www.sizedebiyat.com SiZedebiyat

ANEKDOT  ÇAĞLAYANI

O zaman Der...

Oktay' ın Babası

Yaramaz Oktay, ağabeyi jön Tarık, babası ve annesi salonda oturmakta ve herkes bir şeylerle uğraşırken Tarık birden sessizliği bozar;

- " Baba! İyi bir evlilik için görüşlerini alabilir miyim? "

- " Annene sor Tarık; o benden daha iyi bir evlilik yaptı! "     Gönderen: Doktor Hâlis Refik AKBABA

Albert EINSTEIN

EINSTEIN başarısının sırrını anlatmış;

- " Başarıya A dersek, A =  X + Y + Z dir. X çalışmadır, Y eğlencedir. Z ise ağzını sıkı tutmaktır. Gönderen: YunusBir

Karar Vermek

Başarılı bir politikacıya başarısının sırrını sormuşlar;

- " Doğru kararlar nedeniyle " demiş. " Peki doğru karar nasıl alınır? " demişler,

- " Deneyim nedeniyle " demiş. " Deneyim nasıl elde edilir " demişler,

- " Yanlış kararlar nedeniyle " demiş.            Gönderen: Doktor Hâlis Refik AKBABA

Deneyim

Kadın işe yeni başlamış. Birinci müşteriden 15 lira almış. İkinci için düşünmüş, birinci 15 liraya çok sevindi, buna fazla diyeyim demiş. 150 lira almış. Üçüncüde de aynı mantığı kullanınca ücret 1.500 liraya çıkmış. Dördüncü de ise 15.000 lira olmuş rakam. Sevinçle eve dönünce arkadaşı kaç para kazandığını sormuş. O da nazar değmesin diye " Dört kişiden 1.500 lira demiş ". " Bana yalan söyleme " demiş arkadaşı, " Biliyorsun ben bu meslekte senden eskiyim. Sen dört kişiden 16.665 lira para kazandın."  Nasıl bildin " demiş bizimki şaşkınlıkla.. " E, kolay " demiş arkadaşı " Deneyim bu şaşmaz; 6666 ile 9999 u bir topla bakalım?

 Gönderen: Doktor Hâlis Refik AKBABA

Acemi Ayı

Avcı anlatıyormuş;

- " İşte o tarihte biz genciz, iyi koşuyoruz. Kahveye kestirmeden geleyim istedim. Ormanın içine daldım. Ayı peşime düşmez mi? Çifteyi bir kenara bıraktım sakince, sonra gelir alırım diye! Tabanları yağladım. Bir ara ayı çok yaklaştı, tam ensemde nefesini duydum. Tam o sıra ayağı kaydı, geride kaldı. Sonra yine ensemdeki nefes, sonra yine ayağı kaydı.. Yine nefes, ayak kayması... Bu böyle on kez kadar devam etti...

- " Yahu Recep, bu ayı iki kere benim enseme nefes verse, ben korkudan oracıkta altıma ederdim hani! "

- " Ayı neden kayıyor ikide bir diye sor bir bakalım be Ramiz! ".           Gönderen: Haruncuk

Nasip

Üç arkadaş farkeder ki, patronları işten erkenden çıkıp gidiyor, geri dönmüyor, sıyırtıyor. Ertesi gün onlar da sıyırtmaya karar vermişler. Ali, çay bahçesine giderek ayağını uzatır etrafa bakarak çayını içer. Remzi lokantaya gidip karnını doyurur. Temel de eve gider ve yatağa yatıp uyumak ister ama karısı patronuyla yataktadır.. Ertesi gün Ali, tekrar işi kırmalarını önerir. Remzi kabul eder, Temel itiraz eder;

- " Yok arkadaş ben bir yere ayrılmam. Dün az kaldı yakalanıyordum! "     Gönderen: Haruncuk

Kredinin Böylesi

New York' ta bir bankanın önünde duran son model Rolls Royce otomobilden inen adam, hızlı adımlarla bankaya girer ve önüne çıkan ilk görevliye, bireysel kredi için başvuruda bulunmak istediğini söyler. Görevli onu, müşteri temsilcisine götürür. Adam, çok acele bir iş için Avrupa'ya gitmek zorunda olduğunu ve bu nedenle bir hafta vadeli beş bin dolar krediye gereksinim duyduğunu söyler. Müşteri temsilcisi kısa bir araştırma yaptıktan sonra döner ve; " Ticari ve mali sicilinizi inceledik. Bu krediyi almanız için bir engel yok " der ve ekler: " Fakat bir konuyu belirtmeliyiz. Bizim bankamızla daha önce hiç çalışmamışsınız. Banka olarak sizi resmen tanımıyoruz. Bu nedenle, söz konusu krediyi verebilmemiz için karşılığında sizden bir teminat almak zorundayız ". Adam cebinden Rolls Royce'un anahtarını çıkarır ve bankanın müşteri temsilcisine uzatır;  " Çok acelem var, uçağa yetişeceğim, kapıdaki Rolls Royce' umu teminat olarak alabilirsiniz. " Kredi işlemleri çok hızlı bir biçimde tamamlanır. Banka görevlileri Rolls Royce otomobili bankanın garajına çekip, adama beşbin dolar krediyi verirler. Müşteri temsilcisi, kişisel merakını gidermek için bir hafta boyunca özel bir araştırma yapar ve bu yeni müşterilerinin aslında krediye ihtiyaç duymayacak, çok büyük bir servet sahibi olduğunu öğrenir. Bu onu daha da meraklı yapar. Bir hafta sonra adam yeniden gelip, borcunun ana parası beş bin dolarla, bir haftalık faizi dokuz buçuk doları öder. Tam ayrılacakken, bir türlü merakını yenemeyen  müşteri temsilci sorar:  " Lütfen söyler misiniz, sizin kadar zengin biri için çok küçük bir miktar olan beş bin dolarlık krediye neden gereksinim duyar? " Adam hafifçe gülümseyip: " Siz bana lütfen söyler misiniz, böyle lüks bir otomobili, New York'ta hangi kapalı garaja, bir hafta boyunca dokuz buçuk dolara bırakabilirsiniz? "     Gönderen: Haruncuk

 

Süper

Unutkanlık çeken iki arkadaştan birisi diğerine salık verir;

- " Bir doktor buldum, bir hapla tedavi etti, fıstık gibi her şeyi tek tek hatırlatıyorum. Bak sana da tavsiye ederim. Ona git, beni söyle. Yaz bak, adı.. şey.., hani üzerinde dikeni vardır, mis gibi kokar, neydi o? "

- " Gül çiçeğini mi demek istiyorsun? "

- " Hah, tamam! Güüll, sevgili karıcığım mutfakta meşgulsün biliyorum ama, geçen günkü doktorun adı neydi? "

Gönderen: Doktor Hâlis Refik AKBABA

Kütahyalı

Kütahya' da öğrendim; " Kütahyalı birbirini çok tutar. Öylesine iyi, öylesine sıkı tutar ki, Kütahyalı asla ilerleyemez!  Gön: Doktor Hâlis Refik AKBABA

Oktay ve Dedesi

Dedesi yaramaz Oktay' a içinden geldiği için tutar, on milyon lira cep harçlığı verir. Oktay itiraz eder; " Alamam, sonra bu kadar büyük parayı nerden buldun der, benden şüphelenirler dede " der.

- " Dedem verdi dersin oğlum? "

- " Dede o zaman hiç inanmazlar. Deden verseydi, elli milyondan aşağı vermezdi derler! "

- " İşte benim torunum budur! Al şunu Oktay, burada altmış milyon var "   Gönderen: Doktor Hâlis Refik AKBABA

 

İleriye Değil Geriye Doğru

Bir gazlı ve meyan köklü içecekler şirketinin temsilcisi Ortadoğu 'ya gönderilir. başarısız olup döner. Raporunda nedenlerini belirtir;

" Arapça bilmiyordum. Hem bilsem dahi halkın okuma yazma oranı çok düşüktü. Onlara anlatmak istediğimi resimle, şekille anlatmanın daha doğru olacağına karar verdim. Üç resim çizdirdim ve yan yana koydum. Harika resimlerdi. Birincisinde bir Arap! Çölde susuzluktan mahvolmuş, geberiyor neredeyse. Kumların üstünde sürünüyor.  İkincisinde kumları tırnaklarken, birdenbire kumun içinde bizim gazlı içeceğimizi buluyor. Kana kana saatlerce bizim içeceğimizi içiyor. Üçüncü de senin Arap canlanıyor, dünyaya geri dönüyor. Dipdiri. Çizimler bir başka şahane. Anlatım öyle. Nefis renkler. Başka bir ülkede olsa su bile değil, yalnız bizim içecekler satılır. Denizler bizim içeceğimizi taşıyan gemilerin altında görülmez olur, kaybolur. Bir tane bile satamadık. Bir ara anlamadılar sandım. Çizgilerimiz çok kuvvetliydi ve anlamışlardı! Ama sorun da buydu işte, Araplar sağdan sola okuyorlarmış meğer! "     Gönderen: Doktor Hâlis Refik AKBABA

Oktay Üç Yaşında

Yaramaz olacağı sorularından belli olan bizim Oktay, kendisini sobanın yanındaki leğenin içine sokup yıkayan, ter içinde kalmış annesine, birdenbire aşağıları göstererek sorar;

- " Anne; insanın beyni sallanır mı? "

- " Anlamadım oğlum? "

- " Bu sallananlar benim beynim mi yani? " der eliyle göstererek.

- " Haaa! şu anda değil oğlum, henüz değil! "  Gönderen: Doktor Hâlis Refik AKBABA

Papağan

Milyarlık telefon faturasını gören adam delirmiş vaziyette araştırmaya başlar. Edindiği ayrıntılı faturadaki bütün telefon numaraları arkadaşlarına aittir. Yalnız yaşadığından, kendisinden başka evdeki tek canlı olan papağanına bakarak olur mu acaba der ve takibe alır. Bir süre sonra yalnız olduğu kanısına varan papağan gider telefon rehberini açar, rastgele bir numara çevirir. Sahibinin sesini taklit ederek sohbete başlar. Ne kadar televole, bilmem ne evi, garibanlar çiftliği programı varsa çekiştirmeye başlar. Eve gelen gidenin dedikodusunu yapar. Çıldırmış adam saklandığı yerden fırlayarak tek hamlede yakaladığı papağanı bir hırsla duvara çiviler.

- " Şuursuzca konuşursun ha, kal orada bir hafta aç susuz da aklın başına gelsin! Bir daha yaparsan Allah yarattı demem kıkk, ona göre! " Şimdi gerçekten yalnız kalan papağan duvarda gerili kara kara düşünürken gözü tam karşısındaki " Çarmıha Gerili İsa " resmine takılır;

- " Alouuu, sen de mi telefoncusun birader!.. Ne kadarsın öyle asılı duruyorsun? " Tablonun içindeki İsa yanıtlar;

- " İki yüz senedir!. Bir şey mi vardı? "

- "  Vay anam vay!.. Deme beee!.. Nereyi aradın oğlum öyle ya? " Gönderen: Burçak SALCI

Osmanlı Torunu

Bitirim Ahmet 1960 ların başında, Almanyalı kadınların esmer erkeklere tren istasyonundan itibaren saldıklarını duyunca bavulunu bile almadan soluğu Münih' te alır. Trenden iner inmez Alman kadın Ahmet' e bakıp iç geçirir.

- " Ah! " der. " Nerde bizin tüysüz oğlanlar, nerde senin şu kıllı göğsün! Yarın kabul günüm, göstermek ve hatıra olarak saklamak üzere göğsünden bir tanesini kopartabilir miyim? " Gururlanmış Ahmet cevap verir;

- " Vitrini bozma kadın! Hatırına ardiyeden verelim! "   Gönderen: Doktor Hâlis Refik AKBABA

                                                                                              Diğer bir ANEKDOT için

Bir Onceki Yapıt Teknik Aksaklık Bildiriniz Edebiyat Atölyesi Girisi Türkce veya Diğer Bir Dil Yanılgısını Bildiriniz Sözlük Telif Hakları Kanunu İmla Kılavuzu  Radyolu Dakikalar ODA AKDENİZ ODA EGE ODA MARMARA Enstitü Girisi Bir Sonraki Yapıt