vermeyi isteyip istemediğini sordu. Küçük çocuk bir an tereddüt etti ve derin bir nefes aldıktan sonra " evet, eğer Liza kurtulacaksa veririm " dedi. Kan nakli yapılırken küçük çocuk ablasının yanındaki yatakta yatıyor ve ablasının yanaklarına renk geldikçe bizlerle birlikte gülümsüyordu. Sonra yüzü sarardı ve yüzündeki gülümseme kayboldu. Başını kaldırıp doktora baktıktan sonra titreyen bir sesle, " Hemen mi öleceğim " diye sordu. Yaşı çok küçük olduğu için, doktorun sözlerini yanlış anlamıştı; kanının tümünü ablasına vermesi gerektiğini düşünmüştü. DAN MILLIMAN Gönderen: Ümmü GÜLSÜM

İşte o çok...

Alev bir buçuk, bilemediniz iki yaşındadır. Birden bire içeri girip, telâşla kat...kat demesiyle ünlenmiştir. Bunların hepsinde de aynı şeyi yapmaktadır. Kat, yani kağıt ister. Doğal olarak arkadan kalemi de isteyecektir. Yine büyük telâşla konuşarak çizmeye başlar;

- " Kaş... " der, kaş çizer...

- " Göz..."  der, göz çizer...

- " Saç... saç... saç.. saç...saç... diye de saçları çizmektedir!...            Gönderen: Alp ARPAD

 

1000 AYNALI TAPINAK

Bu da benim " sevgililer gün" ünde  sevenlere armağanım. Kabulu rica olunur. Aydoğan Kekevi  14.02.2002

 

Hindistan' da yüksek bir dağın doruğuna yapılmış " BİN AYNALI TAPINAK "  adlı görkemli bir tapınak vardı. Günlerden bir gün bir köpek dağa tırmandı. Tapınağın merdivenlerinden çıkarak " BİN AYNALI TAPINAK " a girdi. Tapınağın bin aynalı salonuna geçtiğinde bin tane köpek gördü. Korkarak tüylerini kabarttı; kuyruğunu bacaklarının arasına sıkıştırdı; korkutucu hırıltılar çıkararak dişlerini gösterdi. Ve bin köpek de tüylerini diktiler; kuyruklarını bacaklarının arasına alıp korkunç sesler çıkartıp dişlerini gösterdiler. Köpek paniğe kapılarak tapınaktan kaçtı. Ve o andan itibaren bütün dünyanın tehlikeli, korkunç köpeklerle dolu olduğuna inandı.

.......

Bir süre sonra bir başka köpek gelip dağa tırmandı. O da tapınağın merdivenlerinden   çıkıp " BİN AYNALI TAPINAK "a girdi. Tapınağın bin aynalı salonuna geldiğinde bin tane köpekle karşılaştı ve çok sevindi: Kuyruğunu salladı; neşeyle ordan oraya zıpladı ve köpekleri oynamaya çağırdı. Bu köpek tapınaktan çıktığında dünyanın dost ve sevecen köpeklerle dolu olduğuna inanıyordu. "

...........

Almanca' dan çeviri: Aydoğan Kekevi  14.02.02  Almanya. KOPF FIT  ( Dinç-Baş ) adlı " Eczahaneciler dergisi" nin Şubat 2002 sayısından alınmıştır.

 

 

 

1001 ALTIN

Yavuz Sultan Selim bir seferinde çok kötü bir fırtınaya yakalanmış. Bir eve sığınmışlar. Adam gözlerine inanamamış. Padişaha nasıl hizmet edeceğini bilememiş.

 

 

 

 

 

- Oh!  demiş Sultan Selim,  - Bu çorba çok güzel, bin altın eder.

 

 

 

 

 

Ertesi gün yola çıkmadan önce adama teşekkür etmiş Sultan Selim.  Borcunu sormuş.

 

 

 

 

 

 

- Ne borcu padişahım? Şerefi yeter bize!

 

 

 

 

 

 

- Olmaz hancı!,  demiş padişah. Söyleyeceksin!

 

 

 

 

 

Kelleden korkan adam  söylemiş:

 

 

 

 

 

- Hancı demezseniz sevinirim. Ben evinde sizimisafir etmekten onur duyan bir köylüyüm. 1001 altın padişahım!

 

 

 

 

 

 

- Çok demedin mi hancı?

 

 

 

 

 

- Çok değil padişahım! Bir altın ben biçtim yaptıklarıma, ısrarınız karşısında. E, çorbanın bin altın ettiğini de siz  söylediniz! Gön: Alp ARPAD

 

 

 

 

 

 Yaşayan Türkçemİz!

Yer: ... merkez

Konu: Arkadaş arkadaşı sevgilisinden ayırmaya çalıyor.  

" Adam hoples yani anlamıyo musun. Bırak gitsin !"

" Tamam da adam benim soul meytim. Hayatımda kimseyle bu kadar  iyi meç etmemiştim ben... "

" Evet ama herif friik yani.. "

" Sen de amma egzajere ettin. O kadar da değil. "

" Sen var ya resmen keys stadisin.. Adam manyak sen egzajere etme diyorsun. Senin beynin risetlenmiş kızım. " 

Yer: SGP

Konu: Yeni müşteri kafalama 

" Bence step bay step gidelim. Marketing toplantısında tam olarak ne konuşuldu? "

" Valla Ferit bey bize orada çok kısa bir briif verildi. Pek anlamadık doğrusu. "

" Briifin sabcekti neydi? "

" Yeni ordırlar. Size onlardan gelen imeyli forvırdlayayım mı? "

" Forvırdlama, print autunu getir. Fokus grup oluşturuldu mu " 

Yer: ... Üniversitesi

Konu: Dönem sonu ödevi 

" Hocam peypırların dedlaynı ne? "

" 23'ü "

" Hocam hümanitiis dersinin de peypır dedlaynı aynı gün. Biraz postpone edemez miyiz? "

" İsterseniz tümüyle iptal edeyim. "

" Yok o kadar da değil. Birkaç gün inaf bize. Overdooz bir durum oldu da "

" Oğlum senin adın neydi? Şu listede kendini bul ve üzerini kros yap hemen. Bir yıl daha oku da aklın başına gelsin. "

 Yer: " Kılab " ...

Konu: Kız araklama 

" Ortama smuut bir dalış yapalım. "

" Yapalım yapalım... Ağbi barın orda iki çikın var. Profaylları nedir? "

" Ağbi biri frozen biri kesinlike iveylıbıl. "

" Drink ısmarlayalım belki öbürü de açılır. "

" Sen ne içecen? "

" Yok ben aır hengoverim. Bir dikef kahve içecem. "

" Olum okasyon var burada sen kahve takılıyorsun. "

" Ekspiriyıns olum... İki gece üst üste olmuyor. " 

" Enerji drink al o zaman. Seni puş eder. "    Eylül 2005                                                            Gönderen: Serra YILMAZ 

GIOACCHINO Rossini

Rossini' nin bie eseri ilk sahnelenecektir. Artistlerden birisi sahne kenarında beklemekte olan Rossini' ye yaklaşır:

- İlk kez sizin bir eserinizi okuyacağım. Çok korkuyorum!

Rossini yanıtlar:

-Ben de!                         Gönderen: Serra YILMAZ 

İYİ KARPUZ VÂ...

Çiftçi her aksam tarlasına çocukların dadandığını  ve birkaç karpuzun eksildiğini fark etti. Bir süre düşündükten sonra, tarlaya bir uyarı levhası koymaya karar verdi: " Dikkat! Karpuzlardan birine  siyanür enjekte edildi! " Ertesi aksam çiftçi karpuz yiyemeden kaçan çocukları keyifle izledi. Bir hafta sonra, çiftçi tarlasında geziyordu.Karpuzlarını denetleyerek eksik olmadığını düşünürken gözü kendi levhasının yanına  konan bir levhaya ilişti: şimdi o karpuzlardan iki tane var! "  Gönderen: Doktor Hâlis Refik AKBABA

                                                                                       GÖZLEM
Bir gözlem: Üniversitenin ilk günü dekan bir sınıfa girdi ve " Günaydın! " dedi. Sınıf hep birden " Günaydın, öğretmenim! " deyince, " A! Siz birinci sınıfsınız " dedi. Sonra açıkladı: " Bir öğretmen sınıfa girip " Günaydın! " dediğinde, hepsi, " Günaydın, öğretmenim! " derse, birinci sınıftırlar; gazetelerini ortadan kaldırıp kitaplarını açarlarsa ikinci sınıftırlar; Öğretmeni görmek için gazetelerinin yukarısından bakarlarsa üçüncü  sınıftırlar; ayaklarını sıraya koyup gazetelerini okumaya devam ederlerse dördüncü sınıftırlar. Öğretmen içeri girip " Günaydın! " dediğinde, bunu not alıyorlarsa master öğrencisidirler "  Gönderen: Doktor Hâlis Refik AKBABA

MÜKERRER

Vefat etmiş yakınımın cenaze namazını kılmak için beklerken tabutun konulacağı arabayı şimdiden tespit edeyim de takip edip kolayca mezarı bulayım düşüncesine kapıldım. Cenaze arabalarının yanına gittim ki araba sayısı en az otuz. kalabalıktan belliydi zaten. Camlarında adını göremeyince hazır bekleyen şoförlerden birine sordum:

- Hangi arabanın hangi cenazeye ait olduğunu nasıl anlarım?

- Mükerrer mi? 

Kısa bir duraklamadan sonra:

- Hayır, İlk defa ölüyor!  diye cevapladım.

Yasta gülmek adetim değildir. Meğerse adam, üst üste gömülüp gömülmeyeceğini sorarmış! Gönderen: Doktor Hâlis Refik AKBABA

                                                                                              Diğer bir ANEKDOT için

Bir Onceki Yapıt Teknik Aksaklık Bildiriniz Edebiyat Atölyesi Girisi Türkce veya Diğer Bir Dil Yanılgısını Bildiriniz Sözlük Telif Hakları Kanunu İmla Kılavuzu  Radyolu Dakikalar ODA AKDENİZ ODA EGE ODA MARMARA Enstitü Girisi Bir Sonraki Yapıt