www.sizedebiyat.com SiZedebiyat

ANEKDOT  ÇAĞLAYANI

O zaman Der...

S. HOLMES ve Dr. WATSON

Sherlock HOLMES ve yardımcısı Doktor WATSON bir görev sırasında kıra gidip kamp kurarlar. Yemeklerini yiyip, şaraplarını da içince uyku bastırır. Uykunun en derin yerinde HOLMES WATSON' ı dürterek uyandırır. Uyku sersemi WATSON ne olduğunu sorar;

- " Yukarı bak WATSON, ne gördüğünü söyle bana... "

- " Bunun için mi dürtükledin beni? Bir sürü yıldız var yukarıda?.. Milyonlarca yıldız görüyorum.

" Holmes sorar: " Bu sana neyi gösteriyor? " Watson bir an düşünür ve yanıtlar:  " Astronomik olarak milyonlarca galaksinin ve dolayısıyla milyarlarca gezegenin varlığını görüyorum. Yıldızların konumuna bakarak saatin 03 ' ü çeyrek geçtiğini çıkarıyorum. Teolojik olarak tanrının kudretini ve kendi acizliğimizi görüyorum. Meteorolojik açıdan da bugün havanın çok güzel olacağını tahmin ediyorum. Neden sordun? Sana ne gösteriyor?  Bir de mehtap çok güzel valla... Peki bu sana neyi ifade ediyor HOLMES? "

- " Saftirik WATSON!  Görmüyor musun, çadırımızı çalmışlar... " Gönderen: Çetin ÇAKIRÇALI    

129 NUMARALI AYET

O günkü görevine başlamak üzere kiliseye giderken otobüs bekleyen rahibeyi de arabasına alır. Sıcak bir sohbe, rahibenin bacak bacak üstüne atıp ortaya açık vermesiyle devam eder. Rahip dayanmaz, şeytana uyar ve vites kolu numarasıyla kazayla bacakları eller. Rahibenin kızardığını görünce özür diler ve elini hemen çeker. Birazdan tekrar şeytana uyar. Bu sefer biraz daha kızaran rahibe;

- " Sevgili Peder, lütfen 129 numaralı ayeti hatırlayınız ! " diye uyarır. Rahip özür diler ve isteksizce elini çeker. Ama işte şeytan bu ! Yine aynı hadise olunca;

- " Pederim, 129 numaralı ayeti hatırlayın ! " kıpkırmızı kesilen rahibe bu kez söylenmiştir. Rahip bir kez daha deneyince iyice kızarmış rahibe, manastırın bahçesine girdiklerinden kendisini burada indirmesini söyler. Perişan rahip istemeye istemeye indirir. Aklı kızgın rahibededir. Derhal kilisedeki odasına koşar ve kutsal kitabını açar. 129 numaralı ayet şunu salık vermektedir;

" İleri gidin ve araştırın! Sonunda zafere ulaşacaksınız... "  Gönderen: Yakup Dede
                                                                                     Yangın

Geçenlerde bir üniversite binasında yangın çıkmış. İtfaiyenin raporuna göre:
* Yangının Kimya Bölümü'nden başladığı sanılıyor.
* İnşaat Mühendisliği yangını söndürmek için ne kadar su gerektiğini en ihtiyatlı yaklaşımlarla hesaplamış, kendi bölümlerinde

yangını söndürmüşler fakat bina sular altında kalmış.
* Fizik bölümü yangın çok hızlı yayıldığı için yerini tespit edememiş.
* Meteoroloji bölümü o gün yağmur yağma olasılığını hesaplamaktaymış.
* Bilgisayar Mühendisliği yangın söndürme programını bilgisayara yüklemiş, çıktı almayı bekliyorlarmış.
* Matematikçiler yangının söndürülebileceğini 2 dakikada, söndürülemeyeceğini ise 14 dakikada kanıtlamışlar, ancak çözümün tek

olup olmadığını araştırırken bölüm kül olmuş.
* İlahiyat Fakültesinde Allah'ın işine karışmayı uygun görmemişler.
* İstatistik bölümü örneğin güvenilir olması için 5 yangın daha başlatmış.
* Tarih bölümü arşivde önceki yangınlarda ne yapıldığını araştırmaya başlamış

* Edebiyat bölümü "yangın vaaar!" diye bağırıyormuş.
* Felsefe bölümünde antik çağ felsefecileri dört element fikrine göre ateşin düşmanının su mu yoksa toprak mı olduğunu,

çağdaş felsefeciler yangının objektif gerçekliği olup olmadığını tartışıyormuş.
* Rektörlük çaycısı ocağı kapatıp su yangın alevinden istifade su ısıtmaya gitmiş.
* Rektör Burkina Faso'da bilimsel bir toplantıdaymış.
* İtfaiyeye telefon eden kantinci olmuş.
   Gönderen: Çetin ÇAKIRÇALI    

 

Profesör

İyi bir tatili hak ettiğini düşünen bir profesör bir tatil kasabasına gitmiş. Çalışmaktan kendine zaman ayıramamış, düşüncelerini

yalnızlığı ile yıllardır paylaşmış, bu arada evlenmeye bile fırsat bulamamış. Gittiği tatil kasabasında alçak gönüllü bir pansiyon

bulmuş ve yerleşmiş. Aslında pansiyoncu bayan bu yeni müşterisini kendi bekarlığı için de bir umut ışığı olarak görmüş.

Akşam yemeklerinde daha çarpıcı olmaya özen göstererek bir süre dalgın profesörümüzün gözüne çarpmaya çalışmış ama nafile,

kafasındaki soyut bir takım hesaplar ve düşünceler içerisindeki profesör hiçbir şeyin farkında değilmiş. Bir gün pansiyonun arka

tarafındaki kümese gözü ilişmiş, kümeste dört beş horoz birden varmış. Bu durumu pansiyoncu bayana sormuş; " Benim bildiğim bir

kümeste bir tane horoz bulunur " diyecek olmuş ama sözü hemen kesilmiş; " Zaten onlardan bir tanesi horoz. Diğerleri profesör !...

Gönderen: Haruncuk

SOKRATES

Sokrates ve eşi bir türlü iyi geçinemezlermiş. Bir gün eşi Sokrates'e verip veriştirmiş, ağzına geleni söylemiş. Bakmış kocası hiç bir 
tepki göstermiyor; bir kova suyu alıp başından aşağı boşaltmış. Sokrat, gayet sakin: " Bu kadar gök gürültüsünden sonra bir sağanak 
zaten bekliyordum " demiş. Gönderen: Çetin ÇAKIRÇALI     
 

Life Goes On

Bir kadın işe girmek için müracaat etmiş. Medenî hâlini sormuşlar: “ Beş yıldır dulum, iki çocuğum var. Biri on, öbürü iki yaşında.
- “ Küçük çocuğunuz iki yaşında ve kocanız öleli beş yıl oldu. Öyle mi?
- “ Evet ama ben yaşıyorum ”
Gönderen: YunusBir    

EFLÂTUN

Bir gün Eflatun, talebelerinden birini kumar oynarken yakalamış ve şiddetle azarlamış. Talebesi: "İyi ama ben çok az bir paraya 
oynuyordum " diye itiraz edecek olunca Eflatun cevap vermiş: " Ben seni kaybettiğin para icin değil, kaybettiğin zaman için azarlıyorum " 
 

Gönderen: YunusBir    

Mehmet AKİF

Bir toplantıda, bir genç Mehmet Akif' i küçük düşürmek ister:  " Affedersiniz, siz veteriner misiniz? " Mehmet Akif hiç istifini bozmadan

şöyle yanıtlamış: " Evet, bir yeriniz mi ağrıyordu? " Gönderen: Çetin ÇAKIRÇALI     
 

Şans 

10. Bir filozofa sormuşlar: " Şansa inanır mısınız? " Filozof: " Evet, yoksa sevmediğim insanların başarılarını neyle açıklayabilirdim." 
 Gönderen: Çetin ÇAKIRÇALI 

Benjamin FRANKLIN

Gençliği sırasında biraz dikkatsiz olan Benjamin FRANKLIN, daha sonra insanları yönetmede o kadar beceri ve güç sahibi kazanmıştı ki,
Fransa' ya elçi olarak gönderilmişti. Başarısının sırrını daha sonra kendisi şu şekilde anlatıyordu: " Her değersiz adam eleştirir, kötüler ve şikayet eder. Ve değersizlerin çoğu bunu yapmaktadır. Bir tek kimsenin kötülüğünden söz etmedim. Ve herkeste ki iyiliği ileri sürdüm "
Ama, anlamak ve bağışlamak, karakter ve irade işidir "
Gönderen: Çetin ÇAKIRÇALI

 

Şapkalı Mı Şapkasız Mı

 

Pazarlamacı bütün iyi niyetiyle ve aşkıyla el sıkışır, işe başlar. Şehir dışına yaptığı geziden döner ve muhasebe müdürüne harcamalarını içeren listeyi verir. Müdür harcamaları çok beğenir, tebrik eder ama o en alttaki şapka masrafının ne anlama geldiğini sorar. Pazarlamacımız da, iş gezisine trenle gittiğini, trenden başını çıkardığında başının üşüdüğünü, üşüyen başının işine gerektiğini, o başa üşümemesi için bir şapka gerektiğini anlatır. Müdürü de " Oğlum, bu şapkayı beğenmedim. Çıkar o şapkayı hesaptan " der. Mecburen, şapka hesaptan çıkarılır. Bir sonraki iş gezisinde, geçen seferki gezideki şapka yine hesaptadır. Muhasebe müdürü sinirlenir ve şapkayı hesaptan çıkarmasını söyler. Bunu, tekrar eden diğer geziler takip eder. Artık müdürün en büyük merakı, oğlanın dönüşünde hesabın şapkalı olup olmadığıdır. Habire şapkayı çıkartır. Son geziden dönen pazarlamacının listesini elinden kapan müdür;

- " Aferin, bak gördün mü şapka yok hesapta. İşte böylee.. Şirkete ne senin giydiğin şapkadan evladım! Çıkar o şapkayı başından da işte böyle rahat edelim. Gördün mü bak, hesapta görmeyince rahatladım. Sen de rahat ol oğlum. Sahi nereye gitti o şapka şimdi? "

- " Siz rahat edin diye ben şapka giymiyorum artık efendim. Hesaba giydirdim! " 

Gönderen: Çetin ÇAKIRÇALI

09: 3o dan Önce

İşe alındığını anlayan eleman çok iyi anlaştığını anladığı yeni müdürüne sıkılarak, savaşta cinsel organını kaybettiğini, bunun bir eksiklik olduğunu bildiğini ama bunun için kendisine kimsenin acımamasını ve özel bir muamele istemediğini söyler. Müdür çok üzülür, duygulanır, gururlanır ve merak etmemesini, işi cinsel organının değil beyninin yapacağını, yarın sabah 09:30 da işe başlamasını söyler. Buna alınan çiçeği burnunda eleman işin 08: 3o da başladığını bildiğini, gururunun incindiğini, özel muamele istemediğini belirttiğini kırgınca belirtince, beklemediği bir yanıt alır;

- " Sayın yeni elemanımız. Size özel muamele sağlamıyorum ama bana belirttiğiniz durum sonucunda bunca yıllık müdürlük deneyimime göre ötekilerle uyum sağlamanız, ayrı düşmemeniz için size bunu öngördüm. Sizin, 08:3o la 09: 3o arası oyalanacak bir durumunuz, kaşıyacak bir şeyiniz yok.  Gönderen: YunusBir

Heytt!...

Anekdot bu ya, barda adam fare ile arkadaş olur. Omuzda fare, ikisinin elinde kadeh iki arkadaş içerler. Zom olurlar. Yine de hesabı öder ve çıkarlar. Fare omuzdan, adam gırtlaktan nara atarken mahalleli rahatsız olur. Susmalarını ihtar ederler. Sarhoş ya;

- " Gönderin bakiim o evin tüm halkını, hepsinin sırtına binicem " der. Fare de destek çıkar;

- " Gönderin bakiim o evin tüm kedilerini, sırtına binicem.. Gönderen: YunusBir

Profesörümüz

Eve bir papağan almaya karar veren çift kuşçuya gider. Cins cins, renk renk papağanlar vardır.

- " Şuradaki yeşillide bin lira yazıyor. Ne özelliği var?

- " O iyi bir kuştur. Sizinle konuşur, randevularınızı hatırlatır "

- " Öteki kırmızılıda iki bin beş yüz lira yazıyor. Özelliği? "

- " O da sizinle konuşur, hatırlatır, ayrıca iki yabancı dili vardır "

- " Hımm, şuradaki mavili kırmızılıda yirmi iki bin beş yüz yazıyor. Özelliği? "

- " Diğer hepsinin yaptıklarını yapar. Sekiz lisan bilir. Üstüne bir de saz çalar, çeşitli ülkelerden öyküler ve fıkralar derlemesi vardır "

- " Peki şuradaki renksiz, tüysüz, kel, ha öldü ha ölecek kuşun üzerinde yüz bin lira yazıyor. Ne özelliği var? "

- " Hiç! Ben bir özelliğini görmedim; geldiğinden beri konuşmadı bile. Yalnız diğer bütün kuşlar önünde saygıyla eğiliyor, ona hocam diyorlar! "                                                                                                                         Gönderen: Yakup Dede

Ne Oloor?

Genç güzel Ermeni kadını, yaşlı zengin bir Ermeni beyle evlenir. Gerdek gecesi adam ölür. Durumdan şüphelenilince iş mahkemeye gider. Hakim anlatmasını söyler. Ermeni kadını anlatır;- " Zoo, tam iş bitecek, adam titremeö basladi. Ben zannetti adam geleooor, halbukim adam gideooor..                                                                                               Gönderen: Yakup Dede

Terazi

Bir fırıncı, tereyağını yakındaki bir çiftlikten alıyordu. Bir gün 3 kiloluk tereyağı paketini çok hafif buldu. Bundan sonrada aldığı tereyağlarını tartmaya başladı. Tereyağı gittikçe daha hafif geliyordu. Fırıncı sonunda çok kızdı ve bir dava açtı. İş yargıcın önüne gelmişti. Yargıç çiftçiye;

-  " Senin terazin ve kiloların yok mu? " diye sordu.
-
" Var efendim. Ama kiloya gerek yok " yanıtını verdi. Yargıç bu yanıta biraz sinirlendi;
- " Kiloya gerek yoksa nasıl tartıyorsun? " diye sordu. Çiftçi kendini savunmak için gerekli açıklamasını yaptı;
 " Çok kolay. Fırıncı benden 3 kg tereyağı aldığı sürece bende ondan 10 ekmek alıyorum.10 ekmek 3 kg geliyordu. Terazinin bir köşesine ondan aldığım 10 ekmeği koyuyorum .Bunlar bana ölçü oluyor. Eğer tereyağı noksan gelmişse bu benim hatam değil onun hatasıdır!.. " Gön: Yakup Dede

Mümkünatı Yok

Evlenme hazırlığı içinde olan bir çift trafik kazasında ölüp cennete gider. Damat adayı durumu görevli meleğe anlatarak evlenip evlenemeyeceklerini sorar.

- Bir bakayım, der, görevli melek. Aradan üç ay geçtikten sonra görevli melek mağdur çifte sevinçli haberi vermek için

- Her şey ayarlandı. Sizi evlendirebiliriz, der.

- Şey... Biz düşündük de, acaba evliliğimiz yürümezse bizi boşayabilir misiniz ?, diye sorar damat adayı. Görevli melek gök gürültüsü sesiyle son derece kızgın bir şekilde;

- Siz manyak misiniz ? Cennette bir imam bulabilmek için üç ayımı verdim. Avukat bulmak ne kadar sürer biliyor musunuz, bulamayabiliriz de!

Gönderen: Süleyman SAKALI

Oktay 7 Yaşında 3

Oktay' ın annesiyle babası tatil günü evde televizyon seyretmekten sıkılmış,  yatak odasına geçmeye karar vermişler.... Ama ne mümkün! 

- Oğlum, hadi biraz sokağa çık, gez, oyna..
- Ihhhhh. Israr faydasız.
- Öyleyse, annenle ben odamıza geçip dinlenelim biraz. Sen de doğrubalkona. Etrafta neler olup bitiyor, yüksek sesle bize rapor et.
- Şu an bizim sitenin otoparkına yabancı bir araç park etti. Şimdi de Aygaz arabası sokağa giriş yaptı. Yaşlı bir kadın markete giriyor...
Kısa bir sessizlik...Ve rapora devam;
- '' Yan komşumuz Ahmet Bey amcayla karısı Necla teyze sevişiyorlar!

Bizimkiler şok vaziyette. Babası sesleniyor;
- Oktay, ne alâka şimdi bu?..
- Hiç... küçük kızları Ayşe balkona çıktı!

Ucuzluk

Ülkenin birinde bir salonun giriş kapısının tamiri gerekiyormuş. Konuyla ilgili bürokrat, iki ayrı firmadan marangoz davet ederek kapıyı göstermiş, fiyat istemiş...
Birinci marangoz: " 500 milyon liraya olur bu iş " demiş... " 200 milyon malzeme, 200 milyon işçilik, 100 milyon da kâr..."

Bürokrat ikinci marangoza dönmüş:

- 2, 5 milyar lira...

- Oha! Nasıl olur bu kadar fiyat farkı?

- 1 milyar bana, 1 milyar size..." demiş ikinci marangoz, " 500 milyonu da bu arkadaşa veririz, kapıyı takar...

Made in USA

Güney Doğu' da bir grup daha çok ağaç kesebilmek için Amerika'dan motorlu testere getirtmeye karar vermişler. Gerekli bağlantılar kurulduktan sonra para ödenmiş mi ödenmemiş mi, birkaç tane elektrikli testere alinmiş. Garanti kağıdında da günde en az 500 tane ağaç keseceği belirtiliyormuş.Her neyse, bizimkiler koyulmuşlar ise. Akşam olduğunda en fazla ağaç kesen İbrahim imiş ve sadece 50 tane ağaç kesmiş. Doğal olarak herkes şaşırmış. Bir sonraki gün İbo zorlayarak sayıyı 100' e çıkarmış. Daha sonraki gün aksam İbo yerinden kalkamaz hale gelmiş ama sadece 150 tane ağaç kesebilmiş. Artik bizimkiler Amerika' dan bir yetkili çağırmaya karar vermişler. Yetkili gelmiş ve birlikte ormana gitmişler. Amerikalı motorun ipini çekip çalıştırmış ve çıkan ses üzerine bizimkiler hep bir ağızdan:
- Aboo o da ne vışş?

                                                                                              Diğer bir ANEKDOT için

Bir Onceki Yapıt Teknik Aksaklık Bildiriniz Edebiyat Atölyesi Girisi Türkce veya Diğer Bir Dil Yanılgısını Bildiriniz Sözlük Telif Hakları Kanunu İmla Kılavuzu  Radyolu Dakikalar ODA AKDENİZ ODA EGE ODA MARMARA Enstitü Girisi Bir Sonraki Yapıt