ANEKDOT ÇAĞLAYANI
|
Sıcak, Sıcak!... Enis bey ve arkadaşları bir turne esnasında denize girmektedirler. Hava sıcak, beyinler yorgun, zihinler doludur. Herkes kendi halinde suyla, kumla, şakayla, bir şeyle meşguldür. Diğer bir arkadaşları iskeleye gelir. Denize atlama hazırlığındayken bizimkilere bağırır; - " Soğuk mu sıcak mı? " diye sorar. Hepsi bir ağızdan coşkuyla yanıtlar; - " Sıcak, sıcak! " Bunun üzerine arkadaşları güp diye suya bırakır kendini. Bir süre geçer dışarı çıkmaz. Koşup kurtarırlar. Sayın FOSFOROĞLU bu gibi durumlara verdiği kendi buluşu adlandırmayı Cumartesi geceleri TRT FM' deki programında bu anekdotu anlatırken söyledi ama aklımda kalmadığından benim soru takdim tehiri diyebileceğim bir duruma yakalanmıştır arkadaşı. Asıl sormak istediği soru; - " Derin mi sığ mı? " sorusudur. Gönderen: Alp ARPAD Devre Benim de sevdiğim ve günlük hallerde dahi kullandığım bir tiyatro deyimi vardır. Trak girmek. Söyleyeceklerinizin aklınıza gelmemesi ve bir süre ne ileriye ne geriye doğru bir şey yapamamanız. Bağlantıyı da bulamazsınız, bulsanız zaten ilerlersiniz bir şekilde. Bu genelde saniyelerle de sürebilir, daha fazla da. Az süreni de kimine göre büyük bir yıkım ama çok süreni herkese göre büyük bir yıkım cidden. Enis bey uzun süren biri için esprisini patlatıyor bir sohbette; - " Kardeşim bizimkiler traktı ama bunun ki antrakt! " Gönderen: Alp ARPAD Cenap ŞAHABETTİN Cenap beye bir toplantıda sorulur;
-
" Niye o küstaha bir tokat aşk etmediniz üstadım? "
Cevdet SUNAY Emekli büyükelçimiz Fahir ALAÇAM bir televizyon sohbetinde anlatıyor: " Cumhurbaşkanımız Cevdet SUNAY resmi bir ziyaret için İran' a gider. Konuşmalar esnasında İran Şahı rıza Pehlevi ordumuzun çok kuvvetli olduğunu, bunu nasıl başardığımızı sorar. sayın Sunay yanıtlar: " Ordumuz kuvvetlidir çünkü milletin ordusudur! " . Sonra da ekler: ' Görebildiğim kadarıyla, buradaki ordu sizin ordunuzdur ve bütünüyle size bağlıdır. Yarın, Allah göstermesin size bir şey olsa, bu ordu ertesi gün dağılır. Bu itibarla size dostane ve içten tavsiyem, İran ordusunu bir an önce İran milletinin ordusu haline dönüşmesini sağlayacak önlemleri hemen almaya başlamanızdır. Bundan hem İran milleti hem de siz kazanırsınız " Şah daha sonra bunu başaramamış olacak ki on yıl sonra Humeyni, orduya rağmen Şah' ı devirdi " Uğur DÜNDAR Güneri CİVAOĞLU bir gün Uğur DÜNDAR' a bir tavsiyede bulunur; - " Kızdırmayacağın dört kişiyi bir yana koy, onlarla ilgili kötü bir şey duysan dahi yazma da, sonuçta hiç olmazsa cenazeni taşıyacak dört adam kalsın bu dünyada " Gönderen: Atlı Karınca Semih BALCIOĞLU Başkent TV' deki bir sohbette uluslararası karikatürcümüz en çok hoşuna giden karikatürü anlatır: - Boğa ile matadoru kumaşçıya giderler. Bütün kırmızıları çıkartırlar. Bir tanesi matadorun hoşuna gider. boğaya gösterir. boğa; - I ıh! der. Öteki bir kırmızıyı işaret eder, - Bu çok iyi! Gönderen: Alp ARPAD Tom ile Pom Tom ile Pom' un arabası bozulur. Hava çok kötüdür ve bir yere sığınmak zorundadırlar. Bir çiftlik bulup gece yarısı kapıyı çalarlar. Kapıyı açan kadın, " Olur ama ben dulum. Dedikodu olur. Bütün gece salondan dışarı çıkmayacağınıza söz verin " der. Hava o kadar kötüdür ki her ikisi de candan bağırırlar, " SÖZ !... " Aradan epey bir zaman geçer, bir gün Pom bürosunda otururken bir mektup alır ve telâşla Tom' u arar; - " Oğlum sen çiftlikte kaldığımız geceyi hatırlıyor musun? " - " Evet? " - " Galiba madamla yattın değil mi? " Sözünü tutmadığının anlaşılmasının verdiği sıkıntıyla Tom yanıtlar; - " Evet..." - " Hadi yattın bir şey değil ama ad olarak benim adımı verdin değil mi? Yakalanan Tom iyice köşeye sıkışmıştır; - " Zayıf bir anıma geldi. Ne olur kusura bakma! " - " Oğlum ne adamsın ya! Biraz önce madamın avukatı aradı. Bin dönüm çiftliği, çiftlik evini bana miras bırakmış rahmetli!..Gön:Yakup Dede Ressam Çocuk
İlkokul 5.
sınıfta resim dersinde öğretmen 'çocuklar konu serbest' demiş: " Hayvan
resimleri çizin bakayım ". On dakika sonra küçük Ahmet el kaldırmış,
öğretmen yanına gelmiş. Resim kağıdının üzerinde bir sinek duruyormuş.
Çocuğun bu sinekten şikayetçi olduğunu zanneden öğretmen, eliyle sineği
kovalamış ama hayvan hiç hareket etmemiş. Biraz daha dikkatli bakınca da
sineğin gerçek olmadığını fark etmiş. Bu bir sinek resmiymiş. Öğretmen
şaşkınlıkla sormuş:
-
" Yavrum
beni hemen babana götür " demiş. " Sen müthiş bir yeteneksin. Burada
harcanmaman gerekir. Derhal güzel sanatlara transfer olman gerek. Babanla
konuşmalıyım. Dersten sonra Ahmet' le beraber dar bir patikadan bir
gecekonduya gelmişler. Evin içindeki yatakta, dizlerini karnına çekmiş,
üzerinde yorganı ile bir adam yatıyormuş.
Öğretmen "
Geçmiş olsun efendim " demiş; GOLFÇU Bir grup kadın golf oynuyorlardı. Kadınlardan biri sert bir vuruş yapar ve top biraz ötede oynayan erkeklerden birine çarpar. Adam ellerini bacak arasında tutarak iki büklüm olur ve yere yıkılır. Kadınlar özür dilemek için o tarafa doğru giderler. Adam yerde kıvranmaktadır. Kadınlardan biri; - " Kusurumuza bakmayın lütfen istemeden oldu, çok acıyor mu? ' der. Adam cevap vermez ve elleri bacaklarının arasında inlemeye devam eder. Kadın; - " İzin verin, size yardım edeyim, ben Fizik Terapistiyim ' der. Adam kabul etmez ama inlemeye de devam etmektedir. Kadın ısrarlıdır: - " Lütfen bırakın yardım edeyim ". Adam isteksiz
- " Peki
' der. Kadın adamın ellerini iki yana açar ve kemerini çözer. Pantolonunun
üst düğmelerini açtıktan sonra, ellerini oradan içeriye sokarak masaj
yapmaya başlar. Aradan bir iki dakika geçtikten sonra kadın sorar; - " Gerçekten çok iyisiniz ama elim hâlâ çok feci acıyor!... " Gönderen: Serra YILMAZ TIP VAKASI Profesör, öğrencileri ile Karadenizli hastanın yatağının başına gitmiş. Onlara, yeni bir hastalığın belirtilerini öğretecek. Yatakta kendinden yarı geçmiş hastayı göstererek konuşmaya başlamış: - Bakın yüz rengi sarı. Gözler içeri çökmüş, burun daha sivri görünüyor. Kaşlar tepki vermiyor, ifade anlamsız, çene aşağı sarkmış. Hasta, hafifçe doğrulup söylenmiş: - Sen da sançi dunya cüzelisun!.. Gönderen: Serra YILMAZ
GÜZEL AMA... Turistler Karadeniz' i, Karadenizli rehber eşliğinde gezmektedir. Turistler gittikleri her yere hayran kalmaktadır. Sık ormanlar, dağlar, akarsular... Bir ara bir turist gördüklerinden etkilenmiş olarak rehbere döner; - Ah, ne güzel manzara! - Manzara cuzel olmasina cuzel da ağaçlardan cöremeyruz!... Gönderen: Mehtap YILMAZ Deve Genç deve annesine sormuş: Anne, niye bizim ayaklarımız bu kadar büyük?....Çölde kuma batmamak için yavrum.. Peki anne, Kirpiklerimiz niye bu kadar gür?.... Çölde kum kaçmasın diye.... Peki, bizim niye hörgüçlerimiz var?... Çölde çok uzun süre susuz kaldığımızda oraya depoladığımız sudan kullanırız.... Peki o zaman anne, Ankara hayvanat bahçesinde ne halt yiyoruz?.... " ... " Gönderen:Yakup Dede KÖYLÜ
Ateşli bir köy çocuğu şehrin en büyük marketinde işe başvurur. Dünyanın bu
en büyük alışveriş merkezinde her şey şey satılmaktadır. Patron sorar: ALINGAN HIRSIZ
Çin' de bir üniversitede oldukça ilginç
tamamıyla gerçek bir olay... Kızın biri bir gün yeni aldığı bisikletiyle okula geliyor ve okulun bahçesindeki bisiklet parkına henüz kilit almadığı için öylece bırakıyor..
Derslerin bitiminde okul çıkışı bisikletinin yerinde olmadığını görüyor ve
çok sinirleniyor. Ertesi gün sabah okula geldiğinde bisikletini üzerinde bir notla bir gün önce bıraktığı yerde buluyor. Üzerindeki notta " Çok özür dilerim ama bisikletine gerçekten çok ihtiyacım vardı aldıktan 2 saat sonra geri getirdim ama sanırım çıkışına yetişemedim çok üzgünüm anlayışın için teşekkürler." Kız doğruca bir bisikletçiye gidiyor ve 5 tane kilit alarak okula dönüyor.. bisikleti iyice kilitleyip 5 farklı anahtarla derse giriyor
ve olayı arkadaşlarına anlatıyor. Ders bitimi okul çıkışında 5 kilit taktığını anlattığı arkadaşlarıyla beraber bisikletini almaya gittiğinde şok oluyor.., Bisikletin üzerinde 10 kilit ve birde not var.. "Eğer acil ihtiyacım olduğu halde ben kullanamayacaksam sen hiç kullanamayacaksın!
" Gönderen:
Niyazi HIKMAZ |