ANEKDOT ÇAĞLAYANI
|
Cenk KORAY Cenk KORAy anlatıyor: " Aç karna kaç sandviç yersin demişler adama. Dört demiş. olmaz bilemedin demişler, Birini yediğinde artık karnın aç değildir. diğer üçü tok karna yenen olur. eve gitmiş adam ve karısına sormuş. Karısı üç demiş. adam durmuş, bozulmuş ve dört deseydin sana güzel bir cevabım vardı demiş " 21.08.2005, Neydi O günler, Halit KIVANÇ, TRT 2.. Gönderen: Alp ARPAD Üç Örnek İsim
II. Dünya Savaşı
yıllarında Gazi Lisesi' ni bitiren iki genç, okulu bitirir bitirmez,
yurtdışında okumak için gençlerden birinin babası olan, Milli Eğitim
Bakanı'na gitmişler. Bakan, çocukları dinlemiş ve oğlunu dışarı çıkartıp,
oğlunun arkadaşına şöyle demiş: Uçağa binen çocuğun adı: Gazi Yaşargİl, Bakan: Hasan Âli Yücel; oğlu ise rahmetli şairimiz Can Yücel.... Gönderen: Ayşe GÜLİN Bitmedi... Arkadaşı, yurt dışında tıp eğitimi alır. O kadar başarılı olur, o kadar başarılı olur ki, dünyada O' nun adını duymayan bir tıp adamı kalmamıştır. Bu profesör Türk olduğunu her fırsatta haykırmış, kendi icat ettiği, tasarladığı ameliyat aletlerine; Ayşe, Ceylan, Leyla, Eşek Semeri gibi Türkçe isimler vermiş ve konusundaki her tıp adamı bu isimleri kullanmaya başlamıştır. Tahmin edeceğiniz üzere bu kişi Türkiye' de bir hastane açmak istemiş ama Türk Bürokrasi duvarını aşamamış ve halen bunu gerçekleştirememiştir. Oysa İsviçre; ülkede 60 yaşını aşan doktorlara ameliyat izni verilmemesine karşılık iki sene üst üste yasalarını değiştirerek ona bu hakkı tanımıştır. Evet arkadaşlar bu hikayeyi hiç unutmayacağım. Bu ünlü cerrah sonunda Türkiye de tüm üniversitelerimizden takdir edildi ve Cumhuriyet tarihinde ilk kez, TBMM tarafından " Onur Madalyası " aldı. Bu kişi; Profesörlerin Profesörü, Profesör Gazi YAŞARGİL di. Hikâye hâlâ bitmedi... Ünlü şairimiz Can YÜCEL' in oğlu, Yeni Can YÜCEL de doktor olarak mezun oldu ve babası onu can arkadaşı Gazi Yaşargil' e göndermişti. O da onu beyin cerrahı olarak yetiştiriyor. Şu an Doç. Dr. Yeni Can YÜCEL... Gönderen: Yeşim ESEMEN Kurban Öpücüğü Kurban ile ilgili bir anımı sizlerle paylaşayım. Bundan sekiz yıl kadar önceydi, annem düşmüş, kalçası kırılmış, Kurban Bayramından bir kaç gün önce ameliyat olmuş hastanede yatıyordu. Bayramın ilk günü sabahı yandaki odaya bir hasta getirdiler, 20' li yaşlarında bir genç adam. Onun da kalçası kırılmıştı ve ameliyat olacaktı. Merak ettik, ilgilendik tabii nasıl olmuş diye. Olay Ankara Bahçelievler’ de geçiyor. Bu genç ertesi gün kesilmek üzere aldıkları koyunu arabasının arka koltuğuna oturtmuş, evine doğru giderken, koyun birden doğrulmuş ve uzanarak burnunu genç adamın yanağına dokundurmuş. Arka koltuktaki koyunun varlığından tedirgin olarak araba kullanmakta olan genç ise bundan ürkerek arabanın kontrolünü kaybetmiş ve refüje çarparak arabası devrilmiş. Canı yanarken bir yandan da gülerek bunu anlatıyordu. Gönderen: Sema OKURER Dağıtım Haham peder ve imam uzunca bir sohbetten sonra hayır için toplanan paraların nasıl ve ne kadarının tanrıya hizmet adına ayırdıkları nı birbirlerine sormuşlar. Peder: - Biz demiş ortaya bir çizgi çizeriz ve topladığımız paraları çizgiye doğru fırlatırız.çizgiyi geçenleri tanrıya hizmet için ayırırız. Geçemeyenler bizde kalır. İmam: - Biz de demiş ortaya bir daire çizeriz, sonra paraları daireye fırlatırız dairenin içindekileri tanrı adına hizmet için ayırırız, dışarıda kalanları biz alırız. Haham: - Biz demiş çizgi falan çizmeyiz. Topladığımız paraları fırlatırız havaya. O ordan alacağını alır, yere düşenler bizde kalır. Gönderen: Mehtap İNAN NE AİLE AMA!...
Tonyalı Cemal, Temel' e övünüyormuş: |